Terörle mücadele eden kendi devletini bildirilerle kat-liam yapmakla suçlayan akademisyenlere en sert tepkilerden biri Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’dan geldi. Akdoğan katıldığı bir televizyon programında Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin bildirisi için “deli saçması” dedi. Akdoğan, şu değerlendirmede bulundu: “Silopi, Sur ve Cizre’de çok önemli mesafeler alındı. Cumhuriyet tarihinin en uyumlu operasyonları yürütülüyor. Kısa sürede bu mahallelerin temizleneceğini düşünüyorum. Örgütün bütün hamleleri boşa çıkarılmış durumda. Hükümetin iyi niyeti ve attığı adımlarla bölgede bir rahatlama oldu. 
HDP, yüzde 6’dan yüzde 13’e çıktı. Bu, müthiş bir kredidir. Batıdan birçok insan da sana oy verdi. Peki niye verdi? Seçimden sonra nasıl bir görünüm kazandın? Bu kadar ayrılıkçı bir dilin var mıydı? Federalizm, bağımsızlık, özerklikten bahsediyor muydun? İnsanlar bunun için mi oy verdi? Oy aldın, daha şiddeti teşvik edici ayrılıkçı bir dile savruldun. Peki o insanlar demez mi ‘Sen bana ihanet ettin, kandırdın.’ Şiddeti teşvik edici, ayrılıkçı bir dil kullanmak siyasette kabul edilemez.

O yayınlanan bildiri... Bu kadar deli saçması bir metin görmedim. Bunun bir fikir olduğunu bile düşünmüyorum. Toplumsal gerçeklikten ve hakikatten kopuk bir hezeyanlar kümesi. Bir bilim adamı Türkiye’deki gerçeklikten nasıl kopabilir? Aslında sorgulanması gereken bu. Öyle ifadeler var ki insanın kanı donuyor. Bir insan böyle deli saçması şeylerle ülkesini nasıl suçlayabilir? Bunun tutar bir tarafı yok. PKK’nın yaptıklarını görmeden sadece devleti katil ilan eden bir yaklaşım. Bunu söylemek için zır cahil olmak lazım. Bildiri yayımlamak fikir özgürlüğü olabilir de onun içinde fikir de yok. Doğrudan devlete ithamlar var. Bomba yüklü araç, aileleri hedef aldı, 3 bebek ve 6 kişi öldü. Nerede bu aydınlar, neden sesleri çıkmıyor? Bugün kaç tane okul yakıldı. Anaokulunu, hastaneleri bombaladılar. Sen buna ses çıkarmıyorsun. Bu algıyla mı Türkiye’de bu meseleler çözülecek”