Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kanal 7'de katıldığı "İskele Sancak" isimli programda gündeme dair soruları yanıtladı. Davutoğlu, Çözüm sürecinin nasıl sona erdiğini ve ''Şehirlerde silahlanmaya göz yumdular'' şeklindeki suçlamalara yönelik çok çarpıcı detaylar paylaştı.


''NİYE ŞEHİRLERDE SİLAH VAR''
Davutoğlu, geçen yıl kasım ayında gerçekleştirilen aynı toplantıda kendisine "bazı şeylerin yasal olarak yapılamadığının" iletildiğini aktararak, şunları kaydetti:
"(Niye şehirlerde silah var, niye bunlar silah sokabiliyorlar?) dedim. Burada MHP'lilere ve CHP'lilere sesleniyorum, o yasaya onlar karşı çıktılar Meclis'te. Bana dedikleri güvenlik birimlerinin, 'Aynı günlerde uyuşturucuyla ilgili tedbir düşünüyorduk'. Dediler ki, 'Efendim, şurada bir araç geçse bu aracın içinde uyuşturucu ya da silah olsa bir polis onu durdurup arayamıyor, savcılıktan izin gerekiyor'. 'Savcılık da diyor ki (Delilin var mı)'. Delil arabanın içinde, delili bulmak için arabayı durdurman lazım, kısır döngü var. Savcının delilini bulmak için arabayı durdurman lazım, arabayı durdurmak için savcıdan izin alman lazım. 'Bu böyle olmaz' dedik. Tek tek o maddeleri, etüt ettik. Dünyada nasıl baktık, bunları da anlattık. Şimdi bizi eleştiren MHP, HDP ile birlikte o yasalara karşı çıktı. HDP ile birlikte karşı çıktı. Bizi eleştiren CHP oturdu onlarla birlikte eylem yaptı. Biz bunları niye yaptık? Yasal olmayan hiçbir iş yapmamak için."


''GÖZ YUMMA DEĞİL BU''
"(Bir göz yumma olmadı) diyorsunuz" ifadesi üzerine Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Göz yumma değil bu. Biz çözüm süreci diye bir irade ortaya koymuşsunuz, onun sonucunu nihai olarak görmeden bir şeye gidemezsiniz. Bir de yasal zemini hazırladık. Sonra seçimlere giderken, 'Operasyon yapmak seçimlere gölge düşürür diye' bir görelim dedik. HDP'ye bir şans. Hepsi girsinler demokratik yolla girsinler ve demokratik yolla mücadele ederiz. Belki o zaman seçim sonrasında çözüm sürecini tekrar canlandırmak mümkün olur, çünkü seçim sonrasında yeni bir siyasi tablo ortaya çıkacak. 'Seçim sonrasında HDP'nin bu kadar çok milletvekili çıkarması birçok kişi tarafından olumlu bulundu. Nihayet bunlar Türkiyeleşecek'. Fakat bunlar küstahça seçimin hemen sonrasında iç savaş çağrıları, direnin çağrıları, devrimci halk savaşı, silahlanın çağrıları yaptılar."


''ALLAH AŞKINA BİZ OPERASYON YAPARMIYDIK''
Davutoğlu, 7 Haziran'dan sonra Kandil'den sürekli savaş tehditleri geldiğini, iki polisin masum bir şekilde gece uyurken şehit edildiğini anımsatarak, "Allah aşkına biz operasyon yapar mıydık? Yapmaya ihtiyaç hisseder miydik? Niye yaptık?


AK Parti'nin iktidar olmadığı 8 Haziran'da belliydi, niye biz 23 Temmuz'a kadar operasyon yapmadık. Biz mi Allah muhafaza kendi polisimizi öldürme talimatı verdik? Biz mi iç savaş çağrısı yapıp, karşılıklı oyun oynadık" diye konuştu.


O SENARYOYA DA HAZIRDIK
Her türlü tedbiri aldıklarını aktaran Davutoğlu, "Çözüm süreci işleyip silahları bıraksalardı o senaryoya da hazırdık. 2 Kasım'da da hazır olacağız" yorumunu yaptı.


OPERASYON KARARI NASIL VERİLDİ
Operasyon kararını nasıl verdiklerini de anlatan Davutoğlu, 23 Temmuz'da Genelkurmay Başkanı'nın kendisiyle görüşmeye geldiğini, o esnada dağ karakolunda bir askerin DAEŞ tarafından şehit edildiğini söyledi.


CUMHURBAŞKANIMIZI ARADIM, ''HAYIRLI OLSUN'' DEDİ
"İlk sorduğum soru (Hazır mısınız?)" diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Gün bugündür. 'Ne yaptınız, bana rakam verin' dedim. 'Şehirlerde kaç kişi var? Ülkeyi huzursuzluğa boğabilecek kaç kişi var. Tamam, sizin hedefleriniz neresidir? Hava Kuvvetleri olarak Kuzey Irak'ta nereler var?' 'Şu barınaklar var. Şunları biliyoruz'. 'Suriye'de nereler var?' O gün saat 5'te kararlar alındı. Çok soğukkanlılıkla. 'Terör değerlendirmesi yapıldı' dendi. Sayın Cumhurbaşkanımızı aradım 'Şu tedbirleri düşünüyoruz, bu geceden itibaren başlıyoruz' dedim. 'Hayırlı olsun' dedi ve o gece başladı. Eğer biz ihmal etmiş olsaydık, bunu söyleyenlere söylüyorum, o gece o operasyon yapılabilir miydi?"


AMAÇ CUMHURBAŞKANIMIZI LAHEY'E ÇIKARTMAK


Çağrıların devam ettiğini belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:


20 Temmuz'da zannettiler ki bütün dünya Türkiye'yi DAEŞ'le özdeşleştirecek. Birileri çünkü onlara onu söyledi. Beni ve cumhurbaşkanımızı Lahey adalet divanına çıkarmak gibi plan yapan 'paralel yapı'yla bunlar aynı şeyi söylediler. Zannettiler ki, Türkiye gibi köklü bir devlet, AK Parti gibi milletle bütünleşmiş bir siyasi hareket, bir anda terörist hale getirilecek. Benim gibi kan dökülmesin diye kaç ara buluculuk girişimi için gecesini gündüzüne katmış birisi, cumhurbaşkanımız gibi İsrail, Suriye arasında bile mekik dokuyarak, 'barış olabilir mi' diye çalışan birisini 'biz terörist olarak oraya götüreceğiz, DAEŞ'le', hesap buydu.


DAEŞ'in saldırısını planlayan, Suruç'ta 32 vatandaşımızı katleden kimse, Ceylanpınar'da iki polisimizi şehit talimatını veren de aynı yerdir. Veya aynı yer iki tarafa da bir oyun çizdiler ve zannettiler ki biz bu oyun karşısında aciz kalırız, geri adım atarız, apolitik davranırız, 'yok bizim DAEŞ'le ilişkimiz var mı yok mu' tartışmasına gireriz, girmedik. O zaman 23 Temmuz günü açık ve net bir şekilde talimatımızı verdik: DAEŞ'i Suriye'de vuracaksınız ve gerekli cezayı vereceksiniz, PKK'ya da Irak'ta gerekli cezayı vereceksiniz ve bir daha hiçbir şekilde karşımızda böyle konuşamayacaklar."


AYNI GECE 768 KİŞİYİ GÖZALTINA ALDIK
"Aynı gece 6-7 Ekim olaylarını da organize ettiğini bildiğimiz bir sürü suçluyu, aynı gece 768 kişiyi DAEŞ'ten de DHKP-C'den de PKK'dan da gözaltına aldık. Şehirlerimizi ifsad edecek olan unsurları da gözaltına aldık, Kuzey Irak'a çöreklenip de bizi tehdit eden ve yabancı bazı güçlerin telkinleriyle hareket edenleri de orada şey yaptık."