Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3. Uluslararası Ombudsmanlık Sempozyumu'nda konuştu. Erdoğan "Bu ülkeye alçaklık yapanlar tarihte olduğu gibi bugün de yok olup gidecektir" dedi.

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:


Bölgesel ve küresel sorunlar konusunda da ilkeli bir duruş sergiledik. Mülteci konusunda tavrımız bunun son örneğidir

Avrupa'daki dostlarımızın bir defa şundan emin olması lazım. Sınırlarına gelen insanların nihai hedefi, onların ülkeleri değildir. Biz bunu görüyoruz. Bu insanlar aslında kendi vatanlarına, kendi ülkelerine kavuşmak istiyorlar. Ama kendi ülkeleri onlar için yaşanması mümkün olmayan bir hale gelmiş durumda. Mülteci sorununun çözümü, kapıları bu insanlara kapatmaktan, sınırlara tel örgüler, duvarlar çekmekten geçmiyor. Asıl çözüm, bu insanların geldikleri yerlerdeki, kendi ülkelerindeki çatışmaların bir an önce durmasını, halkın sesine ve taleplerine kulak verecek yönetimlerin iş başına gelmesini sağlamaktır.

Türkiye mülteci sorununun yanında bir de terörle mücadele ediyor.

BİZ İNSANA İNSAN OLARAK BAKIYORUZ, İNANCIYLA DEĞİL

Biz insana insan olarak bakıyoruz. İnancıyla bakmıyoruz. Mağdur mudur, mazlum mudur biz kapımızı açarız. İşte şu anda Kudüs'te yapılanları görüyorsunuz. İsrail'in askerleri, polisi, üç dinin, üç semavi dinin kutsal kabul ettiği Mescid-i Aksa'daki uygulaması asla kabul edilebilir bir şey değildir. Kapıları kırmak suretiyle, içerde mukaddes kitabımızı yerlere atmak, onları yakmak suretiyle, bu yaptıkları kabul edilebilir bir şey değildir.
Avrupa'daki dostlarımız bilmeli ki; sınırlarına gelenler aslında kendi ülkelerine kavuşmak istiyor. Çözüm, kapıları bu insanlara kapatmak değil.

HALA SURİYE'YE UÇAK GÖNDERİYORLAR

Suriye'deki sorunun, rejim sorunu, rejimin halkına zulmü sorunu olduğu açıkça ortadayken, meseleye hala uluslararası güç dengeleri ve siyasi hesaplar zaviyesinden bakmak, vicdanları kurutur. Bakın hala bazı ülkeler Suriye'ye uçaklar gönderiyor, yardımlar devam ediyor.

Avrupa'daki dostlarımızın bir defa şundan emin olması lazım. Sınırlarına gelen insanların nihai hedefi, onların ülkeleri değildir. Biz bunu görüyoruz. Bu insanlar aslında kendi vatanlarına, kendi ülkelerine kavuşmak istiyorlar. Ama kendi ülkeleri onlar için yaşanması mümkün olmayan bir hale gelmiş durumda. Mülteci sorununun çözümü, kapıları bu insanlara kapatmaktan, sınırlara tel örgüler, duvarlar çekmekten geçmiyor. Asıl çözüm, bu insanların geldikleri yerlerdeki, kendi ülkelerindeki çatışmaların bir an önce durmasını, halkın sesine ve taleplerine kulak verecek yönetimlerin iş başına gelmesini sağlamaktır

Türkiye, tarihi boyunca terörün kanlı yüzünü hep hissetmiş ülkedir.

Terörizme, teröristlere bu kadar güçlü silahları veren mahfiller neresidir? Bu destekleri verenler neresidir? İçeriden, dışarıdan, bu destekler bir yerden geliyor. Bu destekleri verenler, bilesiniz ki bu ülkenin içinden değil, dışından. Bunu verirken de sadece bu güzel ülkemizi parçalamak, milletimizi bölmek için yapıyorlar.

Terör örgütüne aynı çizgide olmaktan hicap duymayan bir güruh, milletimizi birbirine düşürmeye çalışıyor.

Silahlarla tehdit edilerek oy vermek durumunda kalan vatandaşlarımız var. Agit gözlemcileri bunları görmeli.

Bir de medya var, teröristleri cici çocuk güvenlik güçlerini saldırgan göstermek için çalışıyorlar.

Bu sıkıntılar geçecek, bu coğrafyada kardeş olarak yaşamaya devam edeceğiz.