Cumhurbaşkanı Tatar, Türk Ajansı Kıbrıs'a (TAK) gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanlığı görevine başlayalı yaklaşık 4 hafta olduğunu ve bu sürecin yoğun geçtiğini belirten Tatar, yeni hükümet kurma görevini 7 Kasım'da Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkan Vekili Ersan Saner'e verdiğini anımsattı.
Tatar, Başbakan iken Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından hükümet boşluğu durumunun ortaya çıktığını, burada kimsenin kusurunun olmadığını ve bunun sistemle alakalı olduğunu kaydetti.
Yeni hükümet kurulana kadar eski hükümetin devam ettiğini dile getiren Tatar, tüm bakanların kendi bürokratlarıyla görevlerini yeri getirebildiğini, Başbakan olmadığı için sadece Bakanlar Kurulunun toplanamadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:
"Ben bu sürecin bu kadar uzun sürmesini istemiyordum, beklemiyordum. Netice itibarıyla orada bir hükümet var, UBP-Halkın Partisi (HP) ortaklığı var şu an ve devam ediyor. Maraş açılımı dolayısıyla Kudret Özersay ve arkadaşları tepki göstermek suretiyle kendi Parti Meclislerinden bir karar (hükümetten çekilme) çıkartmışlardır. Ben Başbakan olarak görev yaparken, istifa kararı aldılar ama o istifa kararını getirip bana sunmadılar. Ben başbakanlık görevimden ayrıldıktan sonra istifa sunacakları makam da kalmadığı için şimdiye kadar bu görevlerine devam ediyorlar. Dışişleri Bakanı Kudret Özersay'ı, geçtiğimiz günlerde Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığımız toplantıya davet ettim, kendisi de icabet etti. Bundan memnuniyet duydum."
- "Bir anlaşma beklerdim, üzüldüm"
Cumhurbaşkanı Tatar, "Baktığımızda şu anda bu hükümet devam ediyor, bir anlaşma beklerdim, üzüldüm." dedi.
Hükümet seçeneklerinin kendisine getirilmesinin ardından konuyu değerlendireceğinin altını çizen Tatar, azınlık hükümeti gibi bazı modellerin anayasaya aykırı olduğu yönündeki yorumları doğru bulmadığını, konunun hukukçular ve başsavcıdan görüş alınarak değerlendirileceğini kaydetti.
Tatar, görev verdiği kişinin kendisine azınlık hükümeti şeklinde de olsa kabine sunarak, "Bu kabineyi yürütebilirim, mecliste de gerekli desteği bulabilirim" demesi halinde kendisinin de gerekli araştırmayı yaptıktan sonra, doğruluğuna inanırsa o kabineyi onaylayabileceğini belirtti.
Bunların yanında önemli işler de başarıldığını ifade eden Tatar, halkın iradesinin tekrar ortaya çıktığını, Kıbrıs konusunda verilen mesajlar, yapılan değerlendirmeler ve temasların önemli olduğunu, Kıbrıs Türk halkının artık gerçekten egemen eşitlik temelinde, yan yana yaşayan iki devlet modelini onayladığını, benimsediğini ve bu sürece Türkiye'nin desteğinin önemini vurguladı.
- "Bu açıklamalar, Doğu Akdeniz'de KKTC'yi daha da güçlendirmiştir"
Tatar, "Maraş açılımı, iki devletli çözüme yönelik açıklamalar, değerlendirmeler ve Türkiye'nin buna tereddütsüz destek vermesi, buradaki yapıyı daha da güçlendirmiştir. Geldiğimiz aşamada Kıbrıs Türkü en üst noktasına yerleşmiştir. Bütün bu açıklamalar, Doğu Akdeniz'de KKTC'yi daha da güçlendirmiştir." şeklinde konuştu.
"KKTC'nin Doğu Akdeniz'deki varlığı ve Kıbrıslı Türklerin idaresi ve iradesinde olmasının Doğu Akdeniz'deki zenginliklerin paylaşımında ulusal çıkarlarımızı çok daha güçlü kılıyor." diyen Tatar, dolayısıyla süreç içinde KKTC'nin çok daha önemli bir noktaya geldiğine işaret etti.
Tatar, Kapalı Maraş konusuna da değinerek, Maraş'ın insanlığa açıldığını, şu ana kadar Maraş konusunda mağduriyet içinde olan insanların Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) üzerinden haklarını alabileceklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Tatar, 46 yıldır kapalı olan bu bölgenin tekrar insanlığa açılmasını ifade etmenin çok güzel olduğunu söyledi.
Maraş açılımının, hiçbir Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olmadığını ifade eden Tatar, Maraş'ı 46 yıl daha kapalı tutmanın hiçbir gerekçesi olmadığının altını çizdi.
- "300'den fazla Rum başvuruda bulundu"
Tatar, "Zaten Maraş'ın büyük bölümü de açıktır. Kapalı olan otellerin bulunduğu, deniz sahilindeki 5 kilometrelik bölgeydi. Kıbrıs Vakıflar İdaresi'nin ciddi anlamda belgelere dayalı iddiasına göre zaten, bu bölgede bulunan birçok yer çeşitli vakıflara aitti. Onların da ellerindeki belgelerle TMK'ye başvurması gerekmektedir. Şu ana kadar 300'den fazla Rum başvuruda bulundu." dedi.
Maraş'ın KKTC sınırları içinde ve KKTC toprağı olduğunu, bu konuda tereddüt olmadığını dile getiren Tatar, 1974'ten sonra Ada'nın böyle şekillendiğini ve Maraş'ın Kıbrıslı Türklerin egemenliği dahilinde olduğunu anımsattı.
Mülkiyet sahibinin kim olduğunun tartışılabileceğini ve onların da mağdur edilmeyeceğinin söylendiğini anımsatan Tatar, "Ya gelecek ya satıp gidecek. Tapuya itibar edeceğiz. Burada insan hakları adına bu yapılıyor. Siyaseten de aykırı bir durum yok." dedi. 
Tatar, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a gösterdiği yakın alaka ve ilgi için teşekkür ederek, KKTC'nin 37. kuruluş yıl dönümünde KKTC'de bulunan tüm konuklara minnet ve şükranlarını dile getirdi.