OSMAN SAĞIRLI - ALİ ÇELİK

Hira, Arapların diliyle Cebel-i Nur… Kâbe’ye sadece 5 kilometre mesafede. Mekke’nin tam kuzeyinde. Üstünde hayat izine rastlamak pek mümkün değil. Fakat; son yıllarda dağın üstüne bırakılan bir maymun türü ziyaretçileri rahatsız ediyor. Çevresindeki dağlardan daha dik ve yüksek, bu sayede uzak noktalardan bile rahatlıkla seçilebiliyor. Yüksekliği kayıtlara göre 621 metre. Dağa tırmananlar takriben 45 dakika ile 1 saat 15 dakika arasında çıkabiliyor.
Eskiden gidenler anlatır, tırmanmak daha kolaymış. Arada sırada ayaklarınızın altından taşlar yuvarlanır, ufak tefek yaralanmalar yaşanırmış. Hira’nın tadı aslında öyle çıkarmış. Günümüzde zirveye kadar merdiven var. Ama basamaklar bildiğiniz gibi değil. Düzen ve intizam bir tarafa, basamakları arasındaki yükseklikler de her biri birbirinden başka. Bu işin mimarı ise Hindistan, Bangladeş ve Afganistan’dan gelen dilenciler. Garipler çıkarabildiği kadar kum çimento ile o gün sadece bir basamak yapabiliyor. Dağa çıkanlar da geçerken 1 riyal bahşiş atıp hayrata destek oluyor. Görünüşe göre alan da satan da memnun…
Dağın zirvesine çıktığınızda ise bir kantinci size el sallıyor. Sallama çay, soğuk gazoz, takke, tespih satıyor. Elektrik nereden geliyor diye merak ederseniz; jeneratör…
Hira ilk vahye muhatap olduğu gibi “Şakku’s Sadr” (Efendimizin göğsünün yarılıp yıkanması) ve “Şakku’l Kamer” (ayın ikiye yarılması) mucizelerine şahit. Hacı adayları ve umreye gelenler her taşa bu şuurla basıyor, her adımda efendimizin izini kokusunu arıyor. Bazı şeyleri anlatmak çok zor kesinlikle gidip yaşamak gerekiyor.
Tırmanış her ne kadar yorsa da Hira Mağarası belirdiği anda hiçbir şey kalmıyor, kalp atışları işte o zaman gerçekten artıyor. Sonra sırada mükâfat geliyor; âlemlere rahmet olan Hazret-i Peygamberimizin, mağaranın taşlarına sinen o mübarek kokusu ciğerlerinize kadar işliyor. Ardından dualar ve belki de gözyaşları...
Sabah namazı ile ziyaretçiler zirvenin yolunu tutuyor. Günün her saati çıkmak mümkün olsa da Nur Dağı yani Hira, gece bambaşka oluyor. Işıl ışıl parlayan Mekke-i Mükerreme’ye bakarken Kâbe’nin ışıkları belirmeye başlıyor. Sonrası biraz hüzün, insanın içi bir garip oluyor. Gönül istemese de aheste aheste o basamaklar birer birer iniliyor.