EBRU KARATOSUN - Yargıtay'ın kararına konu olan olay 2010 yılında Kocaeli'de yaşandı. Bir şirketten eşinden habersiz kredi çekerek evi ipotek ettiren Vehbi O., daha sonra krediyi ödeyemedi. Bunun üzerine Mine O., kocasının kendisinden habersiz evi ipotek ettirdiğini, oturdukları aile konutuna ipotek konulamayacağını belirterek, aile konutu şerhi konulmasını ve ipoteğin iptali istemiyle şirkete dava açtı. Gebze 1. Aile Mahkemesi'nde görülen davada Mine O., “Aile konutu olarak kullandığımız taşınmaz üzerinde tesis edilen ipotek işlemi sırasında söz konusu taşınmazın aile konutu olarak özgülendiği ve ipotek işlemine muvakafakati olmadığı biliniyor. Ancak yapılan araştırmalarsa davalı tarafa, eşimin evli ve çocuklu olduğu, bankaya ikametgâh olarak bildirilen adresin ipotek konusu taşınmazın adresi olduğu ve taşınmaz içerisinde de ipotek borçlusu ailesinin kaldığı tespit edilerek bildirildi. Ama yine de birşey değişmedi. Eşim benim rızamı almadan evi ipotek ettirdi. Türk Medeni Kanunu'nun 194 ve ilgili maddeler gereği ipoteğin iptal edilmesini, taşınmaz üzerine de aile konutu şerhi konulmasını talep ediyorum” diyerek kendini savundu. Yerel mahkeme davanın kabulüne karar verdi. Kararda, “Şirketin, taşınmazın mesken olarak mal sahibi tarafından kullanıldığını bildiği halde ipotek tesis ettirmesinde iyi niyetinden bahsedilemeyeceği gibi taşınmazın aile konutu niteliğinde olduğu da tespit edilmiştir” denildi. Yargıtay yerel mahkemenin kararını onadı. Yeniden yapılacak yargılamada, aile konutu üzerindeki ipotek kaldırılacak.