BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nazım'ın "Bir Ölü Evi" adlı oyunu 69 yıl sonra sahnede

Nazım'ın "Bir Ölü Evi" adlı oyunu 69 yıl sonra sahnede

Nazım Hikmet'in ''sabıkalı'' oyunu, Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenecek. Türkiye'de ilk kez sahnelendiği 1932 yılında daha ikinci perdede seyircilerin tepki göstererek salonu terkettiği ''Bir Ölü Evi-Merhumun Hanesi'' adlı oyunu, 69 yıl aradan sonra 16 Ekim'de Başkent seyircisiyle buluşacak.



Nazım Hikmet'in ''sabıkalı'' oyunu, Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenecek. Türkiye'de ilk kez sahnelendiği 1932 yılında daha ikinci perdede seyircilerin tepki göstererek salonu terkettiği ''Bir Ölü Evi-Merhumun Hanesi'' adlı oyunu, 69 yıl aradan sonra 16 Ekim'de Başkent seyircisiyle buluşacak. Nazım Hikmet'in bile ''bu oyun tutmaz'' dediği, ölüm üzerine kurulu kara mizah türündeki eser, Darülbedayi'de sadece 3 gece oynanmıştı. A.A muhabirinin sorularını yanıtlayan oyunun rejisörü Mehmet Ege, Nazım Hikmet'in ''Bir Ölü Evi'' adlı oyununun ilk kez 1932 yılında Darülbedayi'de sahnelendiğini ancak seyircilerin tepkisi üzerine 3 gece sonra kaldırıldığını söyledi. Ege, bugüne kadar Nazım Hikmet'in hemen hemen bütün şiirlerinin oyunlaştırılarak sahneye taşındığını buna karşılık, birkaç bilinen oyunu dışında tiyatro eserlerinin Türkiye'de fazla sahnelenmediğini söyledi. -''TİYATRODA 3. SINIF YAZAR OLARAK KALDIM''- Nazım Hikmet'in de 1962 yılında kaleme aldığı ''Oyunlarım Üstüne'' adlı bir yazısında ''Ben tiyatroyla hep içiçe oldum ama tiyatroda nedense hep üçüncü sınıf bir yazar olarak kaldım'' dediğini hatırlatan Ege, Türkiye'de bazı yazarların Nazım'ın ''mütevazılıkla'' söylediği bu sözleri kendilerine dayanak yaparak onun oyunlarıyla fazla ilgilenmeme kolaycılığına kaçtıklarını kaydetti. Devlet Tiyatroları'nın, ''yerli yazarların birçoğunun değil üçüncü, onüçüncü sınıf oyunlarını sırtlarında taşıdığını ve bunlardan izlenebilir oyunlar ortaya çıkardığını'' ifade eden Ege, kendisinin de Nazım'ın doğumunun 100. yıldönümünde onun fazla bilinmeyen bir oyununu sahnelemeyi amaçladığını söyledi. -''BU OYUN TUTMAZ''- Diğer oyuncu ve sanatçılarla bu eser için çalışmaları sürdürdüklerini ancak oyun sahnelemenin ''hazine aramaya'' benzediğini kaydeden Ege, ortaya nasıl bir şeyin çıkacağının belli olmadığını söyledi. Mehmet Ege, Nazım Hikmet'in bu oyunu için ''bu oyun tutmaz'' dediğini hatırlatarak, oyunun Türk milletinin hassas olduğu ölüm teması üzerine kurulu bir kara mizah olduğunu, Nazım Hikmet'in de buradan yola çıkarak oyunun beklediği ilgiyi görmeyeceğini söylediğini anlattı. Ege, Nazım'ın bu konuda haksız olmadığını da ifade ederek, eserin sahneye konulduğu 1932 yılında Darülbedayi'de ancak 3 kez sahnelenebildiğini hatırlattı. Eserin daha birinci perdesinin sonunda salonda bulunanların büyük bir bölümünün ''Bu oyun bizim kutsal değerlerimizle alay ediyor'' diye tepki göstererek salonu terkettiğini anlatan Ege, bu oyunda böyle bir tepki beklemediğini söyledi. Ege, şunları kaydetti: ''Oyun konusunda benim bir tereddütüm yok. 1932'den bu yana köprülerin altından çok sular aktı, ama akan sular acaba hangi yöndeydi. İşte biraz da onu ölçmüş olacağız. Bir tepki meselesi düşünülürse, kasıtlı olmadığı sürece hiçbir oyuna hiçbir sanat eserine böyle bir tepki gösterilmesini beklemiyorum. Zaten gösterilmesi de, toplum içindeki çok sesliliği, toplum içindeki olaylara farklı bakışlar oluşturan yaklaşımı yok etmektir. O nedenle böyle bir şeyi kasıtlı olmadığı sürece beklemiyorum.'' -''KUTSAL DEĞERLERLE ALAY EDİLMİYOR''- Mehmet Ege, bir evde bir insanın ölmesiyle başlayan oyunda ''kutsal değerlerle alay edilmediğini'' belirterek, şunları kaydetti: ''Oyunda bu insanın öldüğünü bilenler ve ona göre davrananlar var, bilmeyenler var ve bir miras kavgasının sürdüğünü görüyoruz. Kara mizah da buradan çıkıyor. Burada bir kutsal değerle alay etme meselesi değil, insanların ölüm karşısında bile çıkar çatışmasına girebildikleri mesajı veriliyor. Nazım, oyunda insanlara, 'ölümün arkasından üzülmek, susmak, doğrudur ama acaba bizim toplumumuzda gerçekten her zaman bunları yapabiliyor muyuz? Bunlarda bir yozlaşma, yanlış anlamalardan ya da çıkarlardan kaynaklanan bir yanlışa doğru gidiş yok mu?' mesajı veriyor.''
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT