Haber Merkezi ANKARA

Türkiye Pazar gecesi tarihî bir tartışmaya tanıklık etti. 23 Haziran’daki İstanbul seçimlerinde yarışacak Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırım ile Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu canlı yayında kozlarını paylaştı. Yaklaşık 3 saat süren canlı yayın Türkiye’nin dört bir yanında büyük ilgi gördü. Yayın başladığı saatten itibaren sosyal medya hesaplarından adaylarla ilgili tweetler yağarken; adayların performanslarını araştırmacılara ve iletişim uzmanlarına sorduk. Değerlendirmeler şöyle:

İMAMOĞLU GERGİNDİ
GENAR Genel Müdürü İhsan Aktaş:  Program Binali Yıldırım ve AK Parti için bir motivasyon kaynağı oldu. Tartışmanın olması AK Parti seçmenini sandığa gitmesi konusunda motive etti. Yaklaşık 2 aydır Ekrem İmamoğlu’nun bir dayanağı olmadan suçlaması vardı. Onların da gerçek olmadığı ortaya çıktı. Binali Bey çok düzgün bir şekilde üslubunu bozmadan rakibini zorladı. Binali Yıldırım’ın daha başarılı olduğu bir programdı. Ekrem İmamoğlu da gergindi. Projeler konusunda da Binali Yıldırım’ın daha yere basan, düzgün önerileri oldu. İstanbul problemleri ortak ama Binali Yıldırım kapasiteli.

SEÇMENİN İLGİSİ DÜŞTÜ
ANAR Genel Müdürü İbrahim Uslu:  Her iki aday, yüz yüze tartışma konusunda deneyim eksikliğinin etkisini hissetti. Kendilerini güzel ifade ettiler. Rakiplerini eleştirirken çok dikkatli bir dil kullandılar. Aile fotoğrafı, medya mensuplarıyla vedalaşmaları ve o neşeli hava, kampanya dönemindeki en büyük kazanımlardı. Her ikisinde de başta bir gerginlik vardı. Hatadan kaçınmaktan kaynaklanan bir gerilim olduğunu düşünüyorum. Zaten kamuoyunda çok tartışılmış konular yine aynı argümanlarla konuşuldu. Dolayısıyla bu seçmenin ilgisini düşürdü. Yeni bir belge, iddia ve kavramsallaştırma kullansalardı o zaman etkili olabilirlerdi. Seçmenin tercihinin değişmesi mümkün görünmüyor.

SAFLAR İYİCE SIKLAŞTI
MAK Danışmanlık Başkanı Mehmet Ali Kulat:  Programda taraflar birbirine üstünlük sağlayamazken gollü beraberlikle bitti. Ancak her iki aday da son derece dikkatliydi. Yayının etkisine baktığınızda ise tek çıkan sonuç; partilerin saflarını sıklaştırdı olarak yorumlanabilir. Ayrıca dünkü yayınla ilgili bir anket çalışması da yaptık. ‘Baştan sona kadar izledim’ diyenlerin oranı yüzde 52, ‘kısmen izledim’ diyenlerin oranı yüzde 13, ‘sosyal medyadan takip ettim’ diyenlerin oranı yüzde 10 ve ‘izlemedim’ diyenlerin oranı yüzde 25. Yayında teknik eksiklikler de vardı. Kameraya bakan açı yoktu. Adayların birbirine yapmış oldukları jestler mikrofonların çıkmaması için rahat gerçekleşemedi. Daha iyi planlanabilirdi. Soruların arasında mega projeler yer alsaydı Binali Bey öne çıkabilirdi.

KAZANAN YOK KAYBEDEN DE
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk:  Stresi çok büyük bir program. Her iki aday da tedirgin ve heyecanlıydı. Adaylar yeterince hazırlanmamışlar, prova yapmamışlar. Diğer taraftan moderatör ve program zamanlaması iyi düzenlenmemiş. Hep yarıda kesildi. ‘3 dakikanız bitti’ derken anlatılacaklar hep yarıda kaldı. Bu nedenle programın gidişatını çok başarılı bulmadım. Adayların yeni seçmen kazanma niyetinden daha ziyade kendi seçmenini pekiştirme yoluna gittiklerini düşünüyorum. Sosyal medyadaki yorumlara baktığımda ‘Fikrim değişti’ yerine hep taraflı bir bakış açısı ile tweetler atıldı. Bence bu programın kazanını da kaybedeni de yok.

PROJEDE YILDIRIM ÖNDE
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Prof. Dr. Nurettin Güz:  Binali Bey tecrübesini, İmamoğlu da gençliğini konuşturdu. Aslında daha sert bir üslupla yapılacak bir toplantı bekleniyordu. Demek ki toplumdaki uzlaşma kültürü bazı çevrelerde iddia edildiği gibi ortadan kalkmış değil. Türkiye’ye de iyi mesajlar verdikleri kanaatindeyim. Proje bazlı baktığımızda Binali Bey biraz daha ön plana çıktı diyebilirim.”

BOSTANCI: İMAMOĞLU 'OTORİTER VE ÖFKELİ'
Sosyal medya üzerinden açıklamalarda bulunan AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, programda Binali Yıldırım’ın sükûneti, ikna ediciliği ve konulara hakimiyeti ile daha iyi olduğunu belirtti. Bostancı, “İmamoğlu’nun sorunu ‘anlayışlı, sevgi dolu’ görüntünün yanında ‘otoriter ve öfkeli’ imajını göstermesiydi. Programın medeni bir çerçevede yürümesi, sahadaki etkin eleştirel dile rağmen saygı sınırının aşılmaması, iki adayın yan yana gelmesi, tartışması ve sonucu sempati ile bağlamaları önemliydi. Seçmen üzerindeki etkisi bir ölçüde daha Yıldırım’ın lehine olur” dedi.