Burhan Can Terzi

Spor müsabakalarının en önemli aktörlerinden biri de kuşkusuz spor spikerleri. Eğer tribünde değilseniz ve maçın heyecanını evinizde de hissediyorsanız bunda mücadelenin anlatımını yapan kişinin payı çok büyüktür. Hatta bazı anlatımlar vardır ki, müsabakanın dahi önüne geçmiştir. Godfather filminden konu açıldığında hemen peşinden gelen "Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım" repliğini nasıl yadırgamıyorsak, Beşiktaş'ın 100'üncü yıl şampiyonluğundan bahsedilirken, ağızlardan "Sergen attı şampiyonluk geldi" lafının çıkmasını da yadırgamayız. Çünkü spiker izleyicinin ruhuna dokunabilmiştir. Türk televizyonlarından onlarca spor spikeri gelip geçti, kimi efsaneleşti, kimi kötü anlatımlarıyla akıllarda kaldı. 90'lardan günümüze spor spikerliğinde değişen noktalar da oldu. Yayınların artmasıyla spiker sayısı da fazlalaştı. Haliyle "Yeni dönem spor spikerliği" diye bir kavram oluştu. Biz de Lig TV'nin genç ama tecrübeli spor spikerleri Turgay Keskin, Gökhan Abdik ve Müjdat Muratoğlu'yla konuyu ele aldık. 4 arkadaş muhabbet şeklinde geçen söyleşide konudan konuyu atladık. 
Spor spikerliğinde bir şeyleri değiştirmek istediniz mi hiç? 
 Turgay Keskin:  Bir şeyleri değiştirmek çok iddialı bir söz. Değiştirmekten ziyade tarz oluşturmak önemli olan.  Bir spiker maç anlattığında izleyici ve dinleyici sizi tanımalı, önemli olan bu bence. 
 Müjdat Muratoğlu: Bizim 10’lu yaşlarımızda, yani büyüklerimizi dinlemeye başladığımız zamanlarda bilgi alışverişi çok yoğun değildi. Belirli kaynaklara sıkışıp, kalmak durumundaydınız. İnternet yoktu. Bilgiye ulaşmak kolay değildi. Çok fazla bilgi vermeden, maçın aksiyonunu anlatarak, maçın aksiyonunu izleyiciye yansıtan bir anlatım tarzı vardı. Bu biraz daha geleneksel. 2000’lerle bilgiye erişim kolaylığı, maçın temposuna göre bilgi vererek anlatım tarzını ön plana çıkardı. Kişisel olarak bunu harmanlamayı hedefledim. 
HERKES HER ŞEYE ULAŞABİLİYOR
Şu an 2000’lerden de farklı bir dönem içerisindeyiz. Herkes her bilgiye anında ulaşabiliyor. 2000’lerin başında, ortasında belirli bir kesim bilgiye daha çok ulaşabiliyordu. Artık sosyal medyayla, gelişen cihazlarla herkes her şeye ulaşabiliyor. Şimdi ne aşırı bilgi vermenin bir esprisi kaldı ne de sırf maçın aksiyonunu anlatmanın bir esprisi kaldı. Benim kişisel yorumuma göre maçın heyecanından kopmadan yerinde zamanında doğru bilgiyi kullanmak gerekiyor. 
 Turgay Keskin:  Maçın temposu da çok önemli. İnanılmaz tempolu bir maçta, bilgi vermeye kalktığınızda hem izleyici maçtan kaçar hem siz keyif almazsınız. 
 Gökhan Abdik:  Benim için daha çok önemli olan aksiyon. Tabii ki bilgi veriyorum. Ama doğru yerde bilgi vermedikçe o bilginin de izleyici için çok bir şey ifade ettiğini düşünmüyorum. Bir oyuncu için 1 Ocak 1985 doğumlu dediyseniz ve o oyuncu 2 Ocak doğumluysa öncelikle sosyal medyadan yüzlerce eleştiri geliyor. 90’lı yıllarda bu işin sağlamasını yapmak kolay değildi. Hatta spikerler oyunculara maç öncesi gidip, ‘Bu ligde şu ana kadar kaç gol attın, geçen sene kaç gol attın’ diye soruyorlardı. Şu anda bilgi çok spesifik olmalı ve tam zamanında verilmeli. 
Levent Özçelik “Yeni dönem spikerlerin gol veya gol girişimlerinde sesleriyle çok fazla oynaması hoşuma gitmiyor” şeklinde bir eleştiri getirmiş ne dersiniz? 
 M.M.:  Levent ağabeyi çok severim sayarım, ses tonuna da hayranımdır. Ama bu eleştiriye pek katılamıyorum. Levent ağabeyin bahsettiği olay biraz da şans meselesi. Futbol enteresan bir oyun, en son Osmanlıspor-Galatasaray maçında santradan gol oldu. Bunu tahmin edemezsiniz hemen veya sol bek 60 metreden gol atıyor. Siz o an bilgi veriyor olabilirsiniz, çünkü savunmanın solundan gol olma ihtimali çok azdır. Ve spiker doğal bir reaksiyon verebilir. Spiker şansı diye bir şey de vardır zaten.
 Kendi içinizde klişelerden kaçınmalıyız diye düşünüyorsunuzdur? Örneğin bir gol olduğunda “ve gol” demek sizin için bir tabu haline geldi mi?
 G.A.:  Ve gol klişe değil, anlık bir şey.  “Şut ve gol”, “Orta ve gol” bunlar bir şekilde çıkar ağızdan. Bence burada spikerin dikkat etmesi gereken özellikle gollerde, “Efsaneleşmiş gol anlatımlarından” uzak durmak.  Mesela “Sergen attı şampiyonluk geldi” var. Sen 2022 senesinde de “Murat attı şampiyonluk geldi” dememen lazım. Veya artık kimse golden sonra ‘şapka çıkartmamalı’.
 M.M.:  Risk almak da gerek. Ümit Aktan, Arif’in M.United’a attığı gol sonrası âdeta maçın gidişatını veriyor. Maç 2-1 olmuş ama mesela 7-1’e de gidebilir fakat Ümit Aktan, “Pes etmek yok, direneceğiz” diyor. Ve maç 3-3 bitiyor. 
 G.A.:  İşte bu da bir noktada spiker şansı. Biz lig maçları anlatıyoruz. Türk takımının Avrupa mücadelesini anlatsak, milli maç anlatsak, o kült olacak anlatımlar buradan da çıkar. Biz anlatımlarımızda hem taraf değiliz, hem de anlattığın maçta iki takımın destekçileri tarafından da izleniyorsun.  
 M.M.:  İşin içine hamaset girdiği zaman daha rahatsın. Ama mesela Gökhan’ın geçen sene Galatasaray-Beşiktaş maçındaki “Arena’da Sneijder” anlatımı ne rakibi inciten bir anlatımdı ne de o coşkuyu indiren bir anlatımdı. 
Peki Türk takımı Avrupa mücadelesinde gol yediği zaman spiker sessiz mi kalmalı, sessizliğe mi bürünmeli?
 G.A.:  Bence sessizliğe bürünmeli. 
 M.M.:  Gökhan’a katılıyorum. Ve o an sessiz kalmak bir eziklik değil. 
 G.A.:  O sessizlik yüreğinden çıkan sesin yansıması aslında. 
 T.K.:   Dramatik anlatımlar sadece milli maçlarda da olmuyor. O maçın atmosferine göre de kendiliğinden gelebiliyor.  Mesela geçen sezon Liverpool-Crystal Palace maçı 3-0’dan 3-3 olmuştu ve Liverpool şampiyonluğu kaybedecekti, benim de ses tonum düştü. Sosyal medyadan çok eleştiri geldi, “Liverpoollu musun, ağlayacaksın neredeyse” diye. Ortada dramatik bir şey var ama.  
Sosyal medyadan sizin bir takımın taraftarı olduğunuza dair tahmin yapılıyor ve eleştiriler geliyor.
M.M.:  Artık alıştık. Bu perspektifte Türkiye’nin en zor işini yapıyoruz. Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle taraftarlık daha da sivrileşti. Bir derbi anlatımından sonra yenilen takımın taraftarlarından sertçe eleştiriliyoruz. Bu bir paradoks.
HER TAKIMI İÇİN YAKIŞTIRMA YAPILDI
 G.A.: Sneijder’in Beşiktaş’a attığı golden sonra Galatasaraylısın denildi, Kuyt’ın Galatasaray’a attığı golden sonra Fenerbahçelisin denildi, Gomez’in Fenerbahçe’ye attığı golden sonra da Beşiktaşlısın denildi. Ama her golün hakkını verebilmişim ki bana her takım yakıştırılmış. Bu şekilde de mutlu oluyorsun. 
 M.M: Bizim iş biraz hakemliğe benziyor. En ufak bir hatada çok büyük eleştiriler alıyorsunuz.
 G.A.: Ben bütün Lig TV spikerlerine kefil olurum. Burada hiç kimse taraflı maç anlatmamıştır.
 T.K.:  Tek düşündüğünüz golü, pozisyonu çok iyi anlatmak. Ortada kariyeriniz var. 
 Yayınların çoğalmasıyla spiker sayısı da arttı baktığınız zaman.
 M.M.:  Evet çok fazla yayın var ama o kadar fazla elit spiker yok. Şimdi biz elitiz diğerleri değil demiyorum. Ama 90’lı yıllardaki yayın potansiyeliyle, şimdiki aynı değil. Şu anda geçirilen süzgeçler çok daha düşük. O zamanlar daha fazla süzgeçten geçiriliyordu insanlar. Ancak bu kadar çok yayın varken, her şeyi dört dörtlük spiker bulmanız kolay değil zaten. Biz de kendimizi anlata anlata tamamladık. Yayında pişen nesiliz bir bakıma. 
G.A.: Türk televizyon tarihinde en çok maç anlatan spikerler bu kanalda şu an. Türkiye Ligi'nden Brezilya Ligi'ne, futboldan tenise çok fazla anlatım yapıyoruz.

Bu iş için tutku lazım

Gökhan Abdik:
Biz futbol değil spor spikeriyiz. Spor servislerinde çalışan spikerler tüm branşları anlatabilmeli. Çok mesaj geliyor genç arkadaşlarımdan. Çok donanımlılar. Tavsiyem ilk önce kendi mesleklerinde şanslarını denemeleri. Ben de 2 yıl bir firmada staj yapmıştım.
Turgay Keskin:
Arkadaş arasında yapılan maçlarda futbolcu isimleriyle haykırışlar, tahta ve çivi ile yapılan futbol sahasında oynanan oyundaki maç anlatma çabaları hep devam etti. Biraz da gevezeydim. Bu işi hep istedim. Ve tarafsız olarak en iyisini yapmaya çalışıyoruz. 
M. Muratoğlu:
- Bu iş tutku gerektiriyor. Siz torpille bir yere gelebilirsiniz belirli mesleklerde. Ama ekran önünde yeteneğiniz yoksa her şey tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar. Yaptığımız işin zorlukları da var. Sürekli seyahat ediyoruz. Ailemizi çok az görebiliyoruz.

Gökhan Abdik (27.07.1982)
İşletme mezunu ama 3 yaşından beri maç anlatıyor, hatta anlatım yaparken kasetleri bile var. Aynı dönemde staj yapıp, radyoda maç anlatıp, televizyonda sunum yapmışlığı var. 2008'de Dspor'dan Lig TV'ye transfer oldu. İdolü Ercan Taner. 

Müjdat Muratoğlu (29.11.1981)
Bilge belge yönetimi mezunu. İnternet televizyonunda mesleğe başladı, daha sonra Eurosport, Fox Sports, ESPN ve GS TV'de görev yaptı. 2008'den beri Lig TV'de. İdolü Murat Kosova olmuş. İlhan Mansız'ın Senegal'e attığı golü anlatmak isterdi.

Turgay Keskin (15.07.1981)
Endüstriyel elektronik mezunu, hep futbolla iç içeydi. Askerde kesin kararını verdi. Yüzlerce kişiye mail attı. Lig TV'den geri dönüş aldı. 7 yıldır Lig TV'de. Her spikerden bir şeyler öğrenmeye çalışmış. Zidane'ın Leverkusen'e attığı golü anlatmak isterdi.