Takvim yaprakları 1995’in ilk ayının son günlerini gösteriyordu. Türkiye, iki ünlü ismin karıştığı “sapkın” bir olayla sarsıldı. “Ağır Roman” kitabıyla tanınan yazar Metin Kaçan (35) ve TRT’nin davudi sesli spikeri Alp Buğdaycı (31), Kaçan’ın arkadaşlık ettiği Gözde K’ya tecavüz etmekle suçlanıyordu. İddiaya göre, iki arkadaş Buğdaycı’nın Cihangir’deki evinde eğlenmişler, kadına ağır şiddet uygulamışlardı. Olay medyanın gündemine bomba gibi düştü. İkili, söz konusu gecenin “masum” olmadığını söylerken, suçlamaları ise reddetti. Söylediklerine göre, her şey gönüllüydü. Hakim tutuklama kararı verdi. Kaçan, bir ay sonra Bayrampaşa Cezaevinde şişlendi ve bir süre tedavi gördü. İkili 8 ay sonra kefaletle serbest bırakıldı. Mahkeme koridorlarında başlayan dava, 5 yıl sürdü. Kaçan 2000 yılında 8 yıl 9 ay, Buğdaycı ise 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay 2002 yılında Metin Kaçan hakkındaki kararı onadı, Alp Buğdaycı’nın ise cezasını az buldu. 2006 yılında cezaevine konan Kaçan, tahliye olduktan sonra bunalıma girdi. Yine bir ocak günü, 2013’te, bindiği taksiyi durdurup Boğaziçi Köprüsü’nden kendini aşağı bıraktı. Alp Buğdaycı’nın davası ise iki defa bozuldu. Buğdaycı’nın 1.5 ay önce kalan cezasını tamamlamak üzere konulduğu cezaevinden dün ölüm haberi geldi. Cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü. İntihar etmiş olabileceğinden şüphelenildi. Ancak ilk bulgular, kalp krizini gösteriyor.
ZOR YILLAR
Buğdaycı Karayollarında memur olan Gaziantepli bir ailenin çocuğu olarak 1964 yılında dünyaya geldi. Genç yaşta gazeteciğe başladı. Davudi sesi sayesinde kısa sürede parladı. Körfez Savaşı sırasında TRT’de yaptığı sunumlarla hafızalarda yer buldu. Aynı kanalda Gökkuşağı programını hazırladı ve sundu. Özel te-     levizyonların ilk haber spikerlerinden biriydi. Şöhretin zirvesindeyken yaşadığı olay, hayatını alt üst etti. 2001 yılında spikerlik mesleğine geri döndü. Ama bu kez ekranda değil, mikrofonda. Seslendirme sanatçısı olarak sürdürdüğü meslek hayatında çok sayıda belgesel, reklam, tanıtım ve TV programı seslendirdi. Arkadaşı Metin Kaçan’ın ölümünün ardından verdiği bir röportajında yaşadıklarını şöyle anlattı: “Hayatım boydan boya değişti. Param yoktu, iş bulamadım, televizyon dünyasına dönmek istemedim ama, zaten bırakmıştım. Bugün bile bir cüzzamlı görmüş gibi bakıyorlar. Çok ağır ve karanlık yıllarım oldu. Uyuşturucu kullanıyordum, ölmek istedim, kendini ifade edememek kadar korkunç bir şey olabilir mi? Üstelik de bu süreçte aç biilaç olmak. Su kaçak, elektrik kaçak, ısıtma yok. Hayatım aç kalmayacak, normal bir evde oturacak bir seviyede devam edebiliyor. 2002’de Atlas’a yazı yazmaya başladım. Sonra derginin reklamlarını okudum, beni aradılar ve mesleğe niteliksiz bir dublajcı gibi başladım. Şimdi reklam, belgesel okuyorum. İnternet sitesi yaptım, “Kan Sıcak Akacak”ı da, diğer yazdığım iki kitabı da koydum, insanlar bedava indiriyorlar. Duvara karşı yazıyormuş hissiyle devam ediyorum ama hâlâ anlatacağım hikayeler olduğunu düşünüyorum.” Ve Buğdaycı 52 yaşında son hikayesini cezaevinde yazdı...