BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > GÜLBAHAR

GÜLBAHAR

Yol boyunca iki genç konuşmadılar. Haluk bütün dikkatini direksiyona vermiş, araba kullanıyordu. Gülbahar ise ne söylese bu genç adamı ikna edemeyeceğini bildiğinden susmayı tercih ediyordu. Sonunda genç avukat dayanamadı...



Gülbahar, Haluk’u dinledikten sonra suçlu bir şekilde başını önüne eğdi: - Onunla gitmeyeceğimi söyledim. Sonra da kendini haklı çıkarmak için aceleyle ekledi: - Azarladı beni, on sekizimi henüz doldurmadığım için bana her istediğini yaptırabilirmiş. Doğru mu bu Haluk ağabey? Genç avukat gülerek baktı ona alaylı bir şekilde: - Doğru tabii. İstediğini yaptırır sana. Bana kalırsa inadı bırak, eşyalarını hazırla. Haydi bakalım, çok farklı bir hayata doğru gidiyorsun demek ki. Erdal beylerin hayatı bizimkilerden farklı, daha çok imkanlara sahip. Ben senin yerinde olsam bunu değerlendiririm. Okurum bütün gücümle. Ama daha önce ıspanaklı börek yemelisin Temel Reis gibi. Yürü bakalım!..  Yol boyunca iki genç konuşmadılar. Haluk bütün dikkatini direksiyona vermiş, araba kullanıyordu. Gülbahar ise ne söylese bu genç adamı ikna edemeyeceğini bildiğinden susmayı tercih ediyordu. Sonunda genç avukat dayanamadı: - Babanın sözünü dinlemelisin... - Onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum ki... Güldü Haluk. Omuzlarını kaldırdı gözlerini yoldan ayırmadan: - Öğrenme özürlü olmadığına göre... Oturup konuşursunuz ve öğrenirsin. Gülbahar başını salladı sert bir şekilde: - Ne konuşurum ben onunla Haluk ağabey, aşk olsun... Nasıl sorarım bana kendinizi anlatın diye... ona nasıl hitap edeceğimi bile bilemiyorum.. Öyle karmakarışığım ki... Haluk, usta bir manevrayla döndürdü arabayı. Evlerinin önündeki boşluğa maharetle soktu. Kontağı kapatıp anahtarı aldı. Sonra yanındaki genç kıza döndü: - Ona baba diyeceksin küçük hanım! O senin baban... Yıllardır gizliden gizliye hasretini çektiğin baban. Hatırlasana, çocukken seni kızdırırdım senin baban yok benim var diye, nasıl ağlardın hıçkıra hıçkıra... Güldü genç kız. “O zaman çocuktum” diye mırıldandı kendi kendine. Haluk bir kahkaha attı: - Şu davranışlarınla da pek büyük sayılmazsın. Gururunun incindiğini düşündü Gülbahar. Eve doğru yürürlerken Haluk’un kendisini bu şekilde görmesine çok üzüldü, bayağı sıkılmıştı. Her ne kadar ona ağabey diye hitap ediyorsa da içinde iki senedir bir sıcaklığın varlığını kendine itiraftan kaçınmıyordu. Çok yakışıklı ve aklı başında bir genç olmuştu Haluk. On sekiz yaşın verdiği havailik ve duygu yoğunluğunu bu gence karşı kanalize etmişti Gülbahar. Ama yüreğindeki bu kıpırtıları kimseyle paylaşmamış, kendisiyle bırakmıştı... Saadet hanım merdiven başına kadar çıkmıştı. Geldiklerini pencereden görmüştü. Erdal beyle buluşmanın nasıl geçtiğini merak ettiği için yerinde duramıyordu. Zavallı Bekir’in beynini yiyip bitirmişti sanki. Adamcağız kapıda gençleri görünce adeta haykırdı: - Yahu, nerede kaldınız, az daha bayıltacaktı bu kadın beni, gel kızım, anlat hele ne oldu bu gün de rahatlasın Saadet teyzen, yoksa inme inecek kadına... Haluk ve Gülbahar kahkahalarla güldüler bu sözlere. Genç kız sevgiyle sarıldı Saadet hanıma. Kadıncağız kocasının sözlerine gücenmiş gibiydi. - Aşk olsun Bekir ne yaptım ayol? - Susmadın karıcığım, geldiğimden beri susmadın... Karısının sesini ve hareketlerini taklit ederek devam etti: - Ay, Bekir, ne oldu acaba? Kıza ne dedi acaba? Gülbahar ne yaptı acaba? Gülbahar katıla katıla gülüyordu. Haluk ise babasının omzuna dokundu: - Bayağı iyi rol yapıyormuşsun sen baba. Tıpkı annem gibisin şu halinle. Bravo yani... Kocasının hareketleri karşısında Saadet hanım da tutamamıştı kendini. O da gülmeye başladı: - Görürsün sen Bekir bey! diyerek sitemini de belli etmeyi unutmadı ama. Sonra genç kıza döndü... Gülbahar babasıyla karşılaşmasını anlattı ayrıntılarıyla. Kendi sözlerini söylerken önüne bakıyor, sesini alçaltıyordu. Yaptığı yanlışlığın farkında olduğunun göstergesiydi bu davranışı. Sofraya oturmuşlardı bu arada. Bekir bey dudak büktü: - Baban haklı kızım... Yerin onun yanı. Hem baban iyi bir adam. Sen ne kadar kendini ondan soyutlamaya çalışsan da yerin onun yanı. Hem bir düşün, hayatın değişecek. Sonra babanın yanında olman annenin arzusu. Bunu o istedi. Gülbahar düşünceli bir şekilde dinliyordu konuşulanları. Onun asıl düşündüğü ise Haluk’un kendi hakkındaki yargılarıydı... * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT