Güvenlik güçlerinin 22 Temmuz'dan bu yana terör örgütü  PKK'ya yönelik operasyonlarda 943 teröristi etkisiz hale getirmesi sonucu bölücü  terör örgütü mensupları arasında oluşan panik, korku, yeni strateji ve eylem  önerileri telsiz konuşmalarına yansıdı. Alınan bilgiye göre, telsiz konuşmalarında, bölücü terör örgütünce  yapılan eylemlerin her anının teröristler tarafından kameraya kaydedildiği ve  görüntülerin Irak'ın kuzeyine de gönderildiği, buradan gelen eleştiri ve  tavsiyelerin titizlikle uygulanmaya çalışıldığı, ancak teröristlerin çoğunun  istenileni tam olarak yerine getiremediği belirtildi. 
 
Bölgedeki teröristlerin sürekli eylem arayışında oldukları, ancak son  dönemde verdikleri kayıpların kendileri üzerinde özellikle de yeni katılanlar  üzerinde çok olumsuz bir etki ve korku yaşattığı ifade edildi. Telsiz konuşmalarında, "olaylara çok tepkisiz ve isteksiz" olmaları  nedeniyle bölgede yaşayanlar için "uyuz halk" ifadesini kullandıkları, tepki  verebilmesi için toplumu harekete geçirecek önemli bir durumun veya şartların  oluşturulması gerektiği, halkın, çoğu yerde hala çok belli etmeseler de Türkiye  Cumhuriyeti devletinin yanında olduğu izlenimini elde ettikleri ve bunun kendi  mücadelelerine büyük bir sekte vurduğu da yer alıyor. 
 
Orta saha sorumlusu Azad Siser kod adlı, Ekrem Güney'in telsiz  konuşmasında, "halkın sözde özerklik ilan ettiği, bu durumu kabul etmeyen  devletin halka ve terör örgütüne karşı topyekun bir savaş başlattığı" algısını  yaşatmanın ve halkı sahaya çekmenin başarıları için olmazsa olmaz bir şart  olduğu, bu dönemin terör örgütü açısından tarihi bir final niteliğinde  değerlendirildiği, başarılı olamamaları durumunda kendileri için bitiş olacağı  ifadeleri yer aldı. 
 
Yabancı basına destek talebi 
Yabancı basının terör örgütünün eylemleri hakkında olumlu haberler  yaptığı, bölgede "iç savaş" algısı oluşturacak görüntülerin gerektiği, çatışmalarda  harap olmuş bina ve açılan hendek görüntülerinin bu kapsamda çok işe yaradığı,  yabancı basına karşı her türlü desteğin verilmesinin çok önemli olduğu da telsiz  konuşmalarına yansıdı. 
 
Bölücü terör örgütü mensuplarının konuşmalarında, "özyönetim" ilan  edilen yerlerdeki çatışmalarda, "Türkiye Cumhuriyeti'nin sivilleri katlettiği"  haberlerinin her ortamda, özellikle sosyal medyada dile getirilmesi gerektiği, bu  sefer de başarılı olunamazsa örgütün Kandil'deki yıkımdan sonra toparlanamayacağı  ve tükeneceği, Kandil'den eskisi gibi artık destek alamadıkları, Kandil ve  civarına yapılan hava operasyonlarının Kuzey Irak'ta büyük bir tahribata ve kayba  sebebiyet verdiği, bu durumun bölge halkı üzerinde kendi aleyhlerinde bir etki  oluşturduğu ve halkın desteğinin neredeyse yok denecek seviyeye geldiği bilgisi de  yer aldı. 
 
Çobanlara tehdit 
Yapılan başarılı ve başarısız bütün eylemlerin iyi değerlendirilmesi,  başarısız eylemler nedeniyle moral motivasyonun bozulmaması, yapılan hataların  gözden geçirilerek başarıya odaklanılması gerektiği vurgulandı. Terör örgütü mensupları, telsiz konuşmalarında, Türkiye Cumhuriyeti  kuvvetlerinin halkın yanında yer almasının kendilerine büyük zarar verdiği, Türk  basınının terör örgütü kayıplarına yönelik yaptığı açıklamaların bölge halkını,  Türkiye Cumhuriyeti devletine yakınlaştırdığı ve kendilerinin basını yeterince  kullanamadıklarından yakınıyor. 
 
"Birbirimizi vuruyoruz, kendini vuran salaklar var" 
Konuşmalarında, Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde büyük bir "hayal  kırıklığı" yaşadıklarını vurgulayan teröristlerin telsizden geçen ifadeleri  şöyle: "Bizi fareler gibi ortada bıraktılar. Doğrudan devletin gücünü  ensemizde hissettik; büyük başarı beklediğimiz noktada hezimete uğradık. Halka  çok güvenmeyin; şiddet ve korku onları tekrar kendilerine getirecektir.  Gerektiğinde hedef gözetmeden indirin, gücümüz görsünler, döneceklerdir,  mecburdurlar. 
 
Amacımız her tür irtibatı kesmektir. Karayolları, TV vericileri, baz  istasyonları ve demiryollarını tahrip ederek, halkın dünya ile bütünleşmesini  engelleyin. Ulaşımını engelleyin. 
 
Okul binalarını hedef alın, yakın yıkın ama eylül sonunda burada  okulların açılmasını bir şekilde engelleyin. 
 
Silvan'da yerleştirdiğimiz patlayıcıdan dolayı ölen çocuğun  sorumluluğunu devlete yükleyin. 'Devlet tedbir almadı, çocuğun ölümüne sebep  oldu' cümlesini halk içinde yaymaya çalışın. 
 
TC güçlerine saldırılarda aynı yöntemleri kullanmaktan kaçının,  şaşırtın. Sahte ihbarlarla risk almadan güvenlik güçlerinin ayağınıza kadar  getirtin risk almayın. Yöntemler benzer olduğunda kayıplarımız artıyor. 
 
Bölgede çok kayıp vermeye başladık, kayıplara tahammülümüz yok. Yeni  gelenlere uzak mesafelerden TC güçlerine yönelik atış yaptırarak eğitim verin.  Birbirimizi vuruyoruz ve hatta kendi kendini vuran salaklar bile var."