Ali Çelik İSTANBUL
Azeri bir genç kendi yaptığı bıçakla 8’lik demirleri, çelik vidaları, saplamaları ekmek gibi kesiyor, çelik halatları pırasa gibi doğruyor. Her seferinde de bıçağın ağzını uzatıyor, bir aşınma görünmüyor. 
Bundan haber olur mu acaba? Sadık Söztutan ağabeye soruyorum “olmaz mı” diyor “hiç durma!” 
Atlayıp gidiyor, ziyaret ediyorum mekânında. Çaylar geliyor ve sohbet dem tutuyor. Dilerseniz sizi Soytürk Usta ile baş başa bırakayım, bakalım neler anlatacak okuyucularımıza:
“30 yaşına kadar ticaretle uğraştım ama aklım hep bıçaklarda. Düşünün gıda toptancısıyım, paraysa para, altımda araba… Hiç gözümde yok ama. Ani bir kararla işi bıraktım, gittim çırak oldum bir bileyci ustasına. İşiniz bileycilik olunca elinizden çok bıçak geçiyor. Derken bicaksanati.com diye bir siteye üye oldum. Sıcak demir işi ile uğraşan Gökhan Bakla ile tanıştım sonra Sefa Çabuk Usta… Ufkumu açtılar.
Gökhan Usta bir gün senin bileğin güçlü, neden bıçak dövmüyorsun, gel sana bi ocak yapalım demez mi, dünyalar benim oldu. Ocağı kurduk, yaktık ve çın çın çekiç vurmaya başladık.  Rahmetli babam hiç hoşlanmamış fırça atmıştı. Baktı mutluyum ses çıkarmadı. Pek çaktırmasa da bıçaklarımı beğeniyordu. “Tamam. Bak  bu olmuş” demeye başlamıştı ki kavuştu rahmet-i rahmana… Yaptığım bıçakları görmesini çok isterdim. Alnımdan öperdi mutlaka. Annem de hoşnut değildi. Eline yaptığım bıçaklardan birini tutuşturdum. Baktı et, kemik ne gelirse kıtır kıtır götürüyor. “Çok toz yutuyorsun ama değmiş” dedi. Dünyalar benim oldu. 
Eskiden boksördüm kum torbası döverdim, şimdi demir dövüyorum. 
Avrupa’da istediğin çeliği bulabilirsin. Burada malzeme sıkıntısı var, bu yüzden rulman eskilerini, kamyon makaslarını topluyorum. Vura vura şekle sokuyorum. Sakın kamyon makası deyince hafife alma, düşün 60 tonluk tırı taşıyor sırtında. Eğer doğru işlenir ve ustalıkla sulanırsa benim diyen bıçak yaklaşamaz yanına. Her şey tam olsun istiyorum. Mesela piyasadan aldığım çekiçler içime sinmedi oturdum çekiç yaptım. Bıçağın sapını kılıfını da kendim yapıyorum. Türk cevizini çok sevdim, verilen emeği zayi etmiyor. Diyelim bıçak bitmiş bir de güzel sap ve kılıf yapmışım. Hemen satmıyorum, 15- 20 gün tutuyor, siliyor, kaldırıyor, çocuk gibi oynuyorum. Bıçaklarım, değerini bilenin eline geçsin istiyorum. Kolleksiyonerler alınca mutlu oluyorum. İşin en önemli yanı suyunu vermekte. En kaliteli çeliği kullansan bile iyi su veremezsen işe yaramaz…  Bıçak ne çok sert ne de çok yumuşak olacak. İşte bu orantıyı sağlamak suyunu kararında vermekle olur. 
Bakın Japonlar daima karbon çelik kullanır. Yanlarında üç tane bezleri olur, ıslakla siler, kuruyla kurular, yağlısıyla siler kaldırırlar kenara. Bizde paslanıyor diye kimse mutfağına karbon bıçak sokmaz. Karbon çeliği öyle keser ki, o pırıltılı bıçaklar yanına bile yaklaşamaz. 
Bir bıçak yapmak en az üç gün. Acele etmiyorum, örsün üstünde oynamayı seviyorum. Yoksa alırsın bir şahmerdan dövüp geçersin...