Canan ERASLAN

Bebeğiniz televizyon karşısında çizgi film ya da reklamlara dalınca yemeğini sorunsuz mu yiyor? O sihirli kutularda oynayan görüntüler sayesinde hiç sesi çıkmıyor ve sizi de rahatsız etmiyor. Hatta dokunmatik cep telefonlarını kullanırken, "Çok zeki, hemen kullanmayı öğrendi" diye de övünüyoruz büyük ihtimalle. Evet, o renkli ekranları kullanmasıyla övündüğümüz çocuklara büyük kötülük yapıyoruz. Sesi çıkmasın, kolay yemek yesin diye TV karşısına kilitlediğimiz çocuğa yaptığımız ise yanlışların en büyüğü...

Çünkü, televizyon karşısına oturtulan daha birkaç aylık bebek, uyuşup izlemeyi öğrenir sadece. İhtiyaçları için talepte bulunmaz, ses çıkarmaz, ağlamaz, her kaşığa itiraz etmeden açar ağzını. Tamam, karnı doydu, sesi de çıkmadı ama ya sonra? Renkli ekranlı cihazlarla tanışan çocukların büyük çoğunluğunun tepeden tırnağa sorunlu olduğunu biliyor muydunuz? Hata yaptığını bilmeyen ebeveynler, çocuğu konuşmadığı, yürümediği için uzmana koştuğunda anlıyor sorunu. Çocuk ekran karşısında hazır almaya alıştığı için konuşmuyor, düşünmüyor, herhangi bir sorun karşısında çözüm üretmesi gerektiğini bile fark etmiyor. Çünkü beyni uyuşuyor. Yürümesi gereken yaşta yürümüyor, sık hastalanıyor. Yaşı ilerleyen çocuklar ise konuşma becerisi kazansa da sosyal olmakta zorlanıyor. Anne ve babasıyla dahi konuşmak yoruyor onları. İnsanlarla iletişim kurmak yerine kendisini bilgisayar ya da televizyonun karşısına atıyor. İlerleyen zamanda da okul başarısından eser kalmayan, toplumdan hızla uzaklaşan, içine kapanan ve kısaca sorunlu bir genç ortaya çıkıyor.

SOSYAL MEDYA SAATLİ BOMBA

Çocuklarını sosyal medyadan uzak tutmayan, tutamayan aileler, en değerlilerini bilmeden sapkınların açık hedefi haline getiriyor. Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı, sosyal medyanın yanı sıra, anlık yazışma imkânı veren online oyunların da çok tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor, 15-16 yaşından önce çocukların sosyal medyadan uzak tutulmasını öneriyor. Çünkü sayıları yüz binlere varan sapkınlar, oyun oynayan çocukları ağına çok kolay düşürüyor. Ancak aileler çocuklarını izlerken polis gibi davranmak yerine birlikte oyun oynamayı, sosyal medya hesaplarını takip etmeyi tercih etmeli. Çocuklar duymasın ama gerekirse farklı isimlerle hesap açıp yakınında olmayı tercih etmeli diye düşünüyorum.

EKRANLARDA AŞILANIYOR

Bebekken, "tableti ne kadar da güzel kullanıyor" diye övündüğümüz çocuklar bir büyük tehlikeye daha açık hâle geliyor: Kumar tutkusu... Oynadığı oyunlarda sanal paralar kazanan, aldığı puanlarla evler yapıp arabalar edinen çocuklar, bir süre sonra kumar çetelerinin eline düşebiliyor. Yine o ekranlar yoluyla terör örgütleri tarafından pompalanan 'öldürme' oyunlarıyla mutlu olur hâle geliyor. Birkaç yıl önce bir okuldaki çocukların üzerine ateş açıp genç yaşta 'seri katil' unvanını alan genç de, "Hep oyunda öldürüyordum, gerçeği nasıl olur, merak ettim" demişti.