CANAN ERASLAN

Bebek, 9 ayını geçirdiği anne karnında zaten bağlılık duygusunu da öğreniyor. Bu duygu, doğduktan sonra daha da kuvvetleniyor. Hatta bu duyguyu annesinin yanı sıra babasına, bakıcısına ya da ona bakan herkese karşı beslemeye başlıyor. 3-4 yaşlarına geldiğinde ise hayatın normal akışı içinde, bağlı olduğu kişilerden ayrılma korkusu yaşamaya başlıyor. İşe giden bir babanın bir daha gelmeyeceği, akşam evine giden bakıcıyı bir daha göremeyeceği, annesi kucağından bıraktığında onu tamamen bıraktığı korkusu ve bu korkunun getirdiği kriz durumları yaşamaya başlar çocuk. Korkusu tavan yapmış bir çocuğa bir de ‘seni bırakıp giderim’ veya ‘seni başkalarına veririm’, ‘çöpe atarım’ demek, çocuğa hayatı boyunca dinmeyecek acıyı vermek demek... Anne için o an belki sinirle, belki terbiye için söylenmiş bu cümleler, çocuğun korku krizlerine, asla silinmeyecek psikolojik travma yaşamasına ve hatta hayatı boyunca silik, korkak ve endişeli; yani sorunlu bir birey olmasına sebep olacak.

BUNLARI YAPMAYIN

¥ Çocuk, bağlı olduğu yetişkin yanından ayrıldığında hırçınlaşır, ağlama krizleri yaşar ve ancak o döndüğünde sakinleşir.
¥ Bu sebeple eğer anne çocuğunu birine emanet edecekse, öncesinde küçük ayrılıklar yaşamalı. Bakıcıya ya da büyükanneye bırakıp sonra dönmeli.
¥ Çocuk söyleneni anlamaya başladığında da küçük ayrılıklara alıştırın. “Yemeğini yiyinceye kadar geleceğim” dediğinizde, mutlaka dönün ki çocuk güvensizlik yaşamasın.
¥ Bu sayede kreş ya da okula gittiğinde sizin onu mutlaka saatinde alacağınızı bilirse korku yaşamaz ama gecikirseniz korku tetiklenir.
¥ Çocuğa asla yalan söylemeyin ki, o da bu yola başvurmasın.
¥ Ağladığında kesinlikle ‘seni burada bırakırım’ demeyin, yoksa gerçekten bırakacağınızı düşünür.
¥ Birkaç günlüğüne gitmek zorundaysanız, ona ‘biraz sonra geleceğim’ demeyin. Doğruyu söyleyin. Aksi hâlde hem size hem bütün dünyaya güveni zedelenir.
¥ Anne-baba ayrılıklarında çocukla görüşme zamanlarına riayet edin. Çocuk boşanmayla değil, gelmeyen anne ya da baba sebebiyle korku yaşamaya başlar. Travma da o zaman oluşur.

Çalışan annenin gözü arkada kalmayacak
Çalışan anneler hem çocuklarından gün boyu ayrı kalmak hem de ‘en değerli varlığını’ emanet ettiği bakıcı ve kreşteki güvenlik endişesi sebebiyle kâbus yaşar. Neyse ki artan teknoloji bu endişeleri biraz olsun gideriyor. Evin herhangi bir yerine yerleştirilen kameralar ile çocuğu gün boyu izleme imkânı veren kreşler var. Eğer çocuğunuz evde bir bakıcıyla kalacaksa gizli ya da açık kameralar yaptırabilirsiniz. Eve kamera sistemi yapan anneler, IP kamera ile gün boyu çocuğunu cep telefonundan izleyebiliyor. Tepe Güvenlik yetkilileri, normal kamera sistemine ilave 10 lira farkla IP kamera hizmeti verdiklerini duyurdu.

Diziden bir bölüm
Bir kanalda 2 çocuğunu ‘yoklukla’ büyütmeye çalışan bir annenin hayatını anlatan dizi var. Geçtiğimiz bölümde kreşe giden çocuk, “Annesi olmayan çocukları çöpe atıyorlarmış” dedi annesine. Kan kanseri olan ve ölüm korkusu yaşayan annesi ise bunun böyle olmadığını anlatmak için etraftaki bütün çöpleri karıştırdı çocuklarıyla birlikte. Sonunda da 4 yaşındaki minicik çocuk, çöpte eski bir ayakkabı bularak “Anne bak çöpe çocuk atmışlar” diye şaka bile yaptı. Burada 2 ders var. Birincisi çocuklarına o gün ne yaşadıklarını mutlaka soran, onu sonuna kadar dinleyen bir anne var. Çocuklar bir şeyi yanlış anladığında ise “Yok öyle bir şey” demek yerine o yanlışı örnekleriyle anlatan anne de ikincisi...