Kültür Sanat Servisi
Çini sanatının en başarılı temsilcilerinden biri olan ve kendi deyimiyle fırça ve renk ikilisiyle "insana" ahenkli deyişler bırakan Ayşe Özkan, çini çalışma atölyesinde eserlerini ortaya çıkarmaya devam ederken, geleneksel sanatların korunması ve yaşatılması için birçok projeye de imza atıyor.
Keçiören Belediyesi bünyesinde hizmet veren Estergon Türk Kültür Merkezi'nde yer alan 14 dükkândan oluşan arastadaki geleneksel sanatlara yönelik çalışma atölyeleri, bu sanatların yaşatılmasına büyük katkı sunuyor.  İkinci çini sergisini açmaya hazırlanan Çini dilbilimcisi Ayşe Özkan, bir yıllık bir hazırlık sürecinin ardından yaklaşık 35 eserini sanatseverler ve insan-toprak üzerine düşünenlerle  buluşturacak.
Çini sanatı ile uğraşmadan önce, diğer sanat dallarıyla da (hat-tezhip-minyatür) yakından ilgilenen Ayşe Özkan, "pişmek hiç de kolay değildir" dedi. Çini ile insan arasındaki bağlantıyı da şöyle ifade etti; " İnsan da Çini de topraktan...  İkisi de sırdan müteşekkil oluşmuş. İnsanın da badireleri vardır. Çini de insan gibi ateşle sınanır. Dünyada, fırında ya çatlar, yok olur, kül olursunuz ya da pişer olursunuz."
Ayşe Özkan, çiniye nasıl başladığını şu şekilde anlattı: "İnsanın gördüklerine karşı tahammülü zorlaşınca, dilimi susturup, fırçamı işlemeyi, kendimi "renk, ışık, motif " eğitimine sokmayı istedim. Ailemde neler gördüm neler...  Bunlardan birisi el yazması Kur'an-ı Kerim'di. Kenarlarındaki tezhip, içindeki renkler beni çok etkilemişti. Kütahya Çini Ustaları  da benim için en iyi izleklerdi. "Toprak- görünmek-pişmek" eylemlerinin hepsini ruhuma çok yakın buldum. İnsan, yolculuğuna içindeki yürüyen kuşları da katmazsa, evrenin ışıkları söner. Ben de sanatın bu dalıyla, tüm ışıklarımı yakabilme yolundayım."
Uluslararası Seramik ve Çark Projesi gibi birçok özgün projeyi hayata geçirmek isteyen Özkan, çini sanatını gelecek kuşaklara aktarmak için çalışmalarını sürdürürken Keçiören Belediyesi'nin bu sanatlara verdiği değerin de altını çiziyor.