Osman Sağırlı

Takvimler 15 Temmuz 1959’u gösteriyordu... Atina ve Brüksel’den gelen telgraflar, dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu bir hayli sinirlendirmişti. Elindeki telgrafları masaya fırlatan Zorlu, karşısındaki genel müdürlere bas bas bağırıyordu; “Siz ne biçim adamlarsınız? Ne işe yararsınız?!” 
O günlerin yazışmalarını konu alan “Ortak Pazar Maceramız” adlı kaynak eser Zorlu’yu sinirlendiren telgrafları şöyle özetliyor; “Yunan hükümeti, Ortak Pazar’a başvurmuş ve Gümrük Birliği yani ileride tam üyeliği amaçlayan bir ortaklık anlaşması yapmak istediğini bildirmiştir.”
Bakan Zorlu bu durumu hazmedememiş bağırmayı sürdürüyordu; “Yahu Yunanistan’ın bugün böyle bir girişimde bulunacağından nasıl haberiniz olmaz? Sizden kapıcı bile yapmazlar... Yok olun gözümün önünden!”
Bu tarihî fırça, hazırlıkların da başlangıcı oldu.
Türkiye de mutlaka Yunanistan gibi başvuruda bulunmalıydı. Yunanistan ile aynı tarım ürünlerini ihraç ediyorduk. Biz giremezsek piyasayı onlar ellerine geçirecekti. Yunanistan AET’den ortak üye olarak bizden fazla kredi alabilecekti. Fatin Rüştü Zorlu, iki hafta gibi kısa bir sürede Dışişlerine Türkiye’nin başvuru girişimini hazırlattı. Başbakan Menderes ve Cumhurbaşkanı Bayar da onayladı. ABD’ye soruldu, konu kabineye götürülmeden ABD Büyükelçisi davet edilip, “Türkiye’nin bavurusunda Washington’un tepkisinin ne olacağı” soruldu. Üç gün sonra cevap geldi; “Washington ilke olarak Türkiye’nin Batı Avrupa ile ilişkilerini güçlendirmesinden memnun olur, itirazı yoktur.” 
30 Temmuz günü Türkiye’nin ortaklık girişimi kabine toplantısında gündeme getirildi. Devlet Bakanı Samet Ağaoğlu’nun şüphelerinin olduğunu söylemesi Başbakan Menderes’i sinirlendirdi. “Ne demek! Yunanlıların girmesi karşısında Türkiye seyirci mi kalacak? Onların altından kalkıp da bizim başaramayacağımız ne olabilir ki?” 
Ertesi gün (31 Temmuz 1959) Brüksel’de ve 6 AET ülkesi başkentinde Türk büyükelçileri başvuru mektubunu dağıttılar.
11 Eylül günü Ortak Pazar’ı oluşturan 6 ülkenin (Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg) dışişleri bakanlarından kurulan Bakanlar Konseyi, Brüksel’de bir araya geldi. Son gündem maddesi olarak Türkiye’nin ortaklık müracaatı ele alındı. Avrupa Komisyonu Başkanı Hallestein, “İlişkilerin geliştirilmesi bakımından Konseyin Türkiye’ye olumlu cevap vermesini tavsiye ediyorum” dedi. Daha sonra yapılan görüşmelerde şu karar alındı; “Türkiye’nin AET’ye ortaklığının çözülmesi gereken sorunlar çıkardığını tesbit eden Konsey, bu istemi olumlu karşılamış ve Avrupa Komisyonu’nu Türk hükümetiyle ortaklık ilişkisi şartlarının ne olabileceğini araştırıcı ön görüşmeleri yapmakla görevlendirmiştir.”
İşte Türkiye’nin AB macerası 11 Eylül 1959 tarihinde böyle başlıyordu. Bir süre sonra Türkiye’nin kalkınma düzeyinin tam üyeliğin gereklerini yerine getirmeye yeterli olmadığı bildirildi ve tam üyelik şartları oluşuncaya kadar geçerli olacak bir ortaklık anlaşması 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara’da imzalandı. Bu anlaşma Türkiye’nin AET’ye entegrasyonu için hazırlık, geçiş ve nihai dönem olmak üzere üç kademeli süreç olarak belirlendi. Hazırlık dönemi 1973 yılında Katma Protokol’ün yürürlüğe girmesiyle sona erdi ve geçiş dönemine girildi. 1970’lerin ekonomik zorlukları ve 1980 darbesinin etkisiyle yavaş ilerleyen geçiş dönemi nihayet 1996’da Türkiye’nin Gümrük Birliğine girişiyle sona erdi.10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki’de yapılan zirvede tam üyeliğe adaylığımız tescil edildi ve AB ile uzun bir geçmişi bulunan ilişkilerimiz yeni bir döneme daha girdi. 17 Aralık 2004 tarihli Brüksel Zirvesi, AB-Türkiye ilişkilerinde bir dönüm noktası oldu. Zirvede Türkiye’nin siyasi kriterleri yeterli ölçüde karşıladığı belirtilerek 3 Ekim 2005 tarihinde müzakerelere başlanması önerildi. Katılım müzakereleri ve müktesebat uyum çalışmaları için başlıklar açıldı. Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya akını ile bunalan AB,  yıllardır unuttuğu Türkiye’yi tekrar hatırladı. 7 Mart’ta gerçekleşen zirvede AB, Başbakan Davutoğlu’nun sunduğu şartları büyük ölçüde kabul etti. Birlik ülkeleri Türk vatandaşlarına vize muafiyeti sağlanması konusu yoğun tartışma yaşasa da Türkiye, vize muafiyeti için belirlenen 72 kriterin tamamını yerine getirmesi şartıyla ‘evet’ dedi, Haziran 2016 süre olarak korundu. Şu ana kadar 35 kriteri yerine getiren Türkiye bu hedefe ulaşabilmek için 37 kriteri daha yerine getirme sözü verdi. Neticeyi kelam, AB Komisyonu kriterlerin yerine getirilip getirilmediğini kontrol edecek, olumlu görüş bildirmesi halinde Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’ndeki oylama süreçleri başlatılacak.

Avrupa’da bir  zamanlar  vizesiz geziyorduk

Avrupa’da vizesiz seyahat kavramı İkinci Dünya Savaşı sonrasında Strasbourg merkezli Avrupa Konseyi’nde ortaya çıkarılıp uygulamaya konuldu. Türkiye’nin de 1949 yılında üye olduğu Avrupa Konseyi, üye devletlerin vatandaşlarının birbirlerini daha iyi tanıyıp anlamaları ve böylelikle 20’nci yüzyılın ilk yarısında iki korkunç savaş yaşamış kıtanın barışa kavuşması felsefesinden hareket etmekteydi.
Bu amaçla 1950’li yılların ilk günlerinde başlayan tartışmalar 1957 yılında Türkiye’nin de dâhil olduğu “Avrupa Konseyi Üyesi Ülkeler Arasında Şahısların Serbest Dolaşımı Anlaşması”nın imzalanmasıyla sonuçlandı. 
1960’a gelindiğinde, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Avrupa Konseyi ülkelerinin büyük çoğunluğu karşılıklı olarak vize uygulamasına son verdi.
Türkiye, 1970’li yılların ikinci yarısından itibaren kendi içinde patlak veren siyasi istikrarsızlık ve askerî darbe nedeniyle 1980 yılında “Vizesiz Avrupa”dan çıkarıldı. 
AB’nin iki önemli ülkesi olan Fransa ve Almanya’nın Türkiye’ye vize uygulamaya başladığı tarih 5 Ekim 1980’dir. Belçika, Hollanda ve Lüksemburg 1 Kasım 1980, İtalya 3 Eylül 1980, Danimarka ise 1 Mayıs 1981 tarihinde Türkiye’ye vize uygulamaya başladı. 
AB son yıllarda Ankara’nın konuyu gündeme getirmesiyle hiçbir hukuksal temeli olmaksızın olası vize muafiyeti için Türkiye’nin önüne biometrik pasaport, sınır güvenliği ve geri alım anlaşması gibi yeni şartlar koydu. Geri Kabul Anlaşması ile Vize Muafiyeti Anlaşması birbirleriyle alakalandırıldı. AET ile zamanında imzalanan ve normal olarak hâlâ yürürlükte olan anlaşmalar bugün pazarlık konusu hâline geldi.

2002’ye kadar cek cak 

 Avrupa Birliği içinde yer alma kararımızın üzerinden tam 57 yıl geçti. Bu süre zarfında 41 hükümetin iktidar olduğu Türkiye’de, iç çekişmelerden ve ekonomik krizlerden başını kaldıramayan hükümetler, “AB içinde yer almalıyız” vaadinden ve bol bol cek cak’lı temenniden öte hiçbir şey yapamadılar. Hükümetlerin adından başka içeriği değişmeyen AB vaatlerinin yeraldığı basmakalıp programlar ve AB’ye giden treni kaçırma hikâyemiz 2002 yılında kurulan AK Parti hükümetine kadar sürdü. En ciddi adımlar ise 2004 yılında atıldı. Bugün vizesiz Avrupa konuşuluyor.

İzlanda çekildi

Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg tarafından 1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğunu kuran Paris Antlaşması ile 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğunu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğunu kuran Roma Antlaşmaları imzalandı. Avrupa devletleri, ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alandaki iş birliklerini güçlendirdiler. Kuruluş yıllarında sadece 6 üyeden oluşan Avrupa Toplulukları, değişik tarihlerde yeni üyelerin katılımı sonucu 28 üyeden oluşan bir birlik halini aldı. İzlanda, 12 Mart 2015 tarihinde AB’ye adaylık başvurusunu geri çekti. Bosna Hersek ve Kosova ise potansiyel aday ülkeler.

İngiltere çıkmak istiyor 

İngiltere, 1961 yılında üyelik için AB’ye başvurdu. Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle, İngiltere’nin ekonomik sıkıntılar yaşadığı, ABD’ye askeri ve diplomatik açıdan bağımlı olduğu, bu yüzden birliğin gelişimini engelleyeceği gerekçesiyle bu üyeliğe karşı çıktı. İngiltere 1967 yılındaki başvurusu da aynı gerekçeyle yine kabul edilmedi. De Gaulle’ün Cumhurbaşkanlığından istifa etmesinden sonra İngiltere 1 Ocak 1973’te AB’ye üye oldu. Şimdilerde ise Birliğin birçok uygulamasının dışında kalmayı tercih eden İngiltere, AB ile ilişkisini bitirmek üzere haziran ayında referanduma gidecek. Bir zamanlar İngiltere’yi almak istemeyen AB, şimdi onu bırakmak istemiyor.

Yunanistan 1981’de girdi

1961 yılında AB ile Ortaklık Antlaşması imzalayan Yunanistan’ın üyeliği, Albaylar Cuntası’nın 1967’de yönetime el koymasıyla askıya alındı. 1974 yılında Askeri Cuntanın yönetimi bırakmasıyla Yunanistan, 1975 yılında tam üyelik için AB’ye başvurdu. Altı yıl süren müzakere sürecinin ardından 1 Ocak 1981’de AB’ye üye oldu.