Yardımlarını gizler, kimseyi rencide etmezdi
Sultan Mecit'le Aziz'in ablası olan Âdile Sultan; okumuş, yazmış, gayet zeki, iyi bir şair, kâtip ve yazısı güzel bir sultandır.
Kaydet
|
Sarayın halkından çok dışarıdaki fukarayı yedirmek ve giydirmek için bir hayli para harcayan Adile Sultan tahsisatını hemen hemen borç edercesine sarf eder, fakat kardeşleri zamanında maaşlarını herkes muntazaman aldığı için hazinesi dengesizlik çekmez. Fukarasını kendisinden fazla düşünen Âdile Sultan kâhyasına, "Benim kimsem kalmadı; ölümümden sonra mallarım hazineye gidip çürüyeceğine satılsın, fukaramız mahzun olmasın. Fazla gümüş takımlar, mücevherli sahanlar ve antika takımların getireceği para epeyce eder, bunlar satılsın" emirler verir. Bu emirler karşısında bir süreliğine tereddüde düşen kâhyasına, "Allahü teâlâ, fukarasına elimizden geldiği kadar bakmamızı emrediyor, tereddüde mahal yoktur" der ve elinde lüzumsuz ne varsa satıp fukaraya bağışlar. Hastalara ilaçlarını, öğrencilere kitap ve defterlerini, gelinlik kızlara çeyizlerini derhal el altından yetiştirir.
Senelerce saraydan çıkmayan Âdile Sultan, sekseni geçen yaşlılığında karyolasından kalkacak mecali yoktur, yemeğini bile oracıkta yer, ancak namaz vakitleri bu yerinden kalkar. Pirifaniliğin de verdiği yorgunluk haliyle sultan, gece gündüz uyur, çevresindekilere de; "Aman beni uyutun, masal söyleyin, ninni söyleyin. Ne yaparsanız yapın, uyutun; kızımı, kocamı rüyada göreyim" der.
Çok sevdiği eşi ve yitirdiği evladının acısıyla yanan Âdile Sultan, nihayet Bağlarbaşı'ndaki Validebağ Sarayında 1898'de vefat eder. İstanbul Eyüp'te, Bostan İskelesi yakınındaki türbesine defnedilir.
Bizi Takip Edin
