İRFAN ÖZFATURA

Spartalılar yeni doğmuş bebekleri inceler, gözlerinin tutmadıklarını götürüp Taygetus Dağı'nda boğarlar.
Romalılar da benzerini yapar, bacaklarından tutar, Tiber Nehri'ne atarlar.
Hastalarla sakatlarla uğraşacak hâlleri yoktur, güçlü savaşçılar lazımdır onlara.
Platon’a göre "Yönetici kendini üstün, ırkını saf tutmalıdır.” Hasılı boyuna bosuna, kaşına gözüne bakarak insan ayıklarlar..
Çağımızda ise bu lanetli mevzua bir İngiliz masonu el atar. Sir Francis Galton.
Yunanca iyi (eu) ve doğum (genes)ten ürettiği "öjeni" tabirinin altını doldurmaya bakar.
Darwin'in yakınıdır, evrimden hareketle çıkmıştır yola. Hatırlayın, evrimin en dikkat çeken maddesi neydi? “Istıfa-i tabiî” yeni tabirle “doğal seleksiyon.”
Nedir o? Cılız ölür, sağlam yaşar. Yavaş avlanır, hızlı kaçar.
Böylece sadece iyiler kalır ve makbul genler aktarılır gelecek kuşaklara.

ACIMASIZCA
Öjenistlere göre zayıflara acımak insanlığa ihanettir, uyum sağlayamayanlar dolaşmasındır ayakaltında…
Darwin "Türlerin menşei"ni yayınlayınca (1859) Galton da cesaret kazanır, ancak yazdığı kitap yüzünden içeri alınır.
İlerleyen senelerde hayli taraftar toplar, ırk ıslahını savunmaya başlar. Nasıl sağlıklı hayvanlar birbirleriyle çiftleştirilerek değerli cinsler yetiştiriliyorsa, "üstün ırk" için genetik kombinasyonlar sağlanmalı, insan evrimini kendi yönetmelidir, nasıl olacaksa?
Bunun bir tık ötesi, yüz çizgilerinden niyet okumaktır, nitekim sıfatına bakıp adam ayırmaya başlarlar "Bu kalsın, bu imha!" Çürük ve muzır insanlardan kurtulacaklardır akılları sıra.

MAVİ GÖZ, PEMBE YANAK
Birinci Cihan Harbi’nden 1976 yılına kadar istenmeyen tipleri kısırlaştırıp soyunu arıtan (!) İsveç’in de İnsanlık notu kırık. Nitekim seneler sonra duracak (1999), muhasebe yapacaktırlar. "Ailelerine tazminat mı versek acaba?"
İsveç, yaşadığımız salgında da yaşlıları ve zayıfları dikkate almadı. Ölen az değildi ama ırkçılık yükselişte olunca sıkıntı çıkmadı.
Üstün beyaz dışındakileri "hayvan" kabul eden sapkın felsefeye göre aşağıdakiler kötü şartlarda yaşasın ki, çoğalmasınlar. Ölüme terk edilmelerinde de mahzur yoktur ayrıca.
Hitler’e göre Almanların kurtuluşu ve yükselmesi saf kalmasına bağlıdır. Bu yüzden Sosyal Darwinizm’e uyulmalı, aşağılıklar ortadan kaldırılmalıdır.
Wilhelm Reich "Cermenler güçlenmeli, melezler ezilmeli" der, "Efendi efendiliğini, köle köleliğini bilmeli!"
İnsanların nesebi titizlikle incelenir, şaibe varsa evlenmenize mâni olurlar. Çünkü aşağılıklar ıslah edilemez, edilmesi de gerekmez.

GAZ ODALARINA
İrsiyet ve Öjeni Enstitüsü, Rhineland Bastards programı ile Grafeneck Kalesi’ni ötanazi (ölme hakkı) merkezine çevirir, Afro-Cermenleri kara listeye yazar.
Ekim 1939... Hitler’in tatbik ettiği T4 Aksiyonu, adını Berlin Tiergartenstraße 4 numaradaki Şansölye Ofisinden alır.
Engelliler, akıl hastaları ve tedavisi zor yaşlılar Hadamar Kliniğindeki gaz odalarına tıkılır. Sadece Hartheim'da 18 bin kişi ortadan kaldırılır.

GARP’IN AFAKI...
Resmî rakamlara göre 70,273 kişi öldürülür, gayriresmî rakamlar yüz binleri aşar. Başlarında rejimin güçlü isimlerinden Philipp Bouhler vardır. "Sağlıklı insanlar savaş meydanlarında ölürken cemiyet, işe yaramayanların yükünü çekemez" der ve "yaşamayı hak etmeyenlere" acımaz.
Galton’dan sonra gelen İngiliz ıkçıları soyağacı düşkünü olur, telaşla “büyük dedelerini” ararlar. Bilahare devlet, akademi iş birliğine gider “nüfus kalitesi" için özel alana müdahale başlar. Tamam, her devlet neslinin sağlıklı ve eğitimli anne babalardan devamını arzular, buradaki sıkıntı ırkçılıktır.
Öjeni, Kanada, Fransa, Norveç, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Çin, Japonya ve Brezilya'da da tatbik edilir. Yer yer kabuk değiştirir nüfus planlaması adını alır. İtalyan gider Habeşliyi azaltır.
Biliyorsunuz ABD, Kızılderilileri çiçek bulaştırılmış battaniyelerle ortadan kaldırır, Almanlar fırına atar, Fransızlar silah kullanır, İngiliz ise nifak sokar milletler arasına.
SSCB, rejim muhalifi diye damgaladıklarını yaşatmaz. Müslüman önderler kliniklere kapatılır, nadiren canlı çıkar.

UYGARLAR BARBARLAR
Biyolog Ernst Haeckel "saf" bir Alman ırkı peşindedir. Haziran 1933'te “Hastalıklı Zürriyeti Engelleme Kanunu" çıkarılır. Irsiyet Mahkemesi (Erbgesundheitsgericht) marifetiyle 400 bin kişi rızası hilafına kısırlaştırılır.
Evrimcilere göre üstün ırklar çatışarak sahneye çıkar. İşte bu telakki, Nazi dehşetine zemin hazırlar.
Alman tarihçi Heinrich von Treitschke’ye göre bir ulus, güçlü olmak istiyorsa savaşmalıdır mutlaka. Uygarlar, barbarları silahla alt edecektir sonunda.
Hitler vatandaşı açgözlü, korkak, hırslı ve kıskanç olarak görür ki, bu zaafları liderin işini kolaylaştırır. Politika budur zaten, "kalabalıkları kullanabilme sanatı."

ABD AYNI YOLDA
Amerikalı Charles Davenport ve Harry Hamilton Laughlin "Sadece üstün genetik hususiyetler taşıyan kadın ve erkekler evlendirilmeli" der. Ama bu da yeterli değildir, kötülerin üremesi de engellenmelidir.
Bir bebek ne kadar kötü olabilir ki? İslamiyette bütün sabiler masumdur, günah isnat edilemez çocuklara.
Derken Öjenik Kayıtlar Ofisi mesaiye başlar (1908). Önce Indiana’da, bilahare Washington, Kaliforniya ve Virginia eyaletinde kanun çıkar, âmâlar, sağırlar zorla kısırlaştırılır. Asyalılarla Afrikalılar bilhassa öne alınır. Yetmiş bin insanın canını yakan Kanun, 1960'a kadar meriyette kalır, suçlular üzerinde deneyler yapılır. Frengili fakirler tıbbi yardım sözü ile ölüme yollanır.

HANS, BİNLERCE SİYAHI KATLEDER
UZUN BOY SARI SAÇ

Ari bir ırk için çalışmalar yapmak! Elbette Almanlar geldi aklınıza.Hanslar Namibya'ya çökünce, halkı dipçik zoruyla elmas madenlerinde çalıştırır. Toplama kamplarında (Mesela Köpekbalığı Adası’nda) aç susuz angaryaya sürdükleri yerlileri, su aygırı derisinden mamul kırbaçlarla (sjombak) hırpalarlar. Ama ya ölürse? Olsun, ölsün, zaten kadavra lazımdır bilimsel (!) araştırmalara.
Omahake kabilesi, Alman zulmünden Kalahari Çölü4ne kaçar ancak beyaz adam kuyuları zehirlemiştir, düşer kalırlar vahalarda.
Hero kabilesini ise modern silahlarla yok eder, kanlı komutan Adrian Dietrich Lothar von Trotha'nın göğsüne madalya takarlar.
 Cesetlerin kafalarını koparır, yerlilerin önüne koyarlar. Garipler cam kırıkları ile etini derisini sıyırır ki, hısm akrabasıdır bunlar. Kazınan kafatasları Berlin’e yollanır. Malzeme olur KWI-A'deki (Kaiser Wilhelm Akademisi) ırkçı antropologlara. Onlara göre “insanlar homojen bir canlı türü değildir. Ari (üstün-beyaz) ırktan başlar ve siyaha doğru sıralanırlar. Alttakiler yaşamasa da olur, kaldırılmalıdır ortadan (!).
Namibya’da 100 bin yerliyi katleden Almanlar az da olsa kayıp verir. Bunu yapmanın daha temiz yolları olmalıdır, sâri (bulaşıcı) hastalık gibi mesela...
Enstitü hem devlet tarafından finanse edilir hem de Rockefeller Vakfı, Cizvit Hermann Muckermann ve Katolik Kilisesi tarafından. Güdümlü nüfus politikası ve Scientific Racism’e (ilmî ırkçılığa) meşruiyet kazandırmaya çabalar.

ZIRVA TEVİL
Naziler bitse de öjenistler tükenmez. Vakıf kurar, panel düzenler, dergi çıkarırlar: Rockefeller Vakfı Sözcüsü Merton Lambert "Dünya, insan kanseri oldu" der mesela.
"Elimden gelse insan nüfusunu yarıya düşürecek bir katil virüs olmak isterdim!" World Wildlife Fund lideri Prens Phillip (Yabani hayat ile ilgili konuşmalarından)
“Yeryüzü için 250-300 milyon kişi ideal. Bence nüfus %95 azaltılmalı.” (Ted Turner)
"Nüfusu stabilize etmek için, günde 350 bin kişi ortadan kaldırılmalı. Bunu söylemek korkunç bir şey ama söylememek kadar kötü değil." Jacques Cousteau

ÖLEN ÖLÜR, KALAN SAĞLAR...
Eğer Covid-19 çulsuz zencileri, miskin yerlileri götürecekse elit beyaz niye rahatsız olsun bundan?
Görmediniz mi, eyalet valiliklerini basıp "Karantina kalksın" pankartı açanlar, bandanalı, meşin ceketli, eli silahlı tuzu kurular.
Artık Klu Klux Klan urbalarına bürünemiyorlar, öyleyse koyver bildiğini yapsın korona.
Malum, ABD'de zenciler daha az kazanır, daha zayıf beslenir, daha havasız mekânlarda yaşar ve sağlık sigortaları bulunmaz. Pandemide onların kayıp vermesi beklenir, tahminler de tutar. İyi ama virüs; yaşlıları, yatalakları ve obezleri de götürebilir icabında.
Eee n'apacaksın kurunun yanında... Yaşlı yaşayacağı kadar yaşamış, obez yiyeceği kadar yemiş. Trump neyine üzülsün, zaten bir hayırları yok ekonomi çarkına(!)