MURAT ÖZTEKİN

Almanya’da yaşayan Suriyeli sanatçı Manaf Halbouni, Orta Doğu’daki savaşlara, mülteci politikalarına ve “vatan” kavramına bir sergiyle dikkat çekiyor. Daha evvel dikey şekilde yerleştirdiği iki otobüsten oluşan çalışmasıyla mülteci dramına Berlin’den ses olan sanatçı bu defa Türkiye’de… Misafir sanatçı olarak üç ay önce İstanbul’a gelen Halbouni, sıradan nesnelerle yaptığı eserleri “Kendi Evinde” (Home Game) başlıklı sergiyle sanatseverlerle buluşturuyor. Sanatçı, sergisinde vatanın doğulan yer mi yoksa doyulan yer mi olduğu tartışarak Suriyeli mültecilere odaklanıyor. Zilberman-İstanbul tarafından organize edilen, Tarabya Kültür Akademisince desteklenen sergi, Tomtom Gardens’ta sanatseverlerle buluşuyor. Biz de Suriyeli sanatçıdan serginin hikâyesini dinledik.

∂ Sanat maceranız Suriye’de mi başladı?
Sanat çalışmalarıma savaştan evvel Şam’da başlamıştım. Daha sonra Almanya’ya taşınarak, akademide eğitim aldım. Ben mülteci bir sanatçı değilim, Avrupa’ya iç savaştan çok önce gittim. Avrupa’da yaşamanın avantajları var. Bir şeylere farklı bakmanın ve yeni malzemelerle çalışmanın yolunu orada öğrendim.
∂ Memleketinizde büyük bir trajedi yaşanıyor. Bu sanatınıza ne kadar tesir ediyor?  
Şu anda memleketim olan Suriye’ye gidemiyorum. Orada neler olduğunu anlamakta güçlük çekiyorum. Bunu düşündüğümde üzülmüyorum desem yalan olur. Sanatımın Suriye’de olanlardan etkilenmesi normal ve kaçınılmaz. Sanat, her zaman duygusal bir şey. Ben de sanatta farklı olmaya çalışıyorum. Dikkat çekici olayları seviyorum ve bunları insanlara sanatla anlatmak istiyorum. Sanat hayal gücünün kapılarını açan bir şey.

“EVİNE DÖN MÜLTECİ!”
∂ Eserlerinizde “vatan” mefhumunu tartışıyorsunuz? Nasıl bir hikâye var serginin arka planında?
Dresen’deki mülteci kampı yakınlarındaki bir duvarda “Evine dön!” ve altına yazılmış “Hayır!” yazılarını görmüştüm. Vatanın ne olduğunu anlamaya çalışırken kendime sorular sordum. Vatan bir kara parçası mı yoksa ailemizin ve sevdiklerimizin bulunduğu yer mi? Ben de sergi için herkesin vatan olarak tanımlayabileceği bir şey arıyordum ve futboldan bir başlık buldum. Çünkü spor insanları bir şekilde birleştiriyor. Kendimi İstanbul’da çok rahat hissettiğim ve bana ev hissi verdiğim için buna “Kendi Evinde” dedim. Sergide buna dair birçok eser var.

İSTANBUL İLHAM VEREN BİR ŞEHİR
∂  İstanbul’da çalışma yaptınız. Neler hissettiniz?
Evet, geçtiğimiz üç ay boyunca burada sergim için sanat çalışmaları yaptım. Bu esnada şehri de keşfettim ve bana yeni ilhamlar verdi.

∂ İnsanın kendi evinden başka bir yerde mutlu olması mümkün müdür?
Bu, nereden baktığınızla alakalı bir mesele. Kendinize ve etrafınızdaki insanları nasıl değerlendirmenizle bağlantılı. Bence istediğiniz her yerde evde olabilirsiniz.

∂ Bir de sergide “Endüstri devrimi Avrupa yerine Orta Doğu’da olsaydı, neler olurdu?” diye soruyorsunuz...
Bence bu biraz kompleks bir soruydu. Bütün toplumların zayıflıkları var; bazıları ışığı taklip ederken bazıları karanlığın peşinde. Ben bu sorunun cevabını izleyicilerime bıraktım. Onlar ne olduğuna karar versin. Dünyadaki tüm milletlere silah satabildiğimizi düşündüğümüzde neler olacağını hayal edelim!