Burcu Çetinkaya

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?

Annemin sayesinde. Yeteneğimi keşfedip 8 yaşında beni ajansa yazdırdı.

Nasıl keşfetti?

Küçükken hep taklit yaparmışım. Babama söylemiş önce. Başta kabul etmemiş. Annem de babama söylemeden ajansa yazdırmış. Sonra Kurtlar Vadisi dizisi başlıyor ve annemle iletişime geçiyorlar. “Oktay Kaynarca ve İpek Tenolcay’a çok uygun yüzü. Görüşmek istiyoruz” diyorlar. O sırada henüz Kurtlar Vadisi’nin reklamları dönmeye başlamamış. Annem de inanmıyor, birisi dalga geçiyor zannedip kapatıyor telefonu. Bir hafta sonra Kurtlar Vadisi’nin reklamları dönmeye başlayınca işin ciddiyetini anlıyor. Ve tekrar iletişime geçiyor. Böylece başlamış oldu oyunculuk serüvenim. İlk Kurtlar Vadisi’nde oynadım.

Ne hissettiniz peki? İlk işiniz Kurtlar Vadisi gibi bir dizi...

Direkt mafyanın içinde, 8 yaşında bir çocuk olarak Kurtlar Vadisi’nde 3 sezon oynadım ve orada büyüdüm. Çok heyecanlıydım. “Büşra sahneye” dediklerinde dişlerim birbirine vuruyordu heyecandan.

O yaşlarda işin ciddiyetinin farkında mıydınız? Yoksa oyun gibi mi geliyordu?

Ben oldum olası işimin farkındaydım. Çocukken de iş olarak görüyordum. Şimdiki setteki çocuk oyunculara daha çok oyun gibi geliyor. Çünkü şu anki imkânlarla benim zamanımdaki imkânlar bir değil. Benim zamanımda oyuncu koçu, pedagog yoktu. Tabii ki zorlandım. Ama annem sayesinde ezber ve oyun kısmını halletim.

Kendinizi ilk seyrettiğinizde ne hissettiniz?

Kurtlar Vadisi’nde akrabalar da gelirdi. İlk işim olduğu için izlemek isterlerdi. Ben televizyonu kapatıyordum, kendimi görmek istemiyordum. Sonra sonra alıştım.

Tesettüre girme süreci kafanızda ne zaman şekillendi?

Tam tarihi bilmiyorum ama yaklaşık iki ay önce bu kararı aldım. Çocukluktan beri istiyordum ama 2-3 senedir daha yoğun bir şekilde düşünüyordum.

Oyunculuğa devam etmek istiyor musunuz?

Tabii ki istiyorum. Oyunculuğa âşık bir insanım ben. Ama imkânlar zorlar bence. Bana öyle bir şans verilir mi bilmiyorum. Tesettürle biraz zor gibi gözüküyor, bunun farkındayım. Aslında tesettüre girdikten sonra bir diziden aradılar ve bu şekilde istediler. Hatta telefonda tekrarladım “Tesettürlüyüm biliyorsunuz değil mi?” dedim. Görüşmeye çağırdılar ve gittim. Haber bekliyorum.

Ya olmazsayı düşündünüz mü?

Tabii ki. Bunların hepsini düşünerek bu yola çıktım. Çok şükür herhangi bir endişem yok. Olmazsa da hayırlısı. Bir söz vardır “Bir kapı kapanır, bin kapı açılır” diye... Allah mutlaka bir yol gösterir. Rızık kaygım yok çok şükür.

Bu süreçte yaptığınız işlerle ilgili nasıl bir muhasebe yaptınız?

Şeytan aslında karar verme aşamamda çok uğraştı. Nefsimle konuşuyordum. “Hayır, kapanma. Herkes senin yerinde olmak istiyor, çok güzel bir mesleğin var. İyi kazancın var” gibi... Ama nereye kadar. Ölüm diye de bir gerçek var sonuçta. Her şey hayattan ibaret değil. Bu şekilde düşününce karar alma sürecim daha da çabuk oldu.

Aileniz nasıl yaklaştı?

Başından beri bu fikirlerimi ailem biliyordu. Onların tek endişesi ekran önünde olmamdı. Geri dönüşünde psikolojik olarak etkilenir miyim diye kaygılandılar. Ama benim sağlam bir karaktere sahip olduğumu da bildikleri için üstesinden geleceğimi tahmin ettiler.

Tesettüre girdikten sonraki süreçte kızdığınız, kırıldığınız birileri oldu mu?

İlk 1 ay yakın çevremden; gala görüntülerinden sonra da tanımadığım bir sürü insan oldu kızdığım. Başta sinirlendim ama annem sağ olsun, çok destek oldu. “Her şekilde konuşacaklar, duyma ve görme” dedi. Ben de böyle yaptım.

Sevenlerinize bir mesajınız var mı?

Bu süreçte en önemli şey psikolojik destekmiş. Bunu bir kez daha anladım. Bana destek olanlara gerçekten çok teşekkür ediyorum. İyi ki varlar, eksik olmasınlar.

Şu anda sizin de oynadığınız Ateş filmi vizyonda. Size ne ifade ediyor?

Çekilen filmlerde bir iki konu ele alınır. Ateş filminde birçok konu vardı ele alınan. Böyle bir projede yer aldığım için gerçekten çok gururluyum. Kendi hikâyemi söyleyeyim. Aleyna’nın hikâyesinden çok etkilendim. Aslında hepimizin alışık olduğu bir hikâyeydi ama bunu bambaşka bir şekilde göstermeye çalıştık. Zaten onun dışında ana temamız uyuşturucu ve şiddet bağımlılığıydı. İnsanlara yararlı olmak... Hepimizin ortak noktası bu bence. Ateş de bunu bence en iyi şekilde anlattı.

Tamamen sizin kontrolünüzde bir sinema dünyası olsaydı, hayal ettiğiniz her şey mümkün olsaydı, nasıl bir dünya çizerdiniz?

Sadece piyasaya göre hareket etmezdim. Bizim camiamızı inançlarımızla birleştirirdim. Temellerimiz daha sağlam olurdu. Eğitici, öğretici... Hem insanlara yararı olabilecek hem izlerken sıkılmayacakları projeler yapardım.

Yetenek mi eğitim mi önemli bu işte?

Bir insanda yetenek yoksa istediği kadar eğitim alsın, belirli bir noktaya gelemez. Yetenek varsa, eğitim almamışsa bir yere gelebilir. Sadece oyunculukla alakalı değil, her alanda bence en önemli şey yetenek. Ama tabii ki hem yetenek hem eğitim birlikte daha güzel.

Hayalinizdeki aile nasıl ? Kaç çocuk istersiniz mesela?

Herkesin istediği gibi hayırlı bir eş isterim. En fazla iki çocuk, bir erkek bir kız. Ama tabii ki hayırlısı.

Oyunculuk dışında boş zamanlarınız nasıl geçiyor?

Meslek oyunculuk olunca sosyal hayata çok adapte olamıyorsunuz.  Spor salonuna yazıldım ama sadece yazılmakla kaldım. Yoğunluktan vakit bulamadım. Kitap okumayı çok seviyorum.

En son hangi kitabı okudunuz?

Uğur Koşar’ın “Allah’a Koşun” kitabını okudum. Bu arada tesettüre girdikten sonra kendisi sosyal medya aracılığıyla tebrik etti, buradan bunu da söylemek istiyorum.

En son hangi filmi seyrettiniz?

Film izleyecek vaktim yok maalesef.

Gezmeyi sever misiniz?

Çok severim. Özellikle kendi ülkemde Karadeniz ve Mardin vb. kültürlerini çok merak ediyorum. Oranın ruhunu yaşamayı istiyorum. Oyunculukta sürekli İstanbul’da olmak gerekiyor, buradan kopamıyorsunuz. İnşallah bundan sonra yavaş yavaş başlayacağım gezmeye.

En sevdiğiniz yemek?

Mantı.

Eğitim aldınız mı oyunculukla ilgili?

Sadece okulda aldığım tiyatro eğitimi var. Onun dışında profesyonel anlamda bir eğitimim yok.

“Ben artık oldum” dediğiniz yer oldu mu? Hangi rol mesela?

Hiçbir zaman demedim. Eğer devam edeceksem de hiçbir zaman diyemem. Çünkü hayatın her alanında hiçbir zaman “ben oldum” denmemeli diye düşünüyorum.

En bütünleştiğiniz rol hangisi?

Siccin. Daha vizyona girmedi ama izleyince göreceksiniz. Psikolojik olarak hazırlanmak gereken bir rol. En zorlandığım rol da oydu. Diyaloglarınızın olmadığı, sadece mimiklerle oynadığınız roller daha da zorluyor oyuncuyu. Benim öyle bir karakterdi. Zorlandım fakat en çok bütünleştiğim rol oldu. 2 Eylül’de vizyona girecek.

Fotoğraflar: Bünyamin Çelik