BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her ibâdeti seve seve yapmalıdır

Her ibâdeti seve seve yapmalıdır

Yavrum! İnsanların nefsi bahîldir, cimridir, tamahkârdır. Allahü teâlânın emirlerini yapmakta inâtçıdır. Halbuki, malı da, cânı da, mülkü de, hep O vermiştir. Onun verdiğine el uzatmağa kimin hakkı vardır? O hâlde zekâtı ve uşru seve seve vermek lâzımdır.



Yavrum! İnsanların nefsi bahîldir, cimridir, tamahkârdır. Allahü teâlânın emirlerini yapmakta inâtçıdır. Halbuki, malı da, cânı da, mülkü de, hep O vermiştir. Onun verdiğine el uzatmağa kimin hakkı vardır? O hâlde zekâtı ve uşru seve seve vermek lâzımdır. Yavrum! Zekât vermek de, islâmın beş şartından biridir. Zekât vermek elbette lâzımdır. Birçok kitapta, “Zekât vermek lâzım olup da, o sene vermeyip, özürsüz geciktiren günâha girer ve şehâdeti kabûl olmaz” buyurmakdadır. Zekâtı kolayca verebilimek için, altından ve gümüşten ve ticâret eşyâsından, fakîrlerin hakkı olan kırkta biri, senede bir kerre meselâ her Ramazân-ı şerîf ayında zekât niyyeti ile ayrılıp, saklanır. Bütün sene içinde, istediği zaman, zekât vermesi câiz olanlardan, dilediğine verir. Her verişte, ayrıca zekât için, niyyet etmeğe lüzûm yoktur. Ayırırken, bir kerre niyyet etmek yetişir. Herkes, fakîrlere ve zekâttan hakkı olanlara, bir senede ne kadar vereceğini bilir. Buna göre zekâtından ayırıp saklar. Ayırırken, niyyet etmezse, fakîrlere verdikleri zekât olmaz. Nâfile sadaka olur. İşte böylece, hem zekât verilmiş olur, hem de, her zaman muhtâclara yapdığı yardım, yerini bulur. Bir sene içinde, fakîrlere yaptığı yardım, zekât için ayrılandan az olursa, artan zekâtı, yine kendi malından ayrı saklamalı, gelecek sene ayrılacak olan zekât ile karıştırıp vermelidir. Her sene, böyle ayırıp, yavaş yavaş vermek câizdir. Her ibâdeti seve seve yapmalıdır. Kul hakkına dokunmamağa, hakkı olanları ödemeğe, titizlikle çalışmalıdır. Üzerimizde kimsenin hakkı kalmamasına çok dikkat etmeliyiz! Hakkı dünyada ödemek kolaydır. Nezâket ile, yumuşaklıkla haktan kurtulmak mümkün olur. Fakat, âhıretde, iş böyle değildir. Orada, hak altından kurtulmak çok güçtür, çâresi bulunmaz. İslâmiyyeti, dînini iyi bilen ve âhıreti düşünen doğru Ehl-i sünnet âlimlerine sorup öğrenmelidir. Böyle mübârek insanların sözleri ve kitapları, tesîrli olur. Bunların nefeslerinin bereketi ile, sözlerini yapmak kolay olur. Para kazanmak için, mevki almak için, din kitâbı yazan, nutuk söyleyen, müslümânları aldatmak için yüzlerine gülen, din hırsızlarının yanından ve kitaplarından kaçmak lâzımdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT