BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aile bağlarını yıkmak için

Aile bağlarını yıkmak için

Gazetemiz Cağaloğlu’nda iken, adliye yakınımızda idi. Bir grup insan, “Nikâha hayır, nikâhsız beraberlik, özgür yaşamak için ileri” diyerek yürüyüş yapıyorlar ve eşleri ile nikâhsız yaşamak için eşlerini mahkemeye vermişlerdi.



Gazetemiz Cağaloğlu’nda iken, adliye yakınımızda idi. Bir grup insan, “Nikâha hayır, nikâhsız beraberlik, özgür yaşamak için ileri” diyerek yürüyüş yapıyorlar ve eşleri ile nikâhsız yaşamak için eşlerini mahkemeye vermişlerdi. Mahkemeden boşanma kararını aldıktan sonra kol kola girip evlerine giderken resim çektirmişlerdi. Bazı kimseler, “Doğada böyle bir şey yok, insanın özgürlüğüne engel olunmamalı, herkes istediği gibi yaşamalı” diyorlar... Ancak hayvanlar kaidesiz, kuralsız yaşar. İnsan medenidir, yaşamak için belli kuralları vardır. Başıboş hayvan sürüsü gibi yaşamak mutluluk getirmez, anarşi doğurur. Ben özgürüm diye başkalarının eşleriyle yatıp kalkamaz. Özgürlük, başıboşluk, her istediğini yapabilmek değildir. Suç işleyeni mahkum etmek, hapse atmak özgürlüğe zıt değildir. Herkesin özgürlüğüne mani olan birkaç caninin esir olması, esaret, [tutsaklık] değildir. Sadece başkalarına değil, kendine bile zararlı olmak özgürlük değildir. Uyuşturucu madde gibi, vücuda zararlı olan şeyleri yasaklamak, hürriyetsizlik olarak vasıflandırılamaz. Trafiğin düzgün olması için, çeşitli kural koyarak, soldan gitmeyi yasaklamak hürriyetsizlik değildir. Suç işleyene ceza vermek, onu affetmeyip cezasını çekmesini istemek özgürlüğe zıt değildir. Kafesteki yılanı, halkın içine salmak, yılan için bir özgürlük ise de, insanlık için bir felakettir. Bir caninin serbest bırakılması, onun için özgürlük ise de, millet için özgürlük düşmanlığıdır. İlahiyatçı bir bayan, tek erkekle yaşamanın özgürlüğe aykırı olduğu düşüncesiyle kocasını bırakmıştır. Kimsenin düşüncesine kelepçe vurulamaz. Ancak ummadığımız bir gazetede, hürriyet düşmanı özgürlükçü bir bayan, nikaha, evliliğe ateş püskürüyor. “Sanatçı, sanki ölene kadar evli kalmaya ant içmiş gibi direnmesini aklım almadı” diyor ve ilave ediyor: “Evliliği, romantik bulurum ama, asla inanmadığım bir kurumdur. Sümerler’den bu yana miras ve nüfus problemlerini çözebilmek amacıyla başvurulan bir akit. Halbuki insanlardan ömür boyu aynı kişiyi seveceklerine dair imza atmalarını isteyemezsiniz. Aşka güvence verilmez. Çok seversiniz ama bir gün bir de bakarsınız ki gözleriniz başka gözlerin içinde eriyor. Hiçbir yasal baskı sevgiyi sürekli kılmaya yetmez. Kim çıkıp da, “hayır birbirinizi illa ki seveceksiniz” diye emir verebilir? Veren olsa bile onu kim dinler? Dedim ya nikah akdi inandırıcı değildir.” Bunlar bayanın kendi düşüncesidir, topluma anası babası belli olmayan çocukların çoğalmasını isteyebilir, buna bir şey diyemeyiz. Ama nikâh müessesesine inanan bir gazetenin, böyle bir yazarın yazısını gazetesinde yer vermesini çok yadırgadım. İnandığımız gibi yaşamak zorundayız. İnanmadıklarımızı yaşıyor gibi görünmemiz bize bir şey kazandırmaz, aksine çok şey kaybettirir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT