Burhancan Terzi  İSTANBUL
Futbol kitapları yazarak Türkiye’de kadın olarak bir ilke imza atan Sema Tuğçe Dikici, yeni kitabı “3F Futbol, Fado, Fiesta” ile karşımızda. “3F”  Portekizli lider António de Oliveira Salazar’ın  halkı uyuşturmak için kullandığını söylediği Fado (arabesk müzik), fiesta (eğlence) ve futbol formülüne işaret ediyor. Futbolun kitleselleştikçe siyasetin markajına girdiğini ifade eden Dikici, “Özellikle birinci dünya savaşından sonraki dönemde İtalya’da Mussolini, Portekiz’de Salazar, Romanya’da Çavuşesku, Almanya’da Hitler futbolun propaganda gücünü keşfediyor. Faşizmin yükselişiyle futbolun propaganda aracına dönüşmesi aynı döneme denk geliyor” diye konuştu. Kitabına 12 Eylül’ün futbola etkisi diye bölüm de koyan Dikici, “12 Eylül’den önceki dönemde futbol sevilen bir spor olsa da bu kadar popüler değildi. Ne sağcıyım, ne solcu futbolcuyum futbolu mantalitesi 12 Eylül’den sonra ortaya çıktı. 12 Eylül’den önce çocuklarının politik çatışma içerisinde olmasından rahatsızlık duyan aileler, futbola yönelmesini ya da futbol taraftarı olmalarını bile bile istediler” dedi.
KULÜPLERİN MARKA   YÖNETİMİ ZAYIF
Türkiye’de marka yönetimi konusunda her kulübün farklı dinamikleri olduğunu belirten Dikici, “Mesela Galatasaray sosyal medyada çok daha aktif. Çünkü sosyal medyadaki potansiyeli de fazla. Fenerbahçe’nin medya gücü daha fazla. Beşiktaş’ın kötü günde de destek olan bir potansiyeli var. Ama hiçbiri de dört dörtlük değil marka yönetimi konusunda” ifadesini kullandı. 
ŞİRKETLER DE FUTBOLUN GÜCÜNÜ KEŞFETTİ
Futbolun son 100 yılda savaşlara sebep olduğunu, Latin Amerika ülkelerinde Pele gelecek diye bir günlük ateşkes ilan edilmesinde olduğu gibi günübirlik barışlar sağladığını ifade eden Dikici, “Siyasiler nasıl futbolun kitleselleştiğini görüp propaganda aracı yaptıysa markalar, şirketler de futbolu bir tanıtım, reklam aracı olarak kullanıyor” dedi. 
Manchester United’ın ilk forma sponsorluğu yaptığı 1982’de senelik 500.000 sterlin kazanırken şimdi  60 milyon dolar kazandığını ifade eden Sema Tuğçe Dikici, “Futbol endüstrisinin geldiği boyutu güzel özetleyen bir örnek. Ama tabii bazı detaylara da dikkat çekmek lazım. Tüketim kültüründe fayda/maliyet analizi önemliyken futbolda böyle bir anlayış yok. Örneğin;  hiçbir taraftar altın işlemeli de olsa hatta üzerine kuş da konsa rakip takımın atkısını gidip satın almaz” şeklinde konuştu.