Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Sürpriz sonuçlar bu seçimde çıkabilir, siyasi tablo çok değişebilir, birileri koltuklarını kaybedebilir çünkü çok yanlış yapan kişiler, parti başkanları oldu" dedi.
Akdoğan, 30 yerel televizyon kanalının ortak yayınında "Anadolu Soruyor" isimli programdaki canlı yayında, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
Seçmenin, 7 Haziran'dan sonra yaşananlardan dolayı bir kanaatinin oluştuğunu belirten Akdoğan, bu süreçte sorumlu davranan tek partinin, AK Parti olduğunu söyledi. 
Akdoğan, son günlerde üslup olarak eleştiri ve hakaretlerin devam ettiğini, AK Parti'nin ise seçimden sonra siyaset tarzını ve vaatlerini gözden geçirdiğini ifade etti. Birçok polemikleri arka plana attıklarını, daha düşük tansiyonla kampanya sürecini gerçekleştirdiklerini anlatan Akdoğan, AK Parti'nin sorumlu davrandığını, hükümet kurmak için elinden gelen gayreti gösterdiğini vurguladı.
Şu anda bir sessizliğin hakim olduğunu dile getiren Akdoğan, bunun "katılımın düşük olacağı" değil, "herkesin kararını verdiği" anlamına geldiğini belirtti. Bugün AK Parti'nin siyasetinin Türkiye için ne kadar gerekli olduğunun görüldüğünü bildiren Akdoğan, "Şu anda tek başına iktidar olabilecek tek parti, AK Parti. Bu yüzden güven ve istikrar biraz da tek başına iktidara bağlıysa AK Parti'nin ne kadar başarılı olduğuna bağlı" diye konuştu.
Terör olayları bağlamında bakıldığında, AK Parti'nin birlik siyasetine çok ihtiyaç olduğuna işaret eden Akdoğan, ülkenin kendilerinin projelerine ihtiyacı olduğunu söyledi.
Akdoğan, "Sürpriz sonuçlar bu seçimde çıkabilir, siyasi tablo çok değişebilir, birileri koltuklarını kaybedebilir çünkü çok yanlış yapan kişiler, parti başkanları oldu. Bunlar muhasebe günleri bizim için" değerlendirmesinde bulundu.


"Örgüt çok açık bir şekilde tekrar terör, şiddet sarmalına girdi"
Çözüm Süreci'ne de değinen Akdoğan, "7 Haziran'dan sonra niye operasyonlar başladı" sorusunun yanlış, "niye terör başladı" sorusunun doğru olduğunu vurguladı. Başbakan Yardımcısı Akdoğan, operasyonların başlayan terörün arkasından gerçekleştiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Örgüt çıkıp eylemsizliği bitirdiğini açıklamadı mı? Seçim bitmiş, yeni bir sayfa var, sen kalkıyorsun eylemsizliğin bittiğini açıklıyorsun. Bu olayların sonucunda operasyonlar başladı. Eğer başlamasaydı Türkiye, bugün başka bir yere sürüklenmiş olurdu, başka bir şeyi konuşuyor oluyorduk. Kaos planı o zaman devreye girerdi. Bunlar 'toplumda bir isyan çıksın, halk sokağa dökülsün, bunun üzerinden nasıl kantonlaşabiliriz', bunun çabası içindeler. Selahattin Demirtaş'ın o tahrik edici, ayrıştırıcı dili Kobani olaylarında da bu Ankara saldırısından sonra da... Siyasi bir fayda gözetmenin ötesinde örgütün amacına hizmet etmek için yapılabilecek bir şey. 7 Haziran'dan sonra örgüt çok açık bir şekilde tekrar terör, şiddet sarmalına girdi. Ama Kobani olayları da o zaman da bu süreç koptu çünkü açıktan toplumu tahrik ettiler." 
Akdoğan, "ben silahla kendi ütopyamı gerçekleştiririm' denildiğini, süreci bozanın örgütün tekrar silaha başvurması olduğunun altını çizdi.


HDP'nin makas değiştirdiğini, sürecin düşmanı "Paralel Yapı" ve statükocularla beraber hareket edip, sırf barajı geçmek için sürece ihanet ettiğini belirten Akdoğan, "Bu yüzden bu işin sorumlusu değildir AK Parti. AK Parti, Çözüm Süreci'nin mimarıdır, lokomotifidir. Hep iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. PKK'nın çağrılarına toplum tarafından karşılık verilmemesi tam tersine terörle mücadeleye destek verilmesinin bir sebebi devletin iyi niyeti görüldü. Bu yüzden sürecin sahibi biziz, bu süreci sonuca ulaştıracağız" ifadelerini kullandı.


"Avrupa da gördü"
Terör örgütüne yönelik operasyonlara ilişkin Avrupa'dan eleştiri gelmemesinin sebebinin sorulması üzerine  Yalçın Akdoğan, "Avrupa'nın eleştiri getirmemesinin sebebi, onlar da gördüler. Türkiye'de hükümet ne yapmaya çalışıyor, iyi niyetle bu sorunu çözmek için neler yaptı ve ne yapmaya çalışıyor, ona rağmen süreci kimlerin bozduğunu gördüler. Onlar da Türkiye'nin eleştirilebilecek bir tarafı kalmadığını... Türkiye hep bir şey yapmaya çalışıyor ama birileri bozuyor. Açıktan terör eylemleri oldu. Biz bu şeyin hedefiyiz, mağduruyuz. Bu yüzden aradılar taziyede bulundular. Görüyorlar, açık bir şekilde terör örgütlerinin Türkiye'yi nasıl hedef aldığını. Bunu bizimkiler göremedi ama onlar görüyorlar" diye konuştu. 
Bütün toplum kesimleriyle görüşüldüğüne, toplumu muhatap aldıklarına dikkati çeken Akdoğan, bu süreçlerde bunun bir ayağını terörün son bulmasının oluşturduğunu, bunu da çok boyutlu yürütmek gerektiğini vurguladı. 
Bunun bir ayağını İmralı'daki görüşmelerin oluşturduğunu ifade eden Akdoğan, "Bu şu demek değil, 'Bütün toplum kesimlerinin muhatabı olarak orası alındı. Onunla oturdular bir masa başında pazarlık yapıyorlar'. Böyle bir şey yok. Biz bugüne kadar bir sürü düzenleme yaptık, toplum kesimleri ile ilgili. Bir pazarlık yaparak mı gerçekleştirdik. Kürt meselesinde onlarca adım attı bu hükümet, pazarlıkla mı attı? İnsanımız hak ettiği için. Bu bir lütuf değil ki, Allah'ın verdiği haktır. Devletin görevi ona hizmet etmektir" değerlendirmesinde bulundu. 
Ortada "al-ver" pazarlığı gibi bir şeyin olmadığını vurgulayan Akdoğan, bu hükümetin bu sorunları çözmek için legal, meşru her yola başvuracağını ancak milletin rıza göstermeyeceği hiçbir taahhüdün altına girmeyeceğini kaydetti. 
Başbakan Yardımcısı Akdoğan, seçime ilişkin de "Bu, ülkenin mukadderatı meselesi. Büyük bir oyun oynanıyor. Ülkeye istikamet vermek istiyorlar, bir eksene oturtmak istiyorlar. Türkiye'de iç siyaseti dizayn etmek için, terör kullanılan bir enstrüman. Niye iç siyaseti dizayn etmek istiyorlar, dış politikasına da yön vermek için. 'AK Parti'den kurtulursak, yeni bir vesayet düzeni kurarız. Dış politikayı da biz belirleriz. İstediğimiz eksende Türkiye'yi tutarız' diyorlar. Bu yüzden bir memleket meselesi olarak görüyoruz" dedi.  


"Siz nasıl Türkiye partisisiniz arkadaş?"
7 Haziran genel seçimi sonrasında gerçekleşen koalisyon görüşmelerinde her şeye 'hayır' denildiğini anımsatan Akdoğan, "Tavanda bir araya gelme olamadı ama tabanda oluyor. Tabanda çok ciddi şekilde AK Parti'ye katılım var. Bu sadece o partiye destek vermek değil, oynanan oyunu görüyorlar" diye konuştu. 
MHP'nin bir oyun oynadığını ifade eden Akdoğan, MHP'nin "Bunları, HDP ile hükümet kurmuş gibi göstereyim" diyerek üye vermediğini ancak oyununun boşa çıktığını belirtti.
"Şimdi millet ona pazar günü bir oyun oynayacak" diyen Yalçın Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye hükümetsiz kalmasın diye AK Parti çaba gösteriyor. Her şeye 'yok' diyorsun. Terör hep istismar ettiğin bir konu. Bir olay oluyor gelip görüşmeye tenezzül etmiyorsun. Peki vatandaş bunun hesabını sana sormayacak mı, bu nasıl bir milliyetçiliktir demeyecek mi?" 
Cumhuriyet Bayramı törenlerine katılmayan partilerin bulunduğuna dikkati çeken Akdoğan şunları kaydetti:
"Kimse bunu sorguluyor mu? Siz nasıl Türkiye partisisiniz arkadaş? Sen Bahçeli nasıl milliyetçisin ya..? Cumhuriyet Bayramı, Anıtkabir'e gelmiyorsun, törenlere gelmiyorsun. Orada, bu milletin yavruları geçit töreni yapıyor. Bunun siyasi bir tarafı yok ya...Cumhuriyet Bayramı her türlü siyasi polemiğin ötesinde bir olgudur. Sen ortak acıyı paylaşamıyorsun, ortak sevinci paylaşamıyorsun, milli bir şuurla bugünde bu doğru tavrı sergileyemiyorsun. Peki insanlar sana bunun hesabını sormayacak mı? AK Parti bu törenlerden birine katılmasa kıyameti koparırlar. Bunlar hiçbirine gelmiyor. Kimse de demiyor (sen nasıl bir parti başkanısın?)"


"Ülkücü camia, milliyetçi hareket senin esirin mi"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 'iktidar korkusu' olduğunu belirten Yalçın Akdoğan konuşmasına şöyle devam etti:
"Daha önce koalisyon olduğunda başına ne geldi bilmiyorum ama iktidar korkusu var. Bir türlü yönetme sorumluluğuna gelmek istemiyor, kaçıyor. Küçük olsun benim olsun. Eleştiren kim varsa 'defolup gitsinler' anlayışında. Ülkücü camia, milliyetçi hareket senin esirin mi? Sen yokken bu hareket vardı. 11 tane seçim kaybettin sen. İnsan der ki 'tamam ben bu işi beceremiyorum. Daha çok özverili, daha çok bu milli günlerin anlamını bilen başka birisi gelsin' der. Onu da demiyor. Bu yüzden bu seçimde özellikle o kitlede çok ciddi bir tepki var. Ondan dolayı dedim bu seçimden sonra çok şeyler değişebilir siyasi tabloda."
Geçmişte, Paralel Yapı'nın ve PKK'nın 'hangimiz burada Paralel Yapı kuracağız?' mücadelesinde oldukları için bölgede birbirlerini sevmediğini ifade eden Akdoğan, "Baktılar ki ortada bir devlet var ikisine de izin vermiyor. Dediler ki 'birlikte olalım, bu hükümeti devirelim, sonra bakarız kim burada paralel bir şey kuracak" dedi.
Paralel Yapı'nın bir ihanet şebekesine ve casusluk faaliyetine dönüştüğünü anlatan Yalçın Akdoğan, bu nedenle bütün örgütlerle eş zamanlı mücadelenin önemli olduğunu kaydetti.


"Amaç AK Parti'yi tek başına iktidar yapmamak"
"AK Parti iktidara gelirse iç savaş çıkar" yorumlarının sorulması üzerine Akdoğan, bunun bir oyun olduğunu ifade ederek, asıl bu söylemin tehdit içerdiğini söyledi.
Akdoğan, bu tehdidin daha önce "HDP barajı geçmezse kıyamet kopar" şeklinde yapıldığını vurgulayarak, "Bu söylemi şimdi AK Parti'ye uyarlıyorlar. Diyarbakır'daki patlamanın HDP'ye nasıl yaradığını gördük. O zamanki amaç HDP'ye barajı geçirtmekti. Şimdi amaç AK Parti'yi tek başına iktidar yapmamak. Ankara saldırısının bir amacı da odur" diye konuştu.


Bu tehditlere kimsenin itibar etmemesi gerektiğini belirten Akdoğan, koalisyonlar döneminde Türkiye'deki istikrarın ve güven ortamının bozulacağını kaydetti.
Akdoğan, HDP'li belediyelerin sunduğu hizmetlerde aksaklıklar yaşanıp yaşanmadığına ilişkin bir soru üzerine, bu yönetimlerin insana saygıları olmadığını söyledi.
HDP'li belediyelerdeki yönetimin ideolojik hareket ettiğini dile getiren Akdoğan, "Hizmet yapılmış, yapılmamış önemi yok. Gösterdikleri adayların hiçbiri o yörenin insanı değil, orada yaşamıyor. Bu duruma kimse sesini çıkarmıyor. Seçiyorlar bir başkanı ama belediyeyi başkası yönetiyor. Devlete her türlü laf söylenebiliyor ama örgütle ilgili konuşmaya korkuluyor. Peki bu esaret düzenini kırmak, bozmak gerekmiyor mu?" ifadesini kullandı.
Akdoğan, seçim güvenliğine yönelik her türlü tedbirin alındığına işaret ederek, vatandaşların sandık başında veya okul çevresinde yaşanan tüm olumsuzluklara karşı duyarlı davranmasını ve gerekli mercilere şikayette bulunması istedi.
"Türkiye hükümetsiz kalmasın" diye ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini dile getiren Akdoğan, bu çabaların yanı sıra G-20 gibi büyük ve önemli toplantılara ev sahipliği yapılmasının da gurur verici olduğunu anlattı.


"Çözüm Sürecini gencecik fidanlar toprağa düşmesin diye başlattık"
Akdoğan, Türkiye'de iyi şeyler olduğunu söyleyenlerin tehdit edildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
 "Böyle bir şey olmaz. Kürtler sizin esiriniz mi? Düşün milletin yakasından. Vatandaşın çocuğunu dağa çıkarıyorlar. Bunlar küçücük çocuklar. Sonra eline silah veriyorsun terörist yapıyorsun. Yazık günah değil mi? Milletin evladı bunlar. Biz Çözüm Süreci'ni başlatırken 'gencecik fidanlar toprağa düşmesin' diye başlattık. 'Analar ağlamasın' lafı kuru bir laf değildi. Küçücük çocukları ölüm makinesine çeviriyorsun. Orada ne kadar insan ölürse onlar o kadar mutlu oluyor. Çünkü ölenlerin aileleri devlete düşman oluyorlar. Olaya böyle bakıyorlar. Bu kirli oyunu bozmak lazım."
Halka değer veren politikalar geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Akdoğan, 7 Haziran'dan önce ve sonrasında her kesimden vatandaşı dinleyerek politika ürettiklerini söyledi.


"Türkiye'ye karşı cephe oluşturuldu"
Akdoğan, açıkladıkları beyannamede de her kesimden vatandaşa hitap eden icraatlar geliştirildiğini dile getirerek, bu vaatlerin masa başında yazılmadığını, en ince ayrıntısına kadar hesaplanarak ortaya çıkarıldığını aktardı.
Basın özgürlüğü konusunda çıkan olumsuz söylemlere ilişkin bir soru üzerine Akdoğan, bu söylemlerin hepsinin bir algı operasyonu olduğunu belirtti. Akdoğan, "Bu yeni bir şey değil. Türkiye'ye karşı cephe oluşturuldu. Uluslararası zeminde uzun zamandır bu algı operasyonları, karalama kampanyası var. Bu konuda medya önemli bir ayak. Eğer ortada illegal bir yapılanma varsa, terör örgütü varsa bunun tezahürü olan kullandığı araçlar, enstrümanlar bunun adı ister medya olsun ister sivil toplum olsun, bu fark etmez, sen hangi amaca hizmet ediyorsun ve yaptığın şey ne kadar hukuki. Bunun ele alınması lazım" diye konuştu.


Akdoğan aşure dağıttı
Bu arada, Yalçın Akdoğan Cuma namazını Sincan'daki Hoca Ahmet Yesevi Camisi'nde kıldı.
Namaz sonrasında vatandaşlarla selamlaşan ve sohbet eden Başbakan Yardımcısı Akdoğan, ardından AK Parti Sincan İlçe Teşkilatı'nca hazırlanan aşureyi vatandaşlara dağıttı.