97 yaşında ölen Karaca, tarım üzerine yaptığı çalışmalar sebebiyle ‘Toprak Dede’ olarak adlandırılıyordu. Karaca, Yalova’da Türkiye’nin ilk özel arboretumunu (botanik bahçe) kurmuş, burada dünyanın birçok yerinden topladığı tohumlar ile 14 bin tür yetiştirmişti. Bu çalışmaları Alternatif Nobel ödülüne layık görülmüş, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından da ‘Orman Kahramanı’ seçilmişti. Kendisini tabiata adayan Karaca’nın hayatı ise acılarla doluydu: 1941’de evlendiği eşi Türkân Karaca’yı beş yıl sonra veremden, ikinci karısı Sevim Karaca’yı da 2001’de kanserden kaybetti. Küçük oğlu Halil Karaca, 1984’te Fransa’da diş tedavisi olurken narkoz sebebiyle can verdi. Büyük oğlu Atay Karaca ise eşi Canan Karaca tarafından silahla vurularak öldürüldü. Karısı Sevim Karaca’nın yüklü bir miras bırakması sonucu da iki kızı tarafından sokağa atıldı ve mahkemelik oldu. Öte yandan merhum, kendisiyle bütünleşen kırmızı kazağı niçin çıkarmadığını şöyle anlatmıştı: Bu kazağı rahmetli oğlum, topladığı artık iplikler ile yapmıştı. On altı yıldır giyiyorum. Ölene kadar çıkarmayacağım.