Kültür sanat servisi
Yalıları, sarayları, erguvanları, mehtabı ve balıklarıyla dünyanın eşsiz yerlerinden biri Boğaziçi… Farklı kültürlerin membaı olan İstanbul’un bu eşsiz kıyıları; mekânlarıyla da az konuşulan bir tarihin ve hatıraların ev sahibi… İşte bu tarihî yaşanmışlıklar Ziya Burcuoğlu’nun “Boğaziçi’nden Hatıralar” kitabında harflere döküldü. İhlas Vakfı Yayınlarından çıkan kitap, mimari eserler eşliğinde yakın tarihe ışık tutuyor. Eserinde anlattığı Boğaziçi’nin değerlerine temas eden Ziya Burcuoğlu “İstanbul, nasıl Osmanlı’nın kültür merkeziyse, Boğaziçi de bu kültürün membaı olan yerdi. Burada yardımlaşma ruhu o kadar yüksekti ki ramazan ayında yalı sahipleri, evlerini halka açılıyordu. Akşam vakti bu yalıların önünden geçenler, davet edilmeksizin içeriye girip, iftar edebiliyorlardı. O devirde yalılarda balık tutacak iskeleler vardı. Bir lüfer akını olduğunda, ev sahipleri iskelelerini komşularına açarak bereketi paylaşırlardı. Boğaziçi, böylesine güzel âdetlerin yaşandığı yerdi…” diyor.
HAYAT TÜRKLERLE BAŞLADI!
Boğaziçi’ni, “Boğaziçi” yapanların Türkler olduğunu söyleyen Burcuoğlu “Bizans devrinde birkaç balıkçı köyünden ibaret olan bölgede, hayat âdeta Osmanlıyla başladı. Boğaziçi’ne önce hisarlarla mühür vuruldu sonra saray ve yalılar kıyıları süsledi” ifadelerini kullanıyor. Osmanlı devrinde, Boğaziçi’ne yalılar inşa edilirken tabii dokunun asla bozulmadığına dikkat çeken Burcuoğlu “Bu hususta belki bir kanun mevcut değildi ama güçlü teamüller vardı. Mesela Abbas Hilmi Paşa, Hidiv Kasrı’nın inşa ettirirken, büyük bir kule yaptırmak istemiş. Bunu haber alan Sultan Abdülhamid, gayet diplomatik bir dille ‘İstanbul semalarında minarelerden daha yüksek bir eser görmek beni üzer’ diye ikazda bulunmuş. Boğaziçi’nde daha çok iki katlı yalılar inşa edilmiş ve yeşillikler muhafaza edilmiş” şeklinde konuşuyor. Günümüzde Boğaziçi’nin hızla betonlaştığına dikkat çeken Burcuoğlu “Ben 1957 yılında Boğaziçi’nde okudum. O yıllarda yalıların etrafında büyük korular vardı. 1960 ihtilalinden sonra buraların büyük kısmı yakılarak, betonlaşmaya başladı. Göçler de olunca her iktidar, Boğaziçi’ni sahiplenme yoluna gitmedi” ifadelerini kullanıyor. 

Sultan Abdülhamid’in imzası her yerde

“Haydarpaşa Garı gibi mimari eserlere imza atan Sultan Abdülhamid’in, Boğaziçi’nde de imzası var”  diyen Ziya Burcuoğlu şöyle konuşuyor: Kendisi, 1894’deki  İstanbul depreminde yıkılan Cihangir Camii’ni yeniden inşa ettirdi, Ortaköy Camii’nin minarelerini yaptırdı. Beylerbeyi Sarayı’nda da 6 sene kalan Abdülhamid Han, denizden gözüken Yahya Efendi Türbesi’ni bizzat tezyin etti. Yaptığı en mühim işlerden biri de Beykoz’daki Abraham Paşa’nın yalısını satın alarak halka açmak oldu.