Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sivil Toplum Kuruluşları’nın (STK) temsilcilerine Külliye’de iftar verdi. Erdoğan burada yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
∂ Paralel devlet yapılanması adı verilen ihanet çetesinin akıbetini hep birlikte gördük, görüyoruz. Bir dönem neredeyse her alanda ülkemizin en büyük, en güçlü, en yaygın sivil toplum kuruluşlarını bünyesinde toplayan paralel yapı, ihanetinin ortaya çıkmasıyla sırça bir köşk gibi paramparça olmuştur. Akıl, vicdan ve ahlak sahibi herkes için bu tablodan çıkartılacak çok büyük dersler vardır. Milleti kandırdığını sanan, aslında kendini kandırır.
∂Avrupa Parlamentosu’nun koridorlarında bakıyorsunuz YPG terör örgütünün paçavraları asılı ve onun önünde de ülkemizdeki bölücü terör örgütünün parlamentoya destekleriyle soktuğu kişiler poz veriyor. Bunu Batı’ya söylediğimizde hepsinin söylediği şey şu: ‘Ama onlar DAEŞ’e karşı.’ Batı’nın mantalitesi şöyle çalışıyor; ‘İyi terörist, kötü terörist’…
∂ Terörle mücadeleyi, milletimizin huzurunu tesis edene kadar, can güvenliği, mal güvenliği konusunda sorumluluğu olan bir devletin başı olarak Allah’ın izniyle başaracağız. Yılmak yok, bu yolda devam edeceğiz, kararlıyız.  Korkuyu korkutmadığınız sürece her zaman mağlupsunuz.
∂ Bu kaynaşma, bu birliktelik birilerini rahatsız ediyor. Bu karın ağrısıyla toplumun bir kesimini kendi milletine, kendi devletine düşman etmenin çabası içindeler. Medyanın da çanak tutmasıyla insanları inançları, kökenleri, hayat biçimleri üzerinden birbirleriyle çatıştırmak için adeta seferberlik ilan etmiş durumdalar.
∂ Nerede kanayan bir yara görürlerse, hemen gidip yarayı kangrene dönüştürmeye çalışıyorlar. Bunun için kimi zaman ağaç, çiçek, böcek diyerek, kimi zaman kadın, çocuk diyerek, kimi zaman daha basit gerilimler üzerinden ortalığı karıştırıyor; ülkenin huzurunu kaçırıyorlar. Dikkat edin. Bahane ne olursa olsun tahrikçiler, basına fotoğraf verenler, polisle tartışanlar, çevredekileri galeyana getirenler hep aynı simalardır. Her biri adeta birer profesyonel provokatör.
∂ Türkiye’de yıllarca STK’lar devlete, hükümete rağmen, hatta onlara karşı çalışan kurumlar olarak görülmüştür. Devletle millet arasındaki kopukluğun bir tezahürü olan bu yanlışı geçtiğimiz 14 yılda verdiğimiz mücadeleyle büyük ölçüde ortadan kaldırdık. Tamamen bitti diyemem. Hâlâ birçok engeller ne yazık ki var.