ALİ ÇELİK

Hain darbe girişimini gazetemize değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, önemli açıklamalarda bulundu. Kalkışma öncesi ve sonrasında yaşananları anlattı. Bundan sonraki dönemde yapılması gerekenler ve dikkat edilecek noktalarla ilgili sorularımızı cevapladı.

Kalkışmaya nerede yakalandınız, ilk nasıl duydunuz? 
Eve nadiren erken gittiğim akşamlardan biriydi. Ailece yemeğimizi yemiş, namazımı kılmış oturuyordum. 20.40 gibi yardımcım ‘‘Ankara’da Meclis’in üstünde helikopterler geziyor’ diye bir mesaj gönderdi. Tam bu sırada ‘‘Boğaz Köprüsü trafiğe kapatılıyor’’ diye telefonuma mesaj geldi. Başbakanımızı aradım, sanki telefon elindeymiş gibi hızlı bir şekilde cevap verdiler. Sıra dışı bir şeyler olup olmadığını sordum. Bana ‘Evet, bazı hainler bir kalkışma çabasındalar, gereği neyse onu yapmaktan çekinmeyeceğiz’ dedi. Emriniz ne olur dediğimde ‘‘Arkadaşlar teşkilatlarda toplansınlar’’ talimatını verdi. 

Yaramaz askerlerin kulaklarını çekeceğiz!..
Eşimiz, dostlarımız, sürekli aramaya başlamıştı. 11 yaşındaki torunum yanına geldi. ‘‘Türk askeri bizi mi vuracak dede’’ dedi. Saçını okşayarak durumu izah etmeye çalıştım, ‘‘Sizin okulda, sınıfta yaramazlık yapan çocuklar oluyor dimi? Ordunun içinde askerlerin arasında da yaramazlık yapan birileri var. Biz onların kulaklarını çekeceğiz sen rahat ol’ diye cevap verdim. 

Havalimanına yürüyerek gittik!..
Cumhurbaşkanımız İstanbul’a geliyordu, havalimanına geçmek için evden ayrıldım. Araçla ancak Çobançeşme’ye kadar ilerleyebildik. Yol tıkanınca inip yürüyerek devam ettik. Kalabalık müthişti, gençler, yaşlılar, hanımlar hatta çocuklar, öyle bir coşku vardı ki tarifi çok zor. Bir taraftan sala sesleri geliyor, kalabalık içinde tekbirler yükseliyor, salevatlar okunuyordu. Cumhurbaşkanımızın uçağı İstanbul’a inmişti. F16’ların ilk alçak uçuşları başladı. Sonik patlamalar olduğunda insanlar bomba nereye düştü diye bakışıyordu. Kimse kaçıp canını kurtarma derdine düşmedi. Hatta uçakların ikinci veya üçüncü turunda vatandaşın biri belinden silahı çekip uçağa nişan almaya çalıştı. O gece tüm ülkede olduğu gibi Yeşilköy’de de Çanakkale ruhu vardı. 

15 Temmuz öncesi ve sonrası mücadele gerektiği gibi verildi mi?
17 Aralık’tan sonra Sağlık Bakanı sıfatıyla 18 daire başkanını FETÖ dolayısıyla görevden aldım. 12’si iki ayın içinde mahkeme kararıyla daha kabadayı bir şekilde göreve geri döndü. Diğer altısı da zaman içinde görevlerini geri aldılar. Sadece benim bakanlığımda değil, bütün bakanlıklarda durum aynı. Çaresizliğe bakar mısınız, siz görevden alıyorsunuz onlar mahkeme kararıyla geri dönüyor. Hukuku, hâkimleri, savcıları kullanarak bizi çaresiz duruma düşürmeye kalktılar. Sonuçta 40 yılı aşan bir sürede önemli ve stratejik her noktaya planlı bir yerleşme var. Bunun tamamını, gerek 17-25 Aralık döneminde gerekse 15 Temmuz sonrasında şu noktadan şu noktaya getirdik dersek yanılırız. Ana omurga ile güçlü bir mücadele sergilendi ve köklü bir şekilde de devam ediyor. Bunların 40 yıllık planlarından ertesi gün, ertesi yıl vaz geçeceklerini beklemek hata olur. Ne kadar omurgaları çökse de, ne kadar mevzi kaybetmiş olsalar da önümüzdeki 40 yılda bile vazgeçmeyeceklerdir. 15 Temmuz’dan sonra sadece bizim bakanlığımızda 170 kişi açığa alındı, 973 kişi ihraç edildi. Toplamda 1.143 kişi. 

Darbe davalarını nasıl değerlendirirsiniz?
Baktığınızda çoğunluğu diplomalı ve iyi eğitimli insanlar. İnanılması güç nokta, bunların aklını ve iradesini bir yere teslim etmesi. Bilmem nerenin imamına tabi olmuş ve yıllarca kendi iradesini kullanmamayı alışkanlık edinmiş. Sonuçta mahkeme ifadelerinden bir yerlere varmaya kalktığınızda sonuç alamıyorsunuz. Hepsi bir ağızdan üç maymunu oynuyorlar. 

İradeleri başka yerde

Bakan Müezzinoğlu diyor ki: “FETÖ, PKK ve DAEŞ zaman zaman birbirleriyle entegre oluyor veya kavgaya tutuşuyor. Bu durum, iradelerinin başkaları tarafından organize edildiğini ortaya koyuyor. Bugün CHP’nin parti meclis üyeleri içinde FETÖ soruşturmasına muhatap olan isimler var. KHK ile ihraç edilmiş iki parti meclis üyeleri var. Deniz Baykal’ın gidişi Kılıçdaroğlu’nun partinin başına geçmesi acaba nasıl bir senaryonun oyunu. Adalet yürüyüşü dedikleri olayın bitiş zamanına baktığınızda provokatif bir zemine, Gezi olaylarına, toplumsal bir kargaşa zeminine ışık tuttuğunu görüyorsunuz. Kılıfı da güzel uydurmuşlar ‘adalet yürüyüşü’ neymiş efendim adalet arıyorlarmış.