BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya bir meçhule mi gidiyor?

Dünya bir meçhule mi gidiyor?

Son bir haftada yaşananlara bakarak böyle bir soru sormak hakkımızdır. Ben bu köşede haftada bir yazıyorum. 11 Eylül Salı günü saat 16:00 sıralarında ABD’de meydana gelen, yüz karası seri sabotajlar için, ancak bu hafta yazmak nasip oldu.



Son bir haftada yaşananlara bakarak böyle bir soru sormak hakkımızdır. Ben bu köşede haftada bir yazıyorum. 11 Eylül Salı günü saat 16:00 sıralarında ABD’de meydana gelen, yüz karası seri sabotajlar için, ancak bu hafta yazmak nasip oldu. Terörün ve anarşinin her cinsinin kötülüğüne inanıyorum. Son saldırı, hangi devlete ve topluluğa olursa olsun, aynı nefretimi haykırırdım. Suçlular cezalarını çekmelidir. Suçlulara dini vesair yakınlığından dolayı, suçsuzlara da ceza ise, Demokrasiyi katletmektir. ABD’nin olaydan sonraki tutumu, bana göre çok acele verilmiş kararları gösteriyor: 1-Amerika’nın kararına katılmayan devletler düşman sayılacak!.. 2-Pakistan bana, Afganistan’a vurabilmem için bütün topraklarını açmalıdır. 3-Afganistan’a yardıma kalkacaklar, karşısında Amerika’yı bulacaktır. Ve daha birçok şartlar. Amerika’nın canı yanmıştır. Kalleşçe bir saldırı vuku buldu. Büyük maddi zarar var. Bu ve buna benzer sebepler, masumlara kıyma hakkını hiçbir kişi veya devlete vermez. Amerika böyle acıları geçmişte bizzat yaşamıştır. Kuzey-güney savaşlarında, İngiliz ve İspanyollar nice Amerikalıya kıydılar. Şimdi İspanyollar ve İngilizler dost safındadır! Bu saldırı sonrası benim kafama iki şey takıldı: 1-Saldırıyı düzenleyenler neden milliyetleri ile değil de dinleriyle anılıyorlar? 2-Amerikan istihbarat teşkilatları dahil, Amerikalı işbirlikçi ve köstebeklerin adı neden suçlular arasında anılmaz. İşin sonunu düşünmeyen bazı gazetecilerimiz, saldırganların Türk kız arkadaşından dem vuruyor. Neredeyse Türkler de karıştı deyiverecekler. Kimin kiminle arkadaş olduğu, aile hayatının çok Large (geniş) yaşandığı Amerika’da, bir insanın haftada hatta günde bir arkadaş değiştirebildiğini bu adamlara birileri söylese bari. Yoksa Türkiye’nin bu kadar derdi arasında, bir de bundan başı belaya girebilir. Bilhassa saldırının hemen arkasından Amerikan ordusunun savaş alarmına getirilmesi, içte bir kalkınma mı bekleniyordu sorusunu sorduruyor. “Üçüncü Dünya Savaşı”na heves edenler var. Sanki bir maç bekler gibi. Dünya savaşını, borsa savaşı zannedenler, kazın ayağının kaç olduğunu o vakit görürler. İkinci Dünya Savaşı’na, tam tamına 57 devlet katıldı. Fiilen altı sene sürdü. Bu zaman içinde iki taraftan tam 60 milyon insan öldü. Yani katılan devletlerin nüfusunun binde 50’si öldü. Bunun iki mislinden fazlası da savaşamaz, yani özürlü hale geldi. Birinci Dünya Harbi’nde ölenlerin sayısı 8 milyon idi. İkinci Dünya harbinde bu sekiz misline çıktı. Muhtemel bir üçüncü dünya harbinde öleceklerin, 500 milyonu geçeceği hesaplanıyor. Zira şu andaki kitle imha silahları, 60 sene öncekine göre yüzlerce defa artmıştır. Evet sayın yazarlar çizerler, televizyon yorumcuları, şimdi yine üçüncü dünya harbi türküsü söyleyebilecek misiniz? Zira bu size de çıkabilir. Bugün Amerika, dünya benim arkamda diyor. Vaziyet de o görüntüde. Çatışma başlayınca bu gün yanındayım diyenlerin her biri, bir tarafa sıvışıverecektir. 7 Aralık 1941’de Japonlar ahmakça bir kararla, Pearl Harbour baskınıyla Amerika donanmasını imha ettiler. Bu haberi, Amerika’nın Sesi Radyosu verdiğinde, Amerika’dan büyük yardımlar gören İngiltere’nin Başvekili Churchil, kendini tutamayarak ayağa kalkıp oynamıştır. Kendini hayretle seyreden odadaki bakanlarına, neşeyle: “İşte şimdi Amerika harbe girdi. İngiltere büyük yükten kurtuldu” demiştir. Nasıl dostça bir düşünce!.. Üçüncü Dünya Harbi bir tarafa Amerika, Afganistan’a ilk hava sortisini yaptırdığında, nice Churchiller odalarında oynayacaklardır. Amerika şimdi dolduruşa gelmemelidir. Dünyanın destek verir gözükmesi, sahtedir. Biraz da korkudan. Size bir hikaye: Geçmiş zamanda bir ülkede, birisi öldüğünde, yakınları, mirasından komşulara büyük bir ziyafet verirlermiş. Adamın birisi son nefesinin yaklaştığını hissedince, çocuklarını başına toplar: “Evlatlarım ben ölüyorum. Arkamdan vereceğiniz ziyafet için ahırdaki ala tosunu kesin. Çünkü en helal malım odur” der. Meğer bu ala tosunu, dağ başında yalnız kıstırdığı bir köylünün üzerine silahını çevirerek üç defa “helal et yoksa...” demiş. Köylü de can korkusundan helal ettim manasına kafasını sallamış ve tosunu vermiş. Amerika’yı bugün destekleyenler böyle olmasın..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT