Anayasa Uzlaşma Komisyonu süreci boyunca başkanlık sistemini öneren ve buna bağlı olarak yönetim modelinin ayrıntılarına ilişkin öneriler getiren AK Parti'de, Meclis'teki uzlaşma tablosu dikkate alınarak "Partili Cumhurbaşkanlığı" öne çıkmaya başladı.

Başkanlık sistemini; "başkanın" hukuki sorumluluğu dahil görev ve yetkileriyle birlikte yeni bir sistem olarak tasarlayan AK Parti, partili cumhurbaşkanlığında ise nasıl bir "denge ve denetleme" mekanizması getirileceği konusunda soru işaretleriyle karşılaştı.

CUMHURBAŞKANI, İMZA ATACAĞI İŞ VE İŞLEMLERDEN HUKUKEN NASIL SORUMLU TUTULACAK?

Yetkileri geniş, Anayasal olarak partisini de yönetme hakkı verilmiş bir cumhurbaşkanının imza atacağı iş ve işlemlerden "hukuken" nasıl sorumlu tutulacağı yolundaki soru işaretleri yanıt bulmaya başladı.

"KARŞI İMZA" MODELİ

AK Parti'nin hukukçu kurmaylarından TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, partili cumhurbaşkanlığında, cumhurbaşkanının atacağı imzalardan hukuken sorumlu tutulmayacağı, "karşı imza" modelinin geçerli olabileceğini söyledi. Fransa'da uygulanan "karşı imza" kuralına göre birlikte imza atılan iş ve işlemlerde, başbakan ve bakanlar hukuken sorumlu oluyor.

EK HUKUKİ YAPTIRIM YOK

AK Parti, başkanlık sisteminde, başkanın Meclis kararıyla Yüce Divan'da yargılanabilmesi ve seçilmeye engel bir suçtan mahkûm olursa başkanlığının düşmesine kadar varan bir hukuki sorumluluk mekanizmasını öngörüyordu. Partili cumhurbaşkanlığı için ise cumhurbaşkanının vatana ihanet dışında bir suçlamayla karşı karşı kalmadığı mevcut sisteme ek bir hukuki yaptırım mekanizması öngörülmüyor.

Halk tarafından seçilen cumhurbaşkanının partisiyle ilişiğinin kesilmemesi sağlanacak. Böylece hem partiyi yönetecek hem de anayasadaki mevcut yetkilerini kullanmaya devam edecek.

"BİRLİKTE İMZA"

Şentop, cumhurbaşkanının, partili cumhurbaşkanı olduğunda anayasada yazılı yetkilerini kullanırken yeni bir hukuki sorumlulukla karşılaşmak durumunda olmadığını, buna "karşı imza" kuralı denildiğini belirtti. Cumhurbaşkanının iş ve işlemlerinde başbakan ya da bakanlarla birlikte imza koyduğu durumlarda hukuki sorumluluğun onlarda olacağını kaydeden Şentop, Fransa'da bu sistemin uygulandığını ifade etti. Bu sistemde başbakan ve bakanların, hukuki sorumluluğun kendilerine ait olduğunu bilerek iş ve işlemlere imza attığını dile getiren Şentop, bunun mevcut uygulamalarda sorun yaşatmadığını söyledi.

FRANSA'DA NASIL İŞLİYOR?

Yarı başkanlık sisteminin uygulandığı Fransa'da anayasanın 68. maddesine göre cumhurbaşkanı, görevini yerine getirirken işlediği fiillerden dolayı, "yüksek ihanet" hali (high treason) hariç, sorumlu değil. Karşı imza kuralına göre birlikte imza atılan iş ve işlemlerde, başbakan ve bakanlar hukuken sorumlu oluyor.

Cumhurbaşkanının yüksek ihanetten dolayı suçlanabilmesi için iki meclisli sistemde ayrı ayrı bu yönde karar alınması gerekiyor.

Bu iki meclisten bir tanesi suçlama önergesini kabul etmez ise cumhurbaşkanını yüksek ihanet ile suçlamak mümkün olmuyor. Cumhurbaşkanını yargılama yetkisi bu amaçla kurulan yüksek adalet divanına ait. Fransız Anayasası'nda, suçlanan cumhurbaşkanının görevde kalıp kalmayacağına ve nihayet yargılama süreci sonunda mahkûmiyet kararı verildiğinde de görevinin sona erip ermeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmuyor.

Cumhurbaşkanının kişisel suçlardan cezai sorumluluğu konusunda da anayasada herhangi bir hüküm bulunmuyor. Ancak Fransa'da cumhurbaşkanının, "görevi ile ilgisiz bir fiilinden dolayı cezai sorumluluğunun bulunduğu ve normal ceza mahkemelerinin yargılama usulüne tabi olduğu" kabul ediliyor. (Kaynak: Habertürk)