Letonya kaçtı, Hollanda kurtulamadı. A Milli Takımımız, Fatih Terim önderliğinde yine zoru seçti! Öyle bir oynadı ki, “Portakal, orada kal” dedi, üçüncülük için bir adım öne geçti. Şimdi Çek Cumhuriyeti ve İzlanda sınavları kaderimizi tayin edecek. Hollanda'ya fark atan bunları geçemez mi? Geçer elbette... Ama ikisinin de üzerimizde bir pozisyonda olduğunu, kalan iki maçı kazansak bile onları yakalayamayacağımızı düşündüğümüzde işimizin o kadar kolay olmadığı da bir gerçek. Biz böyle diyoruz ama ustamız Şansal Büyüka buna ne diyecek?


Ay-yıldızlıların bu kadar rahat bir galibiyet alabileceğini düşünüyor muydunuz?
- Sevgili Bilal, Letonya beraberliği “Hüsran”, Hollanda galibiyeti “Destan” değil... İyi sonuçta da, kötü sonuçta da abartmayı seviyoruz… Milli takımın Hollanda karşısında bu kadar rahat kazanacağını elbette düşünmüyordum. Ancak Hollanda galibiyeti ile Fransa finalleri için yeniden ümitlendik, morallendik, kalan iki maç için daha güçlendik. Ancak Türk futbolu bu galibiyetle “güllük gülistanlık” olmadı. Üretmekte, yetiştirmekte ve geliştirmekteki yetersizliğimiz aynen devam ediyor.


Yakaladığımızı attık
Letonya ile Hollanda kadroları arasında önemli farklar vardı. Ama en büyük fark, yakaladığını atan futbolculardı. Doğru ve yanlışları sıralasanız...
- Doğru, Letonya ile Hollanda kadroları arasında önemli farklar vardı. Ama Letonya lehine var. Hollanda dünya markası olabilir ama son görüntüsü ile Letonya, Hollanda'dan çok daha güçlü bir görüntü verdi. Yakaladığımızı attık, bu doğru... İkinci gol bireysel bir çaba (Arda), bireysel bir  hatadan (Hollanda savunması) geldi. Üçüncü golümüzün başlangıcında Caner'in yaptığı faul var. Bu gerçekleri kabul edersek mesafe alırız. Biz bu maçı hücumcularımızla değil, orta alan ve geri dörtlünün yaptığı modern savunma ile kazandık. Öyle ki, Hollanda orta alanın tehlikesiz bölgelerinde topu çevirdi ve “kırmızı çizgili” yerlere gelince adım atacak bir karış toprak bulamadı. Hollandalı golcüler bu sıkışıklıkta havasızlıktan neredeyse baygınlık geçireceklerdi. Türk Milli Takımı'nın ilk defa bu kadar çağdaş ve akıllı savunma yaptığını gördüm. Hollanda galibiyeti için “söz savunmanın” demek lazım...


İki karşılaşmada da kaleci tercihi Volkan Babacan'dan yana oldu. Görüşünüz... Volkan Demirel'in göreve devam edeceğini açıklaması nasıl yorumlanmalı?
- Volkan Demirel bir tercih kullandı “ben oynamıyorum” dedi, hatta yeni maçlar için Hoca'dan affını istedi. Hoca da Volkan'ın isteğine anlayışla yaklaştı. Hatta Volkan'ın bu isteğini de son günlere kadar gizli tuttu. Benim tanıdığım Fatih Hoca, sıkıntılı günlerde yanında duran Volkan Babacan'ı harcayıp , Volkan Demirel'e “gel” demez. Dese bile çok kötü oynamadığı sürece Volkan Babacan'ı kesmez. Kaldı ki daha Onur Kıvrak var. Sakatlık dönüşü, eski Onur olursa,  zaten o kaleyi teslim alır.


Yararsız polemikler
Fatih Terim'in tercihlerinden söz ederken, Batuhan ile Cenk Tosun arasındaki seçimde Medicana Sivassporlu oyuncunun tercihini nasıl yorumlayabiliriz?
- Rahmetli Coşkun Özarı, “milli takım oyuncusu farklıdır. Formuna ya da formsuzluğuna göre kadroya çağırılmaz” derdi. Fatih Terim'in Batuhan'ı çağırışında belki de sıkışık bir anda, son dakikalarda gelecek yüksek toplarda hava hakimiyetinde kullanmak gibi bir niyeti vardı. Buna rağmen kadroya alınışına şaşırdım. Cenk'e gelince... İlk maç çok iyi oynadı, sanıyorum bir maç oynamadı, birinde de sonradan oyuna girdi. Metin Tekin doğru söylemiş; haftanın karması yapmıyorsun, milli takım seçiyorsun. Böyle, bir karşılaşmada futbolcu milli takıma çağırılırsa, bu futbolcunun gelişimini de engeller, “ben oldum” havasına sokar. Bunlar kısır, futbola ve tartışılan futbolcuya yararı olmayan polemikler...
Tüm bu gelişmeler sonrasında Çek Cumhuriyeti ve İzlanda maçlarının sonuçları ve şansımız ne olur?
- Türk Milli Takımı bir, ikisi hariç genelde kritik maçları iyi oynuyor. Finallere gitmeyi garantileyen iki rakip, belki daha rahat olacaklar. Biz ise daha güçlü, daha moralli, daha özgüvenliyiz. En önemlisi; bu gördüğümüz Hollanda'nın kalan iki maçını altı puanla tamamlayacağına da fazla ihtimal vermiyorum.


Çelme yemesin yeter
Fatih Hoca hangi kariyere sahip olursa olsun, karşısında, ya da içinde yaşadığı futbol dünyasında öyle olumsuzluklar var ki, bunları tek başına düzeltmesi de mümkün değil. Fatih Terim, bırakın desteği, çelme yemesin yeter.
A Milli Takımımızın futbolunu ve kadro tercihlerini konuştuk ama bir de Fatih Terim gerçeği var. Özellikle Letonya beraberliğinin ardından tartışılan sözleşmesi, yine konuşulan aylığı v.s...
Ay-yıldızlılar, Hollanda'ya yenilmiş olsalardı bugün neyi konuşuyor olacaktık?
- Neyi konuşurduk Bilal? Fatih Terim 'in başarısız olduğunu, sözleşmesini, aldığı parayı, verdiği demeçleri konuşurduk. Fatih Terim'i elli türlü eleştirebiliriz ama, aldığı para üzerinden eleştiri yapmanın en ufak dayanağı yok. Bir kere daha yazdım... Fatih Terim bu parayı zorla almadı. Futbol Federasyonu yönetimi uygun gördü. Eğer Fatih Terim'in kontratında yazılı olan para tartışılacaksa, eleştirilecekse, bunun muhatabı Fatih Terim değil, Futbol Federasyonu'dur.


Fatih Terim bunu hak ediyor mu?
- Fatih Terim 'in aldığı para üstünden eleştirilmesini asla kabul etmiyorum. Türkiye'de iyi kazananlara karşı her zaman bir kıskançlık olmuştur.
Terim'in basın toplantısında, “Ben buraya 7 yıllığına geldim” demesi, “Türkiye Futbol Direktörü” apoletine uygun... Ancak yarışmacı kimliğine oturuyor mu?
- Sevgili Bilal, Fatih Terim isterse 17 yıllığına gelsin, aldığı sonuçlar kötü giderse 7 yıllık sözleşme süresini tamamlayamaz. Bu ülke tamamlatmaz. Ancak “turnuvalara gitmek önemli değil, ben Türk futbolunu kurtarmaya geldim” açıklamasını gerçekçi bulmuyorum. Aldığı sonuçlar iyi gidecek ki, Türk futbolunu kurtarma anlamında eli daha rahat olsun. Ayrıca Fatih Hoca hangi kariyere sahip olursa olsun, karşısında, ya da içinde yaşadığı futbol dünyasında öyle olumsuzluklar var ki, bunları tek başına düzeltmesi de mümkün değil. Kulüpler ayak uyduracak, başkanlar, yöneticiler, teknik adamlar, futbolcu, seyirci, medya bu kervana katılacak. Türkiye'de bugüne kadar böyle bir bütünlük gördün mü? Fatih Terim, bırakın desteği, çelme yemesin yeter.


Reklamı yok, fiyakası yok
Sol bekten devşirilen bir Hakan Balta... Letonya karşısında sahanın en iyisi, Hollanda maçında da görevini en iyi şekilde yapanlar arasındaydı. Buna karşın tartışılan bir Serdar Aziz vardı.
İki maçlık periyoda baktığımızda A Milli Takımımızın savunmasıyla ilgili düşünceleriniz?
- Letonya maçında iyi savunma yapamadık... Hollanda maçında “savunma nasıl yapılır” dersi verdik. İlk maçta Ozan'ın sağbek oynaması, orta alanında, savunmanın da dengelerini bozdu. Keşke ilk maça da Şener ile başlayabilseydik. Hakan Balta'nın değerini bugün anlayanlara ben gülüyorum. Adam yıllardır böyle oynuyor. Ama reklamı yok, fiyakası yok, medyada eşi-dostu yok. Neredeyse futbolu bırakma yaşına geldi, daha yeni kıymete bindi. İnanılır gibi değil... Serdar Aziz'e gelince... İlk maçta gerçekten kötüydü. Serdar Aziz şunu bilmeli, vücut vücuda oynamak başka, faullü oynamak başka... Serdar Aziz ikisini çoğu zaman karıştırıyor.


İyi oyna hakemi de yenersin
Aşağı yukarı her hafta, ligde hakemlerle ilgili bir paragraf açar, onları bu köşede tartışırız. Ama Letonya maçında öyle bir hakem vardı ki, Fatih Terim'i bile isyan ettirdi. Bizim hakemlerimize haksızlık mı ediyoruz yoksa?
- Letonya maçının sonucunun hakemle çok ilgili olduğunu düşünmüyorum. Yardımcı, Burak ofsayt değilken bayrağı kaldırdı, orta hakem de ona uyunca Burak'a yapılan penaltıyı yedi. Futbolun içinde bunlar var. Biz hakemin kaçırdığı ofsayt ve sonrasındaki penaltı pozisyonundan çok yedi-sekiz akıl almaz fırsatı nasıl kaçırdık, onu konuşalım. Hollanda da üçüncü golü faulden yedi. Ne yapsınlar? İspanyol hakemi, UEFA'ya mı şikayet etsinler? İyi oyna, hakemi de yenersin. Eline geçirdiğin fırsatları iyi kullan, hakemin adını ağzına almazsın. Hoca'nın yerinde olsam, hakemi konuşmazdım. Neyse, bu ayrıntılara takılmayalım, zaten çok da önemli değil...


Üflesek düşeceklerdi
Türkiye'de forma giyen iki isim Sneijder ve Van Persie... İkisinin de klasından kimsenin şüphesi yok. Ancak onları hem ligde, hem de milli forma ile izleyen biri olarak, form durumunu bir tartıya çıkarsanız...
- Hollanda Milli Takımı'nda, Sneijder de, Robin Van Persie de “Tüy sıklet” boksör gibiydiler. Üflesek düşecek bir halleri vardı. Sadece bu iki oyuncu değil, Hollanda Milli Takımı “bitik” durumda…