Dünyanızın sınırları bir evin sınırlarıyla eşitlenseydi; temiz havada bir an bile nefes alamasaydınız, toprağa basamasaydınız ama dışarıya çıkmak için çok sebebiniz olsaydı... Bu hafta gösterime giren “Her Şey” (Everything, Everything) işte bu soruların açtığı yolda, 17 yıldır evinde hapis hayatı yaşayan hasta bir genç kızın hayatına odaklanıyor. Stella Meghie’nin yönetmen koltuğunda oturduğu film, Nicola Yoon’un aynı isimli romanından beyazperdeye adapte edildi. Filmin oyuncu kadrosunda Amandla Stenberg ve Nick Robinson’ın yanı sıra Ana de la Reguera ve Anika Noni Rose gibi isimler var. 
3 KİŞİLİK HAYAT...
Filmde Stenberg’in canlandırdığı Madeline, ağır bağışıklık sistemi yetersizliğine sahip biri olarak karşımıza çıkıyor. Mikroplardan tamamen uzak kalması gereken Madeline, bir dakika bile evlerinden dışarıya adım atmadan, hatta dışarının havasını bile solumadan yaşamak zorunda olan bir kız. Kendini bildi bileli, ne arkadaşlarıyla oyun oynamış, ne de bir ağaç gölgesinde dinlenmiş…  Bu yüzden hep bir okyanusa gitmenin hayalini kurarak yaşıyor. Hayatında üç kişi var: Doktor annesi, evlerinde ona bakan hemşire ve onun kızı...
RİSKE DEĞER Mİ?
Madeline’ın evhamlı annesinin kontrolünde sürdürdüğü bu izole hayat, yanı başlarındaki eve bir ailenin taşınmasına kadar sürüyor. 18 yaşına bastığı günse, yeni taşınan komşularının oğlu Olly’le göz göze gelen Madeline, farklı bir dünyaya göz kırpıyor. Olly’le önce camdan cama bakışıyorlar, sonra mesajlaşmaya başlıyorlar. Bu mesajlaşmalar, filmde farklı bir forma sokularak, gerçek bir görüşmeymiş gibi seyirciye sunuluyor. Daha önce kimseyle yakınlık kurmamış olan Madeline, kendini dışarıdaymış gibi hissedip, Olly’e olan duyguları derinleşiyor. Sonra hemşiresini ikna edip onu evlerine davet ediyor. ‘Dış dünya’dan gelen bu adam Madeline’ı da geldiği yere çekiyor. Genç kız, nihayetinde tehlikeli işlere kalkışıp, “her şey” diye tabir ettiklerine ulaşmak için hayatını ortaya koyacağı bir maceraya sürükleniyor.