BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İslam ve terör

İslam ve terör

Dinimizde bu iki kelimenin yan yana gelmesi mümkün değildir. Geliş gayesi insanları hem dünyada hem ahirette huzura kavuşturmak olan İslamiyetin huzursuzluk, anarşi kaynağı olması mümkün mü?



Dinimizde bu iki kelimenin yan yana gelmesi mümkün değildir. Geliş gayesi insanları hem dünyada hem ahirette huzura kavuşturmak olan İslamiyetin huzursuzluk, anarşi kaynağı olması mümkün mü? İslâm dini, birlik beraberliği, yardımlaşmayı, kanunlara karşı gelmemeyi, fitne, yani anarşi çıkarmamayı, Müslüman olsun olmasın herkesin haklarını gözetmeyi, kimseyi incitmemeyi emretmektedir. İslam büyükleri, tarih boyunca, isyandan, anarşiden uzak kalmışlar, Müslümanları da buna bulaştırmamışlardır. Ehl-i sünnetin önderi büyük alim İmam-ı a’zam Ebu Hanife hazretleri, ikinci bin yılın mücedidi İmam-ı Rabbani hazretleri kendilerine yapılan haksızlığa, zulme rağmen devlete isyan etmemişler, talebelerini de isyandan uzak tutmuşlardır. Zaten, İmam-ı a’zam hazretlerine göre, ehli sünnet olmanın şartlarından biri de her şartta devlete isyan etmemektir. Niçin bu kadar fitneden, anarşiden uzak kaldılar? Çünkü, Peygamberimiz böyle emrediyor: “Fitne çıkarana lanet olsun!” “Fitne zamanında, devletinize tâbi olunuz. Size zulmedilse, mallarınız alınsa da, ona itaât ediniz!”. “Fitne zamanında, İslâmiyyete sarılınız. Kendinizi kurtarınız. Başkalarına akıl vermeyiniz! Evinizden dışarı çıkmayınız. Dilinizi tutunuz!”. “Fitne zamanında, çok kimse öldürülür. Onların arasına karışmayan kurtulur”. “Allah’a kasem ederim ki, insanlar öyle bir devir yaşayacaklar ki, kâtil niçin öldürdüğünü, maktûl niçin öldürüldüğünü bilmeyecek” Bütün bu emirlerden sonra bir Müslüman anarşiye, teröre nasıl karışabilir? Kim olursa olsun bir insanı nasıl öldürebilir? Kur’ân-ı kerîm herşeyden önce insanoğluna diğer mahlukat arasında mümtaz, üstün bir makam vermiştir. Böyle, müstesna bir yeri olan varlığa yapılacak tecavüzleri Cenab-ı Hak karşılıksız bırakmayacak, en ağır şekilde cezalandıracaktır. Hz. Peygamber şöyle buyurur: “Kişinin, kıyâmet günü, ilk hesâba çekileceği şey namazdır; insanlara karşı işlediği günahlardan da ilk hesaba çekileceği ise insan öldürmedir.” Dinimiz, savaş halinde bile, insan haklarına riayet edilmesini, kimseye zulüm yapılmamasını emretmektedir. Peygamber Efendimiz, savaşa gönderdiği askerlerine, “Çocukları öldürmeyiniz. Kiliselerinde, kendilerini ibadete vermiş kimselere dokunmaktan sakınınız! Kadınları, yaşlanmış pir-i fanileri öldürmeyiniz. Ağaçları yakmayınız ve kesmeyiniz. Evleri de yıkmayınız!” buyururdu. Kur’ân-ı kerîmde bir kişi öldürme cinâyeti, bütün insanları öldürme cinâyetine denk tutulur: “Kim, haksız olarak birini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.” (Maide- 32) Peygamberimiz, “Yâ Rabbî! Bana hayırlı işler yapmak, çirkin şeyleri terk etmek ve fakîrleri sevmek nasîb eyle! Kavmim arasında fitne çıkacaksa, fitneye karışmadan canımı al!” diye dua ederdi. İmâm-ı Kurtubî hazretleri, “Bu hadîs-i şerîf, fitneden sakınmak, ona karışmamak lâzım olduğunu, fitneye karışmaktansa, ölmenin hayırlı olacağını açıkça göstermektedir.” buyurmuştur. Dinimizin bütün bu emirlerine rağmen Müslüman kimliği ile akıl almaz vahşetler işlenebiliyorsa, işin içinde art niyet var demektir. Bu da, bazı karanlık güçlerin insanları Müslümanlıktan uzaklaştırmak için, hazırladıkları bir senaryoyu akla getirmektedir...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT