ZİYNETİ KOCABIYIK

Bugün Dünya Kadınlar Günü… Birkaç gündür çok farklı kadın hikâyeleri dinliyoruz. Kimi hüzünlü, kimi mutlu… Hepsinin ortak noktası ‘kendi içinde bir başarı’yı anlatıyor olması… Ben de Türk kadınının zekasını, çalışkanlığını ve dünyadaki hemcinslerinden hiç de geride kalmadığını gösteren bir başka başarı hikâyesinden söz edeceğim. 
Gamze Yüceland, yaklaşık 6 yıldan bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren Japon menşeli uluslararası ilaç devi Takeda Türkiye’nin 2 yıllık Genel Müdürü… Türkiye’de mide hastalıkları, solunum, enfeksiyon hastalıkları ve diyabet alanlarında faaliyet gösteren Takeda, 60 milyon dolarlık satışıyla Türkiye ilaç pazarında 6. sırada yer alıyor. Yeni ilaçlar keşfeden firma, özellikle çocuk kanserlerinin tedavisinde çığır açacak çalışmalar yapıyor. 
Takeda, Gamze Yüceland’ın ilaç sektöründeki ikinci durağı. İlaç sektörüyle, 20 yıl önce henüz üniversiteden yeni mezun olduğu dönemde, Amerikan İlaç devi Abbott’ta tanışmış. Bir gazete ilanıyla, genel müdür asistanı olarak girdiği firmadan, 18 yıl sonra genel müdür olarak ayrılmış. 
GAZETE İLANI İLE GELEN KARİYER
l İlaç sektörüyle tanışmanız nasıl oldu?
İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Gazetede gördüğüm Amerikan ilaç firması Abbott’un “Gelişime açık genç yetenekler aranıyor” şeklindeki bir ilanı ile ilaç sektörüne başladım. Sanırım o cümle içindeki “gelişime açık” ifadesi ilgimi çekmişti. O yıllarda Abbott dünyada büyük bir ilaç şirketiydi ama Türkiye’de henüz yeni yapılanıyordu. Beni Kolombiyalı genel müdürle görüştürdüler. O da “Sen pazarlamada başarılı olabilirsin ama sektörü tanıman gerekir. Önce bir süre benim asistanım olarak çalış” dedi. Gerçekten o ana kadar ilaç nedir, nasıl pazarlanır, satış nedir? En küçük bir fikrim yoktu. Çalışırken her şeyi öğrendim. Bir ilaç firmasının olabilecek hemen her alanında çalıştım. İlaç pazarlamayı öğrenebilmek için yaklaşık 1 yıl ilaç mümessilliği yaptım. O zamanlar bebek mamaları satıyorduk ve ben ikizlerim Ece ve Kaan’ı yeni dünyaya getirmiştim. Bir taraftan onlara yetişmeye çalışırken diğer taraftan da elimde çanta ile doktorlara bebek maması tanıtıyordum.  Pazarlamadaki çeşitli pozisyonlardan sonra satış pazarlama direktörlüğüne kadar yükseldim. Daha sonra da 6 ülkeden sorumlu bir pozisyonda Paris’te görevlendirildim. Bir müddet Basel de çalıştıktan sonra Türkiye’ye genel müdür olarak döndüm. Bir süre çalıştıktan sonra da ayrılarak Takeda’ya yine genel müdür pozisyonunda geçtim.
KADINLARA FIRSAT VERDİM AMA…
l Kadınlar çalışma hayatında yeterli fırsatlara sahip mi?
Ben Türkiye’nin genelini temsil eden bölümde değildim ve şanslıydım. Benim çalıştığım firmalarda hakikaten sahiplerdi. Ben de bunun örneklerinden biriyim ama genelde değiller gibi görünüyor. 
l Yöneticilik yaparken kadınlara ayrıcalık tanıyor musunuz yoksa objektif mi davranıyorsunuz?
Kadınlara çok fırsat verdim ama kadın oldukları için değil. Yönetici olarak çok objektif davrandığımı düşünüyorum; bana da öyle davranıldığını düşünüyorum. Karşımdaki kişiyi kadın erkek diye sınıflandırmam. Bir pozisyon için karar verirken o pozisyona ve kişinin yeteneklerine, yeterliliklerine bakıyoruz. Çalıştığım ekiplerde hem kadın hem de erkekler oluyor. Birinin ağırlıkta olduğu bir ekip olmadı şimdiye kadar.
ÇALIŞAN ANNE DENGE TAHTASINDA DURUYOR GİBİDİR
l Çalışma hayatı ile anneliği bir arada götürmek zor olmadı mı? 
Çalışan anne olmak çok güzel ve de çok zor. Bir denge tahtası üzerinde duruyor gibisiniz. O dengeyi sağlamak için ekstra bir çaba harcıyorsunuz. İşte iyi bir şey yapmak istiyorsunuz. Sevdiğiniz bir işle ilgili çok sorumluluklarınız var. Bütün bunların yanında çocuklarınızla da zaman geçirmek istiyorsunuz. Bazen iş için onlardan uzak olduğumda başka bir şey yapıyorsam, bu zamanı onlardan çalıyormuşum gibi geldi. Bilinç altında bir suçluluk hissettim. Ama genelde iyi yönettiğimi düşünüyorum. 
l İlaç sektöründe kadın yönetici oldukça fazla. Sizce bunun sebebi ne olabilir?
Kadınların aynı anda birçok işi yapabiliyor olmasının etkisi var. Öte yandan ilaç sektöründe insanla ve insan sağlığı ile uğraşıyoruz. Kadınlar birlikte çalıştıkları insanların şirketin vizyonuna, stratejisine uygun çalışmasını ve bununla da mutlu olmalarını sağlamakta daha başarılılar. Duygusal dünyayı daha iyi yönetebiliyorlar. Çok çalışkanlar… Sayıca çok olmamızın sebebi bu bence.

Şimdiki gençler rekabetçi

l Günümüz gençliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? İş hayatına yeni başlayanlara önerileriniz ne olur?
Ne iş yapıyorlarsa, nereden başlıyorlarsa başlasınlar işlerini çok ciddiye alarak yapmaları gerekir. İşlerine odaklanıp sıkılmadan, odaklarını kaybetmeden kendi alanlarında çalışmalılar. Her şeyin istediğiniz gibi olduğu, muhteşem olduğu bir iş yok.  Dolayısıyla bu çerçevede herkes kendisine odaklanıp kendi işinde en iyisi olmaya çalışmalıdır.
KENDİ KENDİNİZLE YARIŞIN
l Gençler biraz daha sabırsız gibi…
Haklısınız, gençlerde çok hızla yükselme isteği ve rekabet görüyorum. Genelde kendilerini etrafındakilerle kıyaslıyorlar. Bence bu yanlış bir yaklaşım. Çünkü kıyaslama insanı bitiriyor. İnsanın kendini sadece kendisiyle kıyaslaması ve ölçmesi gerekir. Kişi kendiyle yarışıp kendini geçmeye çalışırsa başarılı olabilir.

İş dışında da hobileriniz olsun

l Gençler teknolojiye çok bağımlı. Bunun başarıya etkisi nedir?
Teknolojiyi kullanmak kişinin kendisini geliştirmesi adına faydalı ama dozunu ayarlamak gerekir. Ekran karşısında geçirilen saatlerin bir kısmını da kitap okumaya ayırmak gerekir. Çünkü insanı zenginleştiren şey, biraz felsefe bilmek, biraz sanattan anlamak, biraz tarih bilmektir. Böyle şeyler insanı değerli kılıyor. Sadece işle ilgilenmek, sadece iş kitapları okumak yeterli gelmiyor. Kendilerini geliştirmeleri bence işe de yansıyor. Bir de son dönemlerde gençlerin ifadesi bozuldu. Benim çocuklarım bile beni eleştiriyorlar “anne cep telefonundan mesaj yazarken bile de ve da’ları ayırıyorsun” diye. Oysa diliniz çok önemli. İsterseniz muhteşem zekaya sahip olun, beyninizde muhteşem fikirler uçuşsun, bunu nasıl ifade ettiğiniz çok önemli.  Gençlerin yerine olsam okumaya çok daha fazla odaklanırım.

Hem çocuk yaptı hem de kariyer

Gamze Yüceland, 18 yaşında ikiz annesi… Ece ve Kaan bu yıl üniversite tercihlerini yapacaklar. Ece İletişim ya da psikoloji tercih edeceğini söylüyor; Kaan ise annesinin izinden giderek işletme okumak istiyor. Gamze Yüceland’a kariyer basamaklarını tırmanırken anneliğin işini nasıl etkilediğini soruyorum. Anneliğin insana dair çok şey öğrettiğini ve bu öğrendiklerini de iş hayatında uyguladığını söylüyor. “Ben anneliğimden besleniyorum” diyen Yüceland, “Geriye dönüp baktığınızda çocuklarınızla ilgili pişmanlıklarınız var mı?” şeklindeki soruya da şu cevabı veriyor:
“Birçok kadın çalışırken ya anneliği erteliyor ya da işe ara veriyor. Benim belirli bir kariyer planım yoktu. Önce şunu yaparım sonra da şunu şeklinde… Hayat fırsatları karşıma çıkardı ben de iyi değerlendirdim. Bu süre içinde başarılı bir iş kadını olurken, iyi  bir anne olduğumu da düşünüyorum. İşte bütün tutkumu işime verirken, çocuklarımın yanına gittiğimde hem fiziksel hem de beyin olarak onların yanında oldum.”