CANAN ERASLAN

Çocuklar dünyaya geldiği andan itibaren gıdası, sağlığı, giyeceği, okulu, mesleği derken her şeylerini, her anlarını düşünüyoruz... En iyi şekilde beslensin, istediklerini yapayım, iyi okulda okusun, mesleği, geleceği ve her şeyi; ama bir şeyi unutuyoruz çoğunlukla. O da duygusal ve ruhsal gelişimi...
Hem toplum hem aile, çocuğun gelişiminde en büyük rolü anneye veriyor. Oysa babaların da hem annenin hamileliği döneminde, hem de çocuk dünyaya geldiğinde, onun bakım ve yetiştirilmesi konusunda en az anneler kadar rol alması gerekiyor. Doğduğu andan itibaren çocuğuna dokunan, onu seven, ihtiyaçlarını karşılayan, banyosunu yaptıran, onunla ilk günden itibaren konuşan, büyüdükçe ilgi şeklini değiştiren, büyüdükçe ihtiyaçlarını anlayıp ona göre davranan ve çocuğu her tökezlediğinde yanında olan bir baba, çocuğun hayat boyu başarılı olmasının da temel etkenlerinden biri oluyor. Çünkü çocuklar, ruhsal ve toplumsal açıdan gelişebilmek için hem annesine hem babasına ihtiyaç duyar. Çevresinde her iki cins insanların varlığı, onun sağlığı açısından büyük önem taşır. Çocuk ve Ergen Psikoloğu Erdem Atalay Güngör, aksi halde çocuğun kendine güvensiz, akranları tarafından dışlanan, sevgi yoksulu, içine kapanık ve başarısız birey olmasının çok mümkün olduğunu ifade ediyor ve bir babanın çocuğunun hemen hemen tüm hayatına etki edebilecek kritik rollerini sayıp uyarılarda bulunuyor...

ÇOCUK İSYANKÂRSA SEBEP BABALARDA
Erdem Atalay Güngör, babaların disipline yönelik yaklaşımının çocuklarının kişilik gelişimini de etkileyebildiğini söylüyor. Bu yüzden sürekli kısıtlayan, cezalandıran, kurallar konusunda çocuklarının fikirlerine açık olmayan babaların çocukları ya babalarıyla çatışmaya giriyor ve isyankar bir kişilik sergiliyor. Kendi istek ve ihtiyaçlarını bastırarak boyun eğen, utangaç ve içe dönük bir kişilik de geliştirebiliyor. Aile içinde sevgiyle örülü  kurallar sayesinde ise sağlıklı bir kişilik gelişimi gösteriyor.

BABA YOKSA, BİRİNİ ONUN YERİNE KOYUYOR
Sağlıklı bir ruhsal gelişim; paylaşabilme, isteklerini erteleyebilme, ihtiyaçlarını ifade edebilme, duygularını tanıma ve ifade etme, kimliğiyle ilgili rolleri yerine getirebilme, karşılaştığı sorunları çözme becerisi kazanıp kendine güven duyma gibi becerilerini babayla değiştiriyor çocuk. Bu beceriler, ileride gelişebilecek depresyon, kaygı ve benzeri ruhsal sorunlara karşı da direnç sağlıyor. Baba yoksa veya uzaktaysa çocuk onun yerine koyduğu bir figürle ihtiyacı karşılamaya çalışıyor; bilinçsizce de olsa.

ZEKÂ, BABA İLGİSİ İLE ÇOK DOĞRU ORANTILI
Babanın varlığı ile ilgisi, çocuğun çevresindeki fiziksel ve sosyal uyaranları zenginleştiriyor, bu sayede de zekâ gelişimine katkıda bulunuyor. Yapılan araştırmalarda, annelerin çocuklarıyla daha çok sözel ve duygusal, babaların ise daha çok fiziksel yeteneğe dayalı oyunları tercih ettikleri görülmüş. Fiziksel becerilere dayalı oyunlar çocukların kas gelişiminde etkili olmasının yanı sıra dikkat, organizasyon yapabilme, problemi kısa sürede çözebilme yeteneğine de katkı sağlıyor.

BABASINDAN SEVGİ GÖRMEYEN ŞEFKATİ BAŞKASINDA ARIYOR
Erkek çocuklar 3 yaş civarında annesinin sevgisi için babalarıyla rekabete girebiliyor. Çözüm olarak babalarıyla özdeşleşmeyi buluyorlar: Babasının gözlük ve benzeri eşyalarını kullanma, kendisine sakal-bıyık çizme gibi davranışlarda bulunuyor. Baba bu davranışlarını normal kabul edip ona göre yaklaşırsa çocuğun cinsel gelişiminde çok önemli bir fayda sağlamış oluyor. Tersi davranış ise travmaya sebep olabiliyor.
Kız çocuklar ise 3 yaşından itibaren babalarına ilgi duymaya başlıyor, onunla daha fazla zaman geçirmek istiyor. Kız çocuklarının babasıyla kurduğu ilişki biçimi ise ileride eşi ve ailesiyle ilişki şeklini dahi etkileyebiliyor. Baba sevgisi görmeyen kız çocukları ilgi duyduğu şefkati kendilerinden yaşlı ve olgun erkeklerde arayabiliyor. Babasıyla problem yaşayan kız çocuklarının depresyon ihtimali de çok daha yüksek.

SEVGİYİ BABA ÖĞRETİR
Çocuk, annenin sevgisi ve bakımıyla sevilen, değer verilen bir varlık olduğunu, bununla birlikte etrafındakilerin, onun ihtiyaçlarını karşılayabileceğini öğreniyor. Diğer bireylerin varlığını ise ancak baba sevgisini öğrendiğinde kabulleniyor. Babanın varlığı, sevginin paylaşımında, sosyal problemlerle başa çıkmada etkili oluyor. Sağlıklı anne-baba ilişkisinde çocuk ihtiyaçlarını, duygularını anlama ve ifade etme becerisi de kazanıyor.

GÜCÜN SİMGESİ ONDA
Hem erkek, hem kız çocukları için baba, “dış dünyadaki sorunları çözen”, fiziksel yapısından bağımsız olarak “güçlü” olarak algılanan ebeveyn oluyor. Çocuklar babalarının aile içi ve dışındaki sorunlara yaklaşımını model alıyor ve öz güvenlerini geliştiriyorlar. Babaların çocuklarına karşılaşacakları sorunları çözebilecekleriyle ilgili mesajları da öz güven gelişimine katkıda bulunuyor.