ZİYNETİ KOCABIYIK
Harvard Üniversitesi Beslenme Bölümü Başkanı Prof. Dr. Walter Willett: “Yedikleriniz arasında sebze, balık ve zeytinyağına ağırlık verir ve glisemik indeksi düşük karbonhidratralı tercih ederseniz, kalp ve damar hastalıkları, kanser riski düşüyor. Alzheimer, Parkinson gibi nörolojik durumların yaşla birlikte ortaya çıkışı geciktirilebiliyor…”
BERLİN
Almanya'da gerçekleştirilen 12. Avrupa Beslenme Konferansı, beslenme biliminin önemli isimlerini ağırladı. Dünyadaki beslenme trendlerini yönlendiren 14 büyük beslenme derneğinin katılımıyla 4 yılda bir organize edilen Avrupa Beslenme Konferası'nın bu yılki açılış konuşmasını beslenme bilimine yön veren isimlerden biri olan Harvard Üniversitesi Beslenme Bölümü Başkanı Prof. Dr. Walter C. Willett yaptı. 
Beslenme alanındaki en önemli bilim adamlarından biri olan Prof. Dr. Willett'in geliştirdiği, kendi adıyla anılan ve Akdeniz diyetine benzeyen “Willett Beslenme Piramidi”, okullarda ders olarak okutuluyor.  Sağlıklı yaşamın temelinde Akdeniz tipi sebze, meyve ve zeytinyağı ağırlıklı bir beslenmenin yattığını savunan Prof. Dr. Willet, bilinenin aksine çok sebze ve meyve tüketmenin kanserden korunmada sanıldığı kadar etkili olmadığını ancak kalp ve damar hastalıkları riskini düşürmede son derece etkili olduğunu söylüyor. Prof. Dr. Willet, beslenmede dengenin ön planda tutulmasını da savunuyor. Örneğin fazla süt tüketmenin eskisi kadar önerilmediğini belirten Prof. Dr. Willet, ergenlik döneminde aşırı süt tüketiminin kalça kırığı riskini ve prostat kanseri riskini artırdığına yönelik çalışmaların da ortaya çıktığını ifade ediyor. İşte konferanstaki konuşmasının hemen ardından Prof. Dr. Willett'le yaptığımız röportajın ayrıntıları…


DÜŞÜK DOĞUM AĞIRLIĞI HASTALIKLARI ARTIRIYOR
Beslenme ile ilgili bilimsel çalışmaların büyük oranda hayatın orta dönemine odaklandığını söyleyen Prof. Dr. Willett, hastalıkların kaynağının annenin hamilelik öncesinde sürdürdüğü beslenme alışkanlıklarına kadar dayandığını; hamilelikte ve çocukluk-ergenlik dönemindeki beslenme şeklinin kanser, diyabet ve kalp hastalıklarının oluşumuna zemin hazırladığını belirtiyor. Özellikle ergenlik dönemindeki beslenmenin önemli olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Willett, “Düşük doğum ağırlığı ile dünyaya gelen bebekleri ileriki yıllarda ciddi sağlık problemleri bekliyor. Fakat doğumdan sonraki yıllarda sağlıklı beslenme ve hayat tarzının uygulanması ile doğumla birlikte ortaya çıkan bu sağlık zafiyeti telafi edilebiliyor. Buna karşılık çocukluk ve ergenlik dönemindeki beslenme gelecekteki sağlığı şekillendiriyor” diye konuştu.
Lise dönemindeki gençlerin katıldığı uzun süreli bir çalışmadan söz eden Prof. Dr. Willet, bu dönemdeki aşırı oranda kırmızı et tüketiminin meme kanserinin oluşumunda risk faktörü olduğunu belirterek, “Yine bu çalışmalarda kırmızı eti azaltarak yerine beyaz et yani tavuk, balık ya da yumurta kombinasyonlarının konulmasının meme kanseri riskini düşürdüğü gösterilmiştir. Yine bu çalışmada lifli yiyecek tüketiminin erişkin yaşlarda kanserin ortaya çıkışını engellemede önemli bir etkisinin olmadığının gösterilmesine karşın, ergenlik döneminde bol lifli yiyecek tüketiminin, meme kanseri riskini düşürdüğü görüldü” dedi. Prof. Dr. Willet  5-10 yaşları arasındaki obezitenin meme kanseri riskini artırdığının da artık bilinen bir gerçek olduğunu söyledi.
SÜT İÇİRİN AMA ABARTMAYIN
Ergenlik döneminde kemiklerin gelişimi için çocuklara çok fazla miktarda süt verildiğini hatırlatan Prof. Dr. Willet, “Kalsiyum depolarının doldurulması son derece önemli ve gerekli ancak aşırıya kaçmamak gerekiyor. Çünkü çok fazla süt tüketimi kemiklerin uzamasına sebep oluyor. Bu da ileriki dönemde kalça kırığı riskini artıyor. Ayrıca bazı çalışmalarda aşırı miktarda süt tüketiminin prostat kanseri riskini de artırdığı gösteriliyor” dedi. 
KALP SAĞLIĞI İÇİN YEŞİL SEBZE
Araştırmaların yetişkinlik dönemindeki sebze ve meyve tüketiminin kanseri önlemede çok etkili olmadığının ortaya koymasına karşın kalp ve damar hastalıklarından korunmada son derece etkili olduğunu ortaya çıkardığını söyleyen Prof. Dr. Willett, “Sebze meyve tüketiminde çeşitlilik çok önemli. Örneğin Amerika'da insanlar sebze olarak daha çok patates, fasülye, mısır tüketiyor. Oysa sağlığın korunmasında  yeşil ya da diğer koyu renkli sebzeler ve meyveler daha çok tavsiye ediliyor. Bu tip sebze ve meyvelerin yanında havuç, mango üzüm, çilek gibi koyu renkli/kırmızı meyvelerde oldukça faydalı.  Mesela diyabete karşı yaban mersini iyi bir tercih olarak öne çıkıyor” dedi.
Unutmamak için az kırmızı et çok balık yiyin

Bol sebze, meyve ve yeterli miktarda zeytinyağının tüketildiği Akdeniz tipi beslenmenin sadece uzun dönemde değil, kısa dönemde de olumlu etkilerinin ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Walter Willett, özellikle yaşa bağlı olarak zayıflayan hafıza ve zihinsel kabiliyetlerin korunmasında Akdeniz diyetinin işe yaradığının bilimsel olarak ispat edildiğini söyledi. Prof. Dr. Willett, yapılan bütün çalışmaların sağlıklı hayatın reçetesinin Akdeniz diyeti olduğunun ortaya koyduğunu belirterek, trans yağlar yerine zeytinyağı, kırmızı et yerine beyaz et ve deniz ürünleri, bol sebze ve meyve tüketimi ve faydalı karbonhidratların seçilmesi ile kronik hastalıkların engellenebileceğini ifade etti. Prof. Dr. Willet, “Bu beslenme tarzını benimseyerek, Akdeniz insanının 1960'lı yıllarda sahip olduğu kalp ve damar sağlığına ulaşmak hiç de hayal değil” diye konuştu.
Karbonhidratın fazlAası şeker hastası yapıyor
Yediklerimizin kan şekerini yükseltme etkisi olarak tarif edilen glisemik indeksi yüksek yiyeceklerle, aşırı karbonhidrat tüketiminin Tip 2 diyabet gelişimini tetiklediğini belirten Prof. Dr. Walter Willett, “Aşırı miktarda beyaz ekmek, patates tüketiminin, yüksek karbonhidrat alımının koroner kalp hastalığı riskini artırdığını görebiliyoruz. Kalp hastalığı ve kanser gelişiminin, obezite ile yakın ilişkisi var. Günümüzde insanlar yeteri kadar hareket etmiyorlar. Alınan kaloriler yakılamadığı için dünya genelinde kardiyovasküler hastalıklar artıyor” diye ekledi.
EĞİTİM ÇOCUKLUK?ÇAĞINDA?BAŞLAMALI
Kronik hastalıkların temelinin çocukluk çağındaki beslenme bozuklukları ile atıldığını, erişkinlik döneminde duruma çok da müdahale edilemediğıini söyleyen Prof. Dr. Willet, “Bu yüzden okullarda verilen beslenme eğitimi son derece önemlidir. Çocukluk çağında edinilen alışkanlıkların da ömür boyu sürdüğü dikkate alınırsa, okul çağındaki beslenme eğitiminin her ülkenin planına girmesi gerekir”?diye konuştu. 
YAĞIN TÜRÜ ÖNEMLİ
Geçmiş yıllarda toplam yağ alımı ile kanser ve kalp ve damar hastalıkları ilişkisinin ortaya konduğunu söyleyen Prof. Dr. Willett, “Şu anda biliyoruz ki, zararlı olanlar bütün yağlar değil sadece doymuş yağlar. Zeytinyağı bunun içinde değil. Beslenme önerisi verirken yağların tümüne değil, türüne bakılması gerekiyor” diye konuştu.