İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Çubuk'ta uğradığı saldırılaya ilişkin, "Emniyet Genel Müdürüne, Ankara Emniyet Müdürüne, ilgili jandarma komutanına ulaşarak oradaki herkese ulaşıp bu meseleyle ilgili talimatları İstanbul'dan veren benim." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ile bağlı kurumların 2020 yılı bütçeleri üzerinde gerçekleştirilen görüşmeler sırasında söz alan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, İçişleri Bakanlığının bütçesinin görüşüldüğünü, Bakan Soylu'ya cevabını hala alamadıkları birtakım sorularının bulunduğunu söyledi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun Ankara'nın Çubuk ilçesinde katıldığı bir cenaze töreni sırasında linç girişimine maruz kaldığını, Bakan Soylu ve personelinin olayın öncesinde, sırasında ve sonrasında ağır kusurlarının olduğunu savundu.

Soylu'nun daha öncesinde, "Valilere talimat verdim, CHP il başkanları şehit cenazelerine alınmamalı" diye açıklamasının bulunduğunu ileri süren Özel, şunları kaydetti:
"Bu tür işleri yapmayacak birisi varsa o da İçişleri Bakanıdır. Bakan Soylu 31 Mart Yerel Seçimleri'nde atanmış bir bakan olarak sert bir propaganda dili üstlenmiş, Genel Başkanımız birtakım terör örgütleriyle ilişkilendirilmiş ve her platformda hedef gösterilmiştir. CHP olarak sizler nezle olsanız, 'Geçmiş olsun' dileklerimizi iletiyoruz. Bu olaydan sonra bir tek geçmiş olsun temennisi duymadık. Bazı bakanlarınız, 'Mesajı verdiniz arkadaşlar dağılın.' diyerek linci bir mesaj gibi gösterdi. Soylu'nun ifadeleri doğrudan Genel Başkanımızı ve koruma ekibini suçlar niteliktedir. Gelinen noktada organize bir linç girişimini raporladık. Bizi rahatlatacaklarına raporumuza karşılık rapor yayınladılar. Olayda bir tane tutuklu yok, Osman Sarıgül için elini öpmek adına kuyruk oluşturdular. Biz bir devlet adamı sesi bekledik. Eleştiri olabilir, kavga olur, söz olur ama ne demek bir şehit cenazesinde linç."

Özel'in açıklamalarını uzatması üzerine AK Parti sıralarından tepki geldi. Bunun üzerine Özel, "Bizim yüreğimiz yanıyor, Allah aşkına laf atmayın. O gün Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya, gerçek bir devlet adamıdır. Siyasi kimliği nedir onu bilmem ama onu doğuran anaya helal olsun. Uzunkaya orada, 'Cesedimi çiğnemeden içeri giremezsiniz.' diyor. Bu kişi ifadelerinden 20 gün sonra görevden alınıyor. Buradan bir açıklama ve özür bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Görevimiz, Türkiye'deki 82 milyonun huzurunu ve can güvenliğini temin etmektir"

Özel'in açıklamalarına cevap veren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 3 yılı aşkın süredir Bakanlık görevi yaptığını, yaşanan tek bir trafik kazasının bile kendisini üzdüğünü ve bundan kendisini sorumlu hissettiğini söyledi.

Soylu, Çubuk'taki olayın öncesinde Kılıçdaroğlu'nun İstanbul'a bir yürüyüş gerçekleştirdiğini, o sürecin Türkiye'yi kaosa sokmak isteyen bazı unsurların bu yürüyüşü hem istismar, hem provake hem de Türk siyasetinin büyük üzüntü yaşayabileceği bir sonuçla karşı karşıya bırakabileceği süreç olduğunu anlattı.

Gerçekleştirilen yürüyüşün direkt hükümet karşıtı bir organizasyon olmasına karşın tüm emniyet teşkilatının Kılıçdaroğlu'nun İstanbul'a hiçbir olay çıkmadan ulaşmasını sağlamaya çalıştığını vurgulayan Soylu, şöyle konuştu:
"Görevimiz, Türkiye'deki 82 milyonun huzurunu ve can güvenliğini temin etmektir. Sayın Tekin Bingöl'le birlikte arkadaşlarımız ve biz adım adım o yürüyüşün güvenliğini temin etmeyi ve İstanbul'a ulaşmasını sağladık. Her ne kadar beni atanmış bir bakan olarak görseniz de ben hem AK Parti'nin bir üyesi hem delegesi hem de büyük kongre delegesiyim. Bundan da gurur duyuyorum. Ayrıca ne anayasa, ne kanunlar, bir bakanın siyaset yapmasını elinden almıyor. Çubuk olayında en çok üzülenlerden birisi de benim. Hiçbir içişleri bakanı kendi yönetiminde bir ana muhalefet partisinin başkanının böyle bir olayla karşılaşmasını istemez. Telefon çekmemesine rağmen Emniyet Genel Müdürüne, Ankara Emniyet Müdürüne, ilgili jandarma komutanına, oradaki herkese ulaşıp bu meseleyle ilgili talimatları İstanbul'dan veren benim. Zaman kaybetmemek adına uçağı beklemeden araba ile Ankara'ya hareket ettim. Bu esnada tüm arkadaşlarımız alınabilecek tüm tedbirleri aldı. CHP'nin Çubuk raporundaki iddiaların her birinin gerçek dışı olduğunu ispat eden bir rapor ortaya koyduk. Bunu şimdi size de göndereceğim.

Hiçbir iddianın sübut bulan bir tarafı yoktur. Yapılması gereken oradaki korumalar, 'Biz Çubuk'ta bir şehit cenazesine gidiyoruz.' olmalıydı. Türkiye'nin terörle mücadelesinin en yoğun olduğu bir zaman dilimi içerisindeydik. HDP ile seçim sırasında ortaya çıkan bir ittifakın siyaset zemininde yoğrulduktan sonra ortaya çıkan iklim, seçim sonrasında herkesin bazı meselelerde biraz tedbirini gerektirir. Tedbir de gitmemek değil, bize haber verilmesidir. CHP grubu çok iyi biliyor ki burada korumaların korunduğu bir zaafiyet iklimi oluştu. Yapılması gereken Ankara Emniyetinin aranması ve 'Biz buraya gidiyoruz.' denmesiydi. Sayın Milli Savunma Bakanımız, Milli Eğitim Bakanımız, Genel Sekreterimiz Fatih Şahin, MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Kararaya, bu meselenin başka bir sonuca sevk edilmemesi için bir çaba ortaya koydular. Ama sanki biz bunu tahrik eden, yönlendiren, Sayın Kılıçdaroğlu'na sağlayan olduk. İnsaf Allah aşkına insaf."