YILDIRAY OĞUR
ABD'deki yoğun temaslarını tamamlayarak yurda dönen Başbakan Ahmet Davutoğlu, dönüş yolunda uçakta soruları cevapladı. Rusya ve İran'ın Esad rejimine verdiği desteği eleştiren Davutoğu, seçim çalışmalarından terörle mücadeleye kadar birçok mesaj verdi. 
40 ülke liderleriyle görüştünüz. Türkiye'nin iç meselelerini soran oldu mu?
 Hayır, hiç kimse sormadı.
Obama ile ikili görüşme olmaması?
Çok özel bir durum olmadıkça 193 ülke her biriyle tek tek görüşme imkânı olmaz. BM Genel Sekreteri'nin verdiği yemekte görüştük. Kerry ve arkasından Obama geldi. Özellikle güvenli bölge, DAEŞ'e karşı operasyon ve üçlü mekanizmayı konuştuk. Türkiye, Amerika, Rusya arasında üçlü bir mekanizma olacak. Tabii bu Rusya'nın dünkü saldırısından önceydi. Ama bölgede atmosfer de var. Daha sonra resepsiyon da uzun süre konuştuk. Putin görüşmesi o sırada olmuştu. Obama, Putin görüşmesiyle ilgili “Yapıcı geçti ama anlaşamadığımız çok husus var” diye bilgi verdi.
 Rusya, Suriye'de hava operasyonlarına başladı...  
 Rusya zaten savaşın içindeydi, yeni giriyor değil. Boğazlar'dan geçen Rus gemilerinin ne taşıdığını, nereye gittiğini herkes biliyor. Rejime destek iki yerden geldi. İnsan unsuru İran'dan, silahları Rusya'dan... Bizzat Rus uçaklarının devreye girmesi söz konusu şimdi. Rusya'nın ilk günkü bilançosu çok kaygı verici. Yaptıkları harekât tamamıyla ılımlı Özgür Suriye Ordusu mevzilerine yapılmış. Bu açık bir şekilde çökmekte olan Suriye rejimine destek anlamına geliyor. Şimdiye kadar Rusya da İran da Suriye'ye dışarıdan müdahaleye karşıydı. Ilımlı muhalefeti yok etmek için yapılan askerî operasyonların fayda getireceği kanaatinde değilim. 
 Bu mesele üzerinden Türkiye ile Rusya'nın karşı karşıya gelmesi gibi bir risk ortaya çıkarır mı?
 Rusya ile temas kanallarımız açık. Türkiye'yi rahatsız edecek bir eylem içine gireceklerini düşünmüyorum. Askerî operasyonları hakkında doğru bir bildirimde bulundular fakat tam nereye müdahalede bulunacaklarını bildirmediler. Rusya'nın vurduğu hedefler tam da DAEŞ'in işine yarayan hedefler oldu. 
 Rejim unsurlarına Rusya bir alan açıyor. ABD'nin PYD ile tutumu ve lojistik iş birliği çok açık. Türkiye'nin güvenli bölge stratejisi ciddi anlamda zayıflatılıyor mu? 
 Görüşmelerimizde ilk defa güvenli bölge konusu epey tartışıldı. Daha önce çok sıcak bakılmıyordu. Fikirleri değişiyor. Eskiden konu gündeme gelince “Türkiye bunu kendi ulusal güvenliği için talep ediyor” şeklinde düşünüyorlardı. Avrupalılar mültecilerin Türkiye'de kalmasını istiyor. Biz de “Buraya gelişler serbest olduğu gibi gidişler de serbest” dedik. Masrafları paylaşalım gibi bir talebimiz de oldu. Türkiye'ye 1 milyar avro vereceklerdi. Şimdi bu paranın tüm komşulara dağıtılacağını söylediler. Bu bizim için rahatsız edici bir durum. Türkiye'nin üyeliğe hazırlanması için fondan ayrılan paraları Suriyeli mültecilere harcanmasını talep ettiler. Bu çok daha vahim. Ben de “Ya siz bizim üyeliğimizden tam anlamıyla ümidinizi kestiniz ve artık böyle bir şey olmayacağına göre artık bu fonları burada kullanalım diyorsunuz. Ya da 'bir cebimizden alıyorsunuz diğerine koyuyorsunuz, biz verdik diyorsunuz' dedim. Nihayetinde bu güvenli bölge konusundaki taleplerimizi daha da haklı kılan bir husus. 
 Ruslar ılımlıları, ABD DAEŞ'i vuruyor. Yaptığınız açıklamada PYD'nin Kandil'le olan bağlantısını vurguladınız. Bunu tespit ettiğinize göre Kuzey Suriye'de Türkiye'nin PYD'yi de vurması gerekmiyor mu? 
 Irak'tan olduğu gibi Suriye'den de Türkiye sınırına bir sızma olursa gerekeni yaparız. Kim Türkiye'nin ulusal güvenliğini tehdit etmeye kalkarsa gerekli cevabı alır. 
 Filistin bayrağı BM'de dalgalandı. Bundan sonraki adım ve Türkiye-İsrail ilişkileri ne olur?
 O tören son derece anlamlı ve bizim için önemliydi. Dikkat ederseniz törene de Mahmut Abbas'la birlikte gittik. Ayrıca İslam dünyasından bir Lübnan Başbakanı vardı bir de biz. İsrail'le ilgili yeni bir gelişme yok. Mescid'i Aksa'da sergilediği saldırgan tutum, her türlü normalleşme çabalarının önüne konabilecek en büyük mayın. Hiçbir şekilde Kudüs'ün statüsü ve İslam karakteri tartışma konusu yapılamaz. Buna dönük atılan adımlara en sert şekilde tepkimizi veririz. 
Mektup yerine Whatsapp kullanalım
CHP'nin seçim bildirgesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 Yeni fazla bir şey yok.  7 Haziran'da başarılı olunduğu intiba edilmiş olsa gerek ki, aynı üslup, aynı muhteva, aynı unsurlar devam ediyor. Üzerinde çok fazla yorum yapılacak bir husus görmüyorum. 
 Seçimden nasıl bir sonuç bekliyorsunuz? Sandıkların taşınması tartışılıyor. 
Öncelikle seçimlerde AK Parti tek başına iktidar. Şu an herhangi bir alternatifi düşünmek de doğru değil. Muhalefete siyasi nezaket çağrısı yaptım. Bir tek CHP'den mektup geldi rivayeti var ama mektup nerede bilmiyoruz. Bize gelen bir şey yok. Whatsappla haberleşsek daha kolay olacak. Seçim güvenliği konusunda ise... YSK bir hukuk makamıdır, siyasi makam değildir. Nasıl uygun görüyorsa bizden bağımsız olarak biz de gereğini yaparız.   
Teröre karşı operasyonlar konusunda bir değişiklik olacak mı? 
 Silahlı unsurlar Türkiye'yi terk edene kadar mücadele sürer. Şu ana kadar elde edilen netice son derece başarılıdır. Ben 'beli kırılmıştır' dediğimde birileri yanlış anlamayı tercih etti. Bitmiş anlamına gelmedi ama beli büküldü. Beli bükülmesinin anlamı planladıkları şeyleri yapamaz hale gelmiş olmalarıdır. 
 New York'ta bu sefer kitapçıları ziyaret ettiniz mi?
İlk defa herhangi bir kitapçıyı ziyaret edemeden dönüyorum. Büyük bir suçluluk duygusu içindeyim.