İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmaya, müştekiler Taha Akyol ve Ahmet Ertuğrul Akyol, tutuklu sanıklar Halil Beyret ve Ersin Deli katıldı. Tutuklu sanık Engin Kaya'ya ise bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanıldı.
Duruşmada ifade veren müşteki Taha Akyol, olay gününü anlatarak, bir sabah cep telefonundan arandığını, telefondaki kişinin kendisini komiser olarak tanıttığını ve "FETÖ banka hesaplarınıza girdi, transfer yaparak soygun gerçekleştirecekler. Size yardımcı olmak için arıyorum. Gidin banka hesabınızdan hesap ekstrenizi alın. Çağlayan'dan Savcı ... Bey de sizinle görüşecek" dediğini söyledi.
Arayanın komiser olduğunu söylemesi ve işin içinde cumhuriyet savcısının da olması nedeniyle ilk başta şüphelenmediğini ifade eden Akyol, "Akmerkez'deki banka şubesine gittim. Beni oyalamaya çalıştılar. Bunun üzerine adliyenin çok yakınındaki banka şubesine gittim. Telefondaki kişi, parayı oğlumun hesabına aktarmamı istedi. 'Bin dolar kalsın, bütün parayı transfer et' dedi. Bu esnada banka şubesindeki görevliler, beni dolandırılma ihtimaline karşı uyardı. Hesabım bloke olmuş. Telefondaki kişi talimat verip blokeyi kaldırmamı istedi ve 'Kimseyle konuşma, hakkınızda FETÖ'ye yardımdan işlem yapılır. Savcı seni bekliyor' dedi. Ben de bunun üzerine 'Şimdi adliyeye giriyorum. Savcıyla görüşeceğim.' deyince telefonu kapattılar. Telefondakiler oğlum Ertuğrul'un da yanlarında olduğunu söylüyordu. Oğlumu arayıp, 'Bir problem var mı?' diye sorunca, 'Yok baba' dedi. Hemen akabinde polisler geldi." diye konuştu.
Akyol, telefondaki kişilerin profesyonel dolandırıcı olduklarını, sürekli savcıyla, ceza maddeleriyle ilgili konuştuklarını bu yüzden başta şüphelenmediğini ancak para transferi istedikleri sırada durumda bir gariplik olduğunu fark ettiğini belirterek, "Maddi bir kaybım olmadığı için şikayetçi değilim. Kamu davası devam ettiği için memnunum." dedi.
Duruşmada daha sonra Taha Akyol'un oğlu olan müşteki Ahmet Ertuğrul Akyol'un ifadesi alındı.
Akyol, olay sabahı babasının telefonda emniyetten biriyle soygun meselesiyle ilgili konuştuğunu, bu esnada kendisinin de telefonunun çaldığını, telefondaki kişinin ayrı bir odaya geçmesini istediğini söyledi.
Telefonda, "FETÖ'yle ilgili şüphelisiniz, en yakın banka şubenize gidin, dediklerimi yapın." dediğini aktaran Akyol, "Bankaya gittim. Sürekli telefondaydım. Teröristlerin bana ulaşamaması için telefonu açık tutmamı söylediler. Konuştuğum kişi hesabında bin dolar bırak, gerisini çek. Orada FETÖ'nün adamları var, çok hızlı çık.' dedi. Sonra Bir hesabım daha vardı ancak blokeliydi. Telefondaki bu kez, 'Oradan çok hızlı çık, FETÖ deşifre olacağı için panik yapacak. Çatışma çıkacak. Ana yollardan değil ara yollardan git' dedi. Yol kenarında bir kişiye poşet içerisinde 45 bin dolar parayı teslim ettim." ifadelerini kullandı.
Akyol, yaklaşık 4 saat dolandırıcılarla telefonda irtibatta olduğunu aktararak, "Benim açımdan bir zarar kalmadı. Polisler verdiğim parayı iade etti. Sanıklardan şikayetçi değilim." dedi.
Sanıklar Engin Kaya ve Ersin Deli, pişman olduklarını ve şikayetçilerden özür dilediklerini söylerken, sanık Halil Beyret olaylarla bir ilgisi olmadığını ifade etti. 
Mahkeme heyeti, sanıkların üzerlerine atılı suçtan tutukluluk hallerinin devamına ve Ertuğrul Akyol'dan alınan parayı kurtarmak için yapılan operasyonda görev alan polislerin tanık olarak ifadelerinin alınmasına karar verdi.
Sanıklar hakkında, Taha Akyol'a yönelik "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına hükmeden heyet, duruşmayı erteledi. 
Öte yandan Taha Akyol, duruşma sonrası basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Adalet neyse tecelli etmesini bekliyoruz. Benim zararım yoktu. Zaten zararın telafi edilmesi şartıyla soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçmiştim. Kanun da böyle. Kamu davası devam edecek." dedi. 

Ertuğrul Akyol da zararı giderildiği için duruşmada şikayetten vazgeçtiğini bildirdi. 

- İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, müştekiler gazeteci Taha Akyol ve oğlu Ahmet Ertuğrul Akyol'un 16 Eylül 2020 tarihinde dolandırıldıkları, 21 Eylül'de sanıklardan temin edilen 10.000 dolar ile 247 bin 400 liranın müşteki Ahmet Ertuğrul Akyol'a teslim edildiği anlatıldı. 
Sanıklar Halil Beyret ve Ersin Deli'nin avukatlarının 13 Kasım'da savcılığa, müşteki Ahmet Ertuğrul Akyol'un hesabına 73 bin liranın yatırıldığına ilişkin makbuz sureti sundukları aktarılan iddianamede, müşteki Ahmet Ertuğrul Akyol'un avukatı Erdal Kılbaşoğlu'nun da aynı gün sunduğu dilekçeyle uğranılan zarar karşılanmış olması nedeniyle şikayetten vazgeçtiklerini beyan ettiği dile getirildi.
İddianamede, sanıkların terör örgütü operasyonu yapıldığını belirtmek ve kendilerine savcı/komiser izlenimi vermek suretiyle müştekilerden para temin ettikleri ve birlikte suç işleme kastıyla hareket ederek "nitelikli dolandırıcılık" suçunu işlediklerinin anlaşıldığı belirtilirken, suçu teşekkül halinde işleyen sanıkların bu suçtan 4,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. 
Suç zararının iadesi ve şikayetten vazgeçilmesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümleri uygulanması gerektiği de kaydedilen iddianamede, sanıklar hakkında 1 yıl 6 ay ile 5 yıl arasında değişen hapis istemi doğrultusunda yargılama yapılması talep edildi.