BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Küfür ve hakaretin zararları!..

"Küfür ve hakaret niçin ifade hürriyetine girmez?" sorusuna verilebilecek ikna edici ve makul cevaplar var. Fikirlerin doğruluğu yanlışlığı alternatif fikirlerle karşılaştırılarak test edilebilir. Bu yüzden fikre fikirle, argümana argümanla cevap vermek esastır. Ancak, küfür ve hakaret dile getirilen fikre değil daha ziyade o fikri dile getiren kişiye ilişkin bir tutumdur. Çoğu zaman da ad hominem argümantasyona dönüşür; yani dile getirilen görüşün değil ama onu dile getiren kişinin karakteriyle, fiziksel durumuyla ilgili özelliklerinin öne çıkarılması ve onlar üzerinden kişiye saldırılması sonucunu verir.

Bu yüzden küfür ve hakaret kamusal müzakereyi teşvik etmez; tam tersine, baltalar. Zira küfredilen bir şekilde küfre küfürle cevap verecektir. Böylece süreç insanlar arasında bir diyalog yerine karşılıklı küfürleşmelere doğru ilerleyecektir. Açıktır ki bunun hiç kimseye bir faydası yoktur. Ayrıca kamuoyunda tanınan ve bir ismi olan kimselerin bu tür küfürlü, hakaretamiz sözler karşısında çaresiz kalması ve dezavantajlı duruma düşmesi de çok muhtemeldir. Çünkü tanınmayan kişinin küfretmesi onun namevcut şöhretine bir zarar vermezken tanınan kişinin küfre küfürle cevap vermesi o kişinin şöhretine zarar getirecektir. İşte bu gibi nedenlerle küfür ve hakaret ifade özgürlüğü sınırları içinde görülemez...

Ancak, küfür ve hakaretin ifade özgürlüğü sınırları içinde görülmemesi birtakım mahzurlar ortaya çıkarma potansiyeli taşımaktadır. Hakaret kavramı aşırı geniş yorumlanırsa bu sorunlar kolayca doğar. Bu durumda bir süre sonra ifade özgürlüğü niyet o olmasa dahi ciddi ölçüde kısıtlanmış olabilir. Neyin hakaret olduğu zamandan zamana ve toplumdan topluma değişebileceğinden tüm zamanları ve toplumları kapsayan genel ölçütler geliştirmek de hayli güçtür. Keza, olağan zamanlarda yapılan hakaret ile olağanüstü zamanlarda yapılan hakaret de aynı muameleye tabi tutulmayabilir. Bu yüzden daha somut, uygulanabilir kıstaslara ihtiyacımız var.

Bereket versin ki birkaç noktaya işaret edebilecek durumdayız...

Bir kere kişilerin korunan alanları herkes için aynı genişlikte değildir. Sıradan vatandaşların korunan alanları kamusal tanınırlığa sahip olan politikacı ve sanatçılarınkine nispetle daha geniştir. Kamusal otorite ve kamusal kaynak kullananlar; yani aldıkları zorla uygulanma kabiliyetine sahip kararlarla başka kişilerin hayatını müspet veya menfi yönde etkileme ihtimâli bulunanlar sıradan insanlara nispetle daha az korumadan yararlanmak durumundadır. Bir başka nokta kimin gerçekten küfür ve hakaretle karşılaştığına eninde sonunda yargının karar vermesidir. Kişiler kendi başlarına hakarete uğradıkları zannıyla harekete geçerlese başka sıkıntılar boy gösterebilir. Yargı ise ilgili kararlarında hukukî mevzuat yanında toplumda egemen kültürü de dikkate almak zorundadır...

Bir diğer nokta hakaret eden kişilere verilebilecek cezanın mahiyetiyle ilgilidir. Küfür ve hakarete verilen cezaları çok istisnai durumlar dışında malî olmalı, hürriyeti kısıtlayıcı olmamalıdır. Yargılama sürecinde de suçlananları hemen tutuklama yoluna gidilmemeli, tutuksuz yargılama kuralına uymaya çalışılmalıdır.

Kuşku yok ki her toplumda ifade özgürlüğü ihtilafları vuku bulacaktır. Ancak, önemli olan en sert fikirlerin dahi kimseye hakaret etmeden söylenmesidir. Bu bakımdan da ülkedeki kanaat önderlerine büyük görev düşmektedir. Toplum üzerinde tesiri olan sanatçılar, fikir liderleri, kaba değil ince bir lisan kullanmayı öğrenmeli ve benimsemelidir. Siyasetçiler rakiplerine karşı sert, yaralayıcı bir dile başvurmamalı, çirkinliği teşvik etmemelidir. Kabalık marifet gibi görülmemeli ve örnek olarak sunulmamalıdır. Hakarete yönelen insanlara öncelikle karşı cenahtan değil kendi cenahlarından tepki gelmeli ve kaba dilleri eleştirilmelidir. Yalnızca böyle bir toplumda uygar bir müzakere kültürü gelişebilir ve toplum bundan çok yarar sağlar…

Türkiye’de sadece ifade hürriyetinin değil, tartışma adabının da geliştirilmesine büyük ihtiyaç var.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
627510 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/atilla-yayla/627510.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT