BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Behaeddin-i Buhari “kuddise sirruh” -5-

Behaeddin-i Buhari “kuddise sirruh” -5-

“Hace Behaeddin-i Buhari” hazretleri, Dergahta otururken, biri girdi içeri. Dedi ki; (Ey efendim, bu dergahta bendeniz, Geldim ki edineyim, biraz ilim ve feyiz.) Behaeddin Buhari, ona dönüp hemence, “Merhamet nazarı”yla bir nazar eyleyince, Acaib haller oldu o kimsenin kalbinde, Ve manevi “kalp gözü” açıldı akabinde.



“Hace Behaeddin-i Buhari” hazretleri, Dergahta otururken, biri girdi içeri. Dedi ki; (Ey efendim, bu dergahta bendeniz, Geldim ki edineyim, biraz ilim ve feyiz.) Behaeddin Buhari, ona dönüp hemence, “Merhamet nazarı”yla bir nazar eyleyince, Acaib haller oldu o kimsenin kalbinde, Ve manevi “kalp gözü” açıldı akabinde. Yıllarca çalışarak ele geçen bu devlet, Onun bir nazarıyla, hasıl oldu nihayet. Başka bir talebe de, diyor ki: Bir zamanda, Bir bostan ekmiş idim, ben Kasr-i arifan’da. Tam sulama zamanı gelmiş idi velakin, Nehirde, bir damla su yok idi o an için. Teşrif etti üstadım bostana o günlerde, Buyurdu ki; (Sulama vakti geldi herhalde.) Arz ettim ki, (Efendim, tam zamanıdır, evet, Lâkin hiç su akmıyor, iyi değil vaziyet.) Buyurdu; (Sen bostanın su yolunu gidip aç, Allah sana su verir, ne kadarsa ihtiyaç.) Üstadımın emrine, “Baş üstüne” diyerek, Su yollarını açıp, bekledim sabaha dek. Tam fecir söktüğünde, “Su sesi” geldi bana, Sonra bir şarıltıyla, akıp girdi bostana. Çok sevinip suladım bostanımı tamamen, Sonra da üstadımın yanına vardım hemen. Bana buyurdular ki; (Su verdin mi bostana?) Dedim; (Evet efendim, hamd olsun Yaradana. Lâkin anlayamadım efendim bir hususu, O da şu ki, acaba nereden geldi bu su? Çünkü suyun geldiği ırmağa gittim gece, Gördüm ki kupkuruydu, su yok idi zerrece.) Buyurdu ki; (Allahın ihsanıdır bu sana, Lâkin bu gördüğünü, anlatma başkasına.) Bir başka talebe de anlatır ki şöylece; Bize teşrif eyledi üstadımız bir gece. Birçok talebesi de, yanında vardı onun, Evde de, yiyecekten yalnız vardı biraz “un.” Huzurlarına varıp, arz ettim bunu önce, O, bir nazar eyledi o “Az un”a hemence. Buyurdu; (Hak teala, bereket versin una, Lakin gizle bu sırrı, söyleme ona buna.) “Peki” deyip, korkmadan kullandım unu her gün, Gerçekten geldi una, bir bereket ve yümün. Misafir kaldılar da, iki ay evimizde, Yine hiç azalmadan, kaldı un elimizde. Bir gün ifşa eyledim, esrarını ben bunun, Bereketi kesilip, çabucak tükendi un...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT