BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Koronada en çok neyi özledik?

Korona günlerinde en çok neyi özledik? Eminim birçok kişi eskisi gibi parkta sokakta gezmeyi, kafede pastanede oturmayı, hatta "geyik muhabbeti" yapmayı vb. özlemiştir. Müsafeha etmeyi kaç kişi özlemiştir? Ben üzülerek söylemeliyim ki, kendi çevremden sadece birkaç kişi…
Şimdi sokağa çıksak ve önümüze gelen ilk on kişiye tokalaşmayı sorsak, hemen herkes bilir. Hatta alaycı gözle dalga mı geçiyorsunuz, diyenler olur. Peki, müsafehanın ne demek olduğunu kaç kişi biliyor. TDK’nın Türkçe sözlüğünde bile yazmayan bu kelime ne anlama geliyor? Şayet çevrenizden on kişi bilirse öpün başınıza koyun.
Bundan yüz yıl evvel Anadolu’nun herhangi bir şehrinde yaşayan genç yaşlı insanlara sorsaydınız eminim hiç kimse tokalaşmayı bilmezken müsafeha etmeyi herkes bilirdi. Günümüzde, bu unutulmuş sünnetin, başparmaklar yukarı gelecek şekilde avuç içlerinin birbirine değmesi veya başka bir tarifle bilek güreşi tutarmış gibi yaparak iki insanın el sıkışması şeklinde, olduğunu bilirdi.     
Düşünüyorum da, acaba bu, nasıl oldu? Bize, bunları kim unutturdu, ötekini kim alıştırdı? Bizi, bu hâle nasıl getirdiler? Yüz yıl önce bilmediğimiz ama bugün ezbere yaptığımız daha nice davranış şekli var, kim bilir? Yüz yıl önce günlük hayatımızın içinde olan kavramlar nasıl oldu da unutuldu veya unutturuldu? Avrupalılar birbiriyle tokalaşıyor diye biz de mi tokalaşmak zorundaydık. Neden kendi öz değerlerimizi muhafaza etmek yerine, Türk toplumunun örf ve ananelerinde olmayan davranış biçimlerini yabancılardan ithal ettik, anlamaya imkân yok. Avrupa hiçbir zaman Osmanlıyı taklit etti mi? Osmanlıya benzemeye çalıştı mı? Siz hiç kalpak takmış Alman gördünüz mü veya müsafeha eden bir İngiliz… Göremezsiniz. Çünkü onlar kendilerine benzerler. Dışarıdan, kendi hayat  tarzlarına uymayan davranış ithal etmezler. İyi de, o zaman biz neden onlara benzemeye çalışıyoruz. Biz de kendi özümüze dönsek, daha iyi olmaz mı?
Mademki koronadan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak… O zaman biz de sosyal mesafe yasakları kalktığında birbirimizle karşılaştığımızda bol bol müsafeha edelim...
         İhsan Ağır
 
 
 
 
ŞİİR
 
         Doyulur mu sana?
 
Kaz Dağları'ndan gelir serin havası
Bereketlidir bolluktur ovası
Biter mi sandın derindir sevdası,
Doyulur mu sana Burhaniye’m?
 
Tarihidir girişi memişi
Meşhurdur evliyası dervişi
Anlatılmaz örnektir geçmişi
Doyulur mu sana Burhaniye’m?
 
Meşhurdur Boşnak böreği
Çok duygusaldır yüreği
Haksızlığı gördü mü çeliktir bileği
Doyulur mu sana Burhaniye’m?
 
Burhaniye’nin simgesi öreni
Ne çoktur seveni gezeni
Pişman olur doyup da gelmeyeni
Doyulur mu sana Burhaniye’m?
 
Körfezde peteksin balsın
Çiçeksin meyvesin dalsın
Bu güzel duygular da
Enver ustadan hatıra kalsın
Doyulur mu sana Burhaniye’m?
 
          Enver Küçük-Burhaniye/Balıkesir
 
 
UNUTULMAZ SAVAŞLAR
 
 
DOKSANÜÇ HARBİ: Son asır Türkiye tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil eden ve Rumî 1293 tarihine rastladığından tarihimize “Doksanüç Harbi” diye geçen 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi...
Daha öncesinde birden çok siyasi gelişmeler sonrası Rusya 24 Nisan 1877’de Osmanlı Devleti'ne savaş ilan eti. Sırbistan, Romanya ve Karadağ Prenslikleri de Osmanlı Devleti'ne isyan ederek Rusya’nın yanında yer aldılar. Yunanistan da düşmanca bir tavır takınınca Osmanlı Devleti savaşta yalnız kaldı.
93 Harbi, Tuna ve Kafkasya cephelerinde cereyan etti. Tuna cephesi başkumandanı, Serdâr-ı ekrem Müşir Abdülkerim Nâdir (Abdi) Paşa idi. Emrindeki kuvvetler üç orduya ayrılmıştı. Bunlardan Garb ordusunun başında Müşir Osman Paşa, Şark ordusunun başında Müşir Ahmed Eyüb Paşa, Cenup ordusunun başında ise Müşir Süleyman Paşa bulunuyordu. Bu cephedeki denge Osmanlıların hayli aleyhineydi. 93 Harbi’nin ikinci cephesi Kafkasya idi...
93 Harbi, Osmanlı Devletinin ağır mağlûbiyetiyle neticelendi. Rumeli Türklüğü, Rus birlikleri ve Bulgarların büyük katliamı sebebiyle büyük sarsıntıya uğradığından Türk nüfusu azınlığa düştü. Son asır Türk tarihinin en büyük göç faciası vuku buldu. Balkanlardan Anadolu’ya uzanan yollar göçmen kâfileleriyle doldu. Bunların büyük bir kısmı yine Ruslar ve Bulgarlar tarafından imha edildi. 9 ay 7 gün süren savaşa 31 Ocak 1878’de imzalanan Edirne Mütarekesi son verdi...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
613942 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/613942.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT