Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, A Haber Televizyonu canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın halkın çatışma olan yerlerde sözde öz yönetimi desteklediği yönündeki açıklamalarının sorulması üzerine Kurtulmuş, "Öz yönetim iddiasına bölgede yaşayan kürt kardeşlerimiz destek vermiş olsalardı belki bugün böyle bir hendek kazma ve hendekler üzerinden siyaset yapma gereğini duymayacaklardı. Türkiye belki bambaşka bir safhaya geçecekti" karşılığını verdi. 

Terör örgütünü ve terör örgütü yandaşlarını sinirli ve agresif hale getiren durumun bölgedeki hassasiyet olduğunu dile getiren Kurtulmuş, asırlardır birlikte kardeşlik içinde yaşayan Kürtlerin bu süreçte sözde öz yönetim meselesine  destek vermediklerini vurguladı. 

"Öz yönetim desteklenmedi"

Hendek kazılmasının sözde öz yönetim desteklendiği için yapılan bir şey olmadığının altını çizen Kurtulmuş, "Öz yönetim desteklenmediği için halk desteğini arkalarında bulamadıkları için başvurdukları ve belki de son çare olarak başvurdukları çılgınca bir siyasetti. Şimdi onun da başarısız olacağını görüyorlar" dedi.

Kurtulmuş bölgede devam eden operasyonlarla ilgili olarak, sivillere zarar gelmemesi ve bu olaylarda en az zayiat verilmesi konusunda  hassas davranıldığını ifade etti. Adım adım, sokak sokak, ev ev gidilmesinden daha doğal bir şey olamayacağını belirten Kurtulmuş, "Ben Sayın Demirtaş'a bir kez daha şunu ifade etmek isterim. Bu üslupla siyaset yapmayı bıraksınlar. HDP'yi başarılı bir noktada, baraj aşarak parlamentoya getiren nokta, hendek siyaseti değildir. Barışçıl bir dil kullanmalarıdır. HDP'ye oy veren vatandaşlarımız hendekleri, bombaları, silahları savunsunlar diye oy vermedi. Barış olsun diye, silahlar sussun, bombalar patlamasın diye artık barış dili konuşsun diye Türkiye partisi olsunlar diye bu oylar verildi" dedi. 

Selahattin Demirtaş'ın Moskova'ya yapacağı ziyaret

Kurtulmuş, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Moskova'ya yapacağı ziyaretle ilgili, bir siyasetçinin dünyada herkes ile görüşebileceğini, ancak siyasetin tam da doğru işi doğru zamanda yapma sanatı olduğunu söyledi.

Türkiye ile Rusya'nın önemli bir gerilim yaşadığını ifade eden Kurtulmuş, orta vadede Türkiye ile Rusya'nın bu gerilimi çok rahatlıkla bütünüyle geride bırakacak ve yoluna devam edeceklerini belirtti.

"Böyle bir ortamda bu gerilimden sadece iktidar partisini sorumlu tutmak için yapıldığı intibası veren bu ziyaretin Türk kamuoyuna iyi açıklanması gerekiyor. Neden yapılıyor? Niye şimdi yapılıyor? Zamanlama dediğim şey bu. Gidebilir, Çin'e, Rusya'ya, İran'a da gidebilir. Nereye gitmek istiyorsa gitsin ama niçin gittiğini ve niçin bu zamanlamayla gittiğini hesap etmek ve millete bunu anlatmak mecburiyetinde" ifadesini kullanan Kurtulmuş, "Böylesine önemli bir gerilim yaşanırken bu ziyaretin yapılacak olması anlatılabilir bir ziyaret değildir. Anlaşılabilir de değildir. Zamanlama bakımından söylüyorum. Böyle bir gerilim olmasaydı herhalde Rus yetkililer de bu kadar kısa bir süre içinde HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’a randevu verip davet etmezlerdi diye düşünüyorum" diye konuştu.

"Terörden etkilenenlere destek verilecek" 

Sigorta primlerinin ertelenmesi, vergi borçları ve bulundukları şehirleri terk ederlerin yaşadıkları zorluklara yardımcı olmaları konusunda da bütün valiliklere talimat verildiğini aktaran Kurtulmuş,  "Terörden etkilenen bütün vatandaşlara her türlü destek verilecek. Hiç kimse yaşadığı evi sokağı, kolay kolay terk etmez. Bu insanlar buraları kolay kolay terk ediyorlarsa, onlar açısından bıçak kemiğe dayanmıştır. Hiçbir şekilde savunulamayacak olan bu terör siyaseti önce Sur'daki, Nusaybin'deki vatandaşı canından bezdirmiştir. İnsanlar diyorlar ki 'Yeter artık. Yıllardır oy istediniz, destek istediniz verdik. Niye savaşı benim kapımın önünde yapıyorsunuz. Niye benim kapımın önüne bomba yerleştiriyorsunuz. Bu kapıdan benim çocuğum da geçecek" diye konuştu. 

"12 ilçede hayat normale dönecek"

Operasyonların devam ettiği yerlerde en kısa sürede içerisinde hayatın normale döneceğini belirten Kurtulmuş, "12 ilçede hayat normale dönecek. Vatandaşlarımızın bütün mağduriyetleri giderilecek. Esnaf kardeşlerimizin mağduriyetleri giderilecek. Okullarda öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin mağduriyetleri giderilecek. Hiçbir öğrenci bir gün bile öğrenim kaybı olmadan, bu çocuklarımız yetiştirilecek. Hem de daha iyi. Terörün ortaya çıkardığı mağduriyetler ortadan kaldırılacak" 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de Cumhuriyet savcılarını göreve çağırmasına ilişkin açıklamaları üzerine, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş şunları kaydetti:

"Biz siyasetin demokratik yollarla parlamentoda yapılmasından yanayız. HDP'ye ve onlara destek veren çevrelere bir kere daha bu tavsiyede bulunuyorum. Aslolan oyunu aldığınız vatandaşların taleplerini demokratik bir şekilde parlamentoda dile getirebilmenizdir. Eğer siyasetin yolunu açık tutmazsak, siyasetin varlığını demokratik yolla icra edilmesinin yolunu açık tutmazsak, buradan başka sonuçlar ortaya çıkar. Mİlletvekillerinin söz ve eylemlerinin dikkat etmesi ama geçmişte Türkiye bunu denedi. Bazı milletvekillerinin parlamentodan nasıl uzaklaştırıldıklarını ve parlamentodan nasıl düşürüldüklerini gördük. Bunların Türkiye'nin demokratikleşme sürecine katkısı olmaz. Kimin davası neyse, HDP'liler diyorsa, 'Biz hak hukuklarını koruyoruz' diyorlarsa, kusura bakmasın bu hak hukuk koruma yolu değildir. Türkiye siyasetini çözümsüz bir noktaya sürükleyen bir anlayıştır. Mecliste olsunlar ne eleştiriyorlarsa siyasetin çerçevesi içinde yapsınlar. Bir elinizi barışa kaldıracaksınız, bir elinizde bomba olacak, böyle bir şey olmaz. Belli ki dağ kadroları kararlarını vermişler bomba ile silahla uğraşacaklar. Hiçbir hükümet böyle bir manzaranın olmasını istemez."

İsrail ile görüşmeler

Kurtulmuş, İsrail ile olan görüşmelere ilişkin ise görüşmelerin teknisyenler düzeyinde, olumlu istikamette devam ettiğini belirtti.

Belli bir süreçten sonra görüşmelerin siyasi zemine taşınacağını anlatan Kurtulmuş, İsrail ile ilişkilerin uluslararası sularda Mavi Marmara Gemisi'ne yapılan, Türk vatandaşlarının da şehit edildiği saldırının ardından bozulduğunu anımsattı.

Türkiye'nin bu konuda ilk günden itibaren çok net bir tutum sergilediğini ifade eden Kurtulmuş, sözlerine şöyle devam etti:

"O dönemde özür dilenmesi, suçluluğun kabulü anlamına gelen tazminat ödenmesi, Gazze'ye yönelik ambargonun kaldırılması... Birincisi 2013 yılında yapıldı. O geride kaldı. Diğer ikisiyle ilgili de çok önemli gelişmeler oldu. Tazminat meselesini İsrail kabul ettiğini açıkça söylüyor. Rakamından ziyade burada 1 lira da olsa İsrail'in bu parayı Türkiye'ye vermesi her şeyden daha önemlidir. 'Ben katillik yaptım bunun sonucu olarak da suçumu kabul ediyorum' manasına gelen tazminat ödemesidir. Bu olumlu bir adımdır. Esas mesele olan üçüncüsü de ablukadır. Çok net söylüyorum. Türkiye diğer iki konu da bütünüyle karşılanana kadar bu görüşmeleri sürdürecektir.

Ümit ederim ki Mavi Marmara şehitleri ve Filistin davası uğruna şehit olanların hakkı, hukuku korunarak Türkiye burada yeniden ilişkilerin normalleşeceği bir süreci başlatmış olur. Böylece baştan beri itiraz ettiğimiz üç madde karşılanmış ve ilişkiler normalleşmiş olur. Bu süre içinde teknisyen düzeyinde görüşmeler devam ederken İsrail tarafından yapılan açıklamaların da ciddiye alınmamasını bütün kamuoyu ile paylaşmak isterim. Çünkü söylendiği ifade edilen bazı sözler veya basına el altından sızdırılan bazı hususlar İsrail'in kendi iç kamuoyunu tatmin etmeye yönelik işler olabilir. Özellikle şehitlerimizi hayata döndürme şansımız yok. Sonuçta şu anda hala devam eden Gazze ablukası var. Elektrikleri, suları, dünya ile irtibatları yok. Ümit ederim ki ablukanın hafifletilmesi, Türkiye üzerinden ablukanın belli oranda kırılması için bu anlaşmalar başarıyla sonuçlanır ve oradaki kardeşlerimiz de rahat nefes almış olur."

Merkez Bankası'nın faiz kararı

Kurtulmuş, Merkez Bankası'nın faiz oranlarını sabit tutmasına ilişkin ise Türkiye ekonomisinin genel gidişatıyla ilgili meseleyi yanlış yaparak sadece Merkez Bankası'nın faiz indirme veya artırma kararına bağlamayı doğru bulmadığını aktardı.

Genel şartları içinde yapılması gereken şeyin Türkiye ekonomisini reel olarak güçlendirmek olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "FED'in faiz açıklaması dünyadaki ekonomik dalgalanmalara ne kadar yön verdi. Bundan sonra da FED'den de çok astronomik bir faiz artırımı gelmediği için buradaki beklenti de dengeli olarak karşılandı. Bunlar evet etkiler mi ekonomiyi? Etkiler. Ancak bir ekonomiyi bundan daha çok etkileyecek olan şey esas kendi reel gücüdür" diye konuştu.