Haber Merkezi ANKARA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da, “Dünya bu salgın hastalığın ardından hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, yepyeni bir küresel siyasi, ekonomik, sosyal sistemin inşa edileceği bir döneme gitmektedir” sözleriyle dikkat çektiği gelişmeleri uzmanlara sorduk. Koronavirüsün yeni bir küresel düzeni beraberinde getirmesi bekleniyor. BM ve Avrupa Birliği gibi büyük organizasyonların yara alacağı, ulus devlet sisteminin yeniden güçleneceği, ekonomide dijitalleşmenin artacağı, güvenlik politikalarının gözden geçirileceği, insanların dünyada rahatlıkla dolaşamayacağı tahmin ediliyor. İşte uzmanların değerlendirmeleri:

Prof. Dr. Ferhat Pirinççi: Bu sürecin nasıl ve ne zaman sonlanacağını şu anda kimse ön göremiyor. Ancak kesin olan bir şey; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi ‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.’ En başta BM sisteminin veya AB’nin artık bu tarz krizlerde görüldüğü gibi bir çözüm üretemediği. Devletlerin kendi başlarına bırakıldığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu süreçte küreselleşme çok ciddi bir şekilde sorgulanıyor. En başta insanların salgın nedeniyle serbest dolaşımı... Farklı ülke vatandaşlarının dünya üzerinde bu kadar serbest dolaşması tartışılmaya başlanacaktır.

Prof. Dr. Bilal Sambur: Korona pandemiği dünya ekonomisini, siyasetini, dünyanın bütün toplumsal kültürel yapısını radikal bir şekilde değişime zorluyor. Karşımıza çıkan tablo mevcut insanlığın dünyadaki durumu artık sürdürülebilir değil. Bu kriz ilerde insanların önünde korona virüsünden daha büyük sağlık sorunları, çevre sorunları ve hayati sorunlar ortaya çıkacaktır. Ülkeler kendi derdine düştü. Böyle olunca uluslararası kurumlar işlevsiz kaldı. Uluslararası ilişkilerde geleneksel olarak alıştığımız zıtlık ve rekabet ilişkileri artık buharlaşmaya başladı.

Prof. Dr. Hilmi Demir: Tarihe baktığımız zaman genelde bu tür salgın, büyük siyasi kriz dönemlerinden sonra müthiş bir dine dönüş olur. İçinde yaşadığımız dünya şatları 16’ıncı yüzyıl şartlarıyla aynı değil. Dijital ve enformasyon insanlar üzerinde çok daha etkili.  Dine dönüş kitabî dinlerin yükseldiği şeklinde mi gerçekleşecek yoksa daha çok kült akımların ortaya çıkışıyla mı boşluk doldurulacak, bunu kestirmek zor. Buradaki temel sorun dini kurumlar, sivil toplum kuruluşları bu virüs bittikten sonra insanların yaşadığı o derin tramvayı ne kadar anlayabilecekler. Ve ona ilişkin ne kadar sağlıklı bir dil geliştirebilecekler. Eğer bu yapılmazsa yaşanan sapkın akımlar bütün toplumu bir ağ gibi sarar.”