BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HIPERAKTIF çocuklara dikkat!

HIPERAKTIF çocuklara dikkat!

İstanbul Gaziosmanpaşa’dan telefonla arayan bayan okuyucumuz, oldukça dertli konuşuyordu. İlkokul ikinci sınıfa giden oğlunun derslerinde çok başarı sağlayamadığını, ders çalışma konusunda istekli olmadığını, çalışsa bile çok çabuk bıktığını ve sokağa çıkmak istediğini anlatan dertli anneyi en çok üzen şey ise; geçen yıl boyunca öğretmenden duyduğu şikayetler olmuş. Öğretmen sık sık, çocuğun sınfta yaramazlık yaptığından, dersi dinlemediğinden, hatta sınıf içinde yerinden kalkıp dolaştığından şikayet ediyormuş.



İstanbul Gaziosmanpaşa’dan telefonla arayan bayan okuyucumuz, oldukça dertli konuşuyordu. İlkokul ikinci sınıfa giden oğlunun derslerinde çok başarı sağlayamadığını, ders çalışma konusunda istekli olmadığını, çalışsa bile çok çabuk bıktığını ve sokağa çıkmak istediğini anlatan dertli anneyi en çok üzen şey ise; geçen yıl boyunca öğretmenden duyduğu şikayetler olmuş. Öğretmen sık sık, çocuğun sınfta yaramazlık yaptığından, dersi dinlemediğinden, hatta sınıf içinde yerinden kalkıp dolaştığından şikayet ediyormuş. Dertli anne sözlerini “Okul başlayınca aynı şikayetler de başladı. Ne yapacağımı şaşırdım. Bazı kişiler hiperaktiflikten bahsediyor. Ancak bu konuda bir şey bilmiyoruz” diye bitirdi. Evet... Okuyucumuzun anlattıkları, “HİPERAKTİVİTE”yi tarif ediyor. Okulların açılması dolayısıyla yayınlanan istatistikler her sınıfta ortalama 1-2 çocuğun “dikkat azlığı ve hiperaktivite bozukluğu” diye adlandırılan probleme sahip olduğunu ortaya koyuyor. Öğretmenlere düşen görev Çocukluk çağının en sık görülen psikiyatrik bozukluklarından biri olan ve okul başarısını olumsuz etkileyen dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun ortaya çıkarılmasında öğretmenlerimize büyük görevler düşüyor. Çünkü; çocuğun sınıf içindeki davranışları hiperaktivitenin teşhisi açısından büyük önem taşıyor. Özellikle okul öncesi ve ilköğretim 1. sınıf öğretmenlerinin bu konuda dikkatli olmaları gerekiyor. Yapılan araştırmalara göre; “Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu” çocukluk çağının en sık rastlanan psikiyatrik sorunlardan biridir ve 4-12 yaş arasındaki erkek çocukların yüzde 10’unda, kız çocukların ise yüzde 4’ünde görülmektedir. Bu bir felaket değil “Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu”nun bir güçlük olduğunu, ancak asla bir felaket olmadığını ifade eden uzmanlar, bu çocukların, aile ve öğretmenin yardımıyla sorunların üstesinden gelme ve başarma şansları bulunduğunu belirtiyorlar. Aşırı beklentiye girmeden ve çocuğu bıktırmadan ilerlemesine yardımcı olmak gerekir. Her çocuk için ilaçlı tedavi şart değildir. Eğitsel tedaviler de, sıkıntıları büyük oranda telafi ederek çevreyle uyumu ve başarıyı artırmaktadır. Uzmanlardan tavsiyeler “Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu” riski taşıyan çocuklar konusunda uzmanlar, öğretmenlere ve ailelere şu önerilerde bulunuyorlar: ¥ Öğrenciyi, ön sıralarda, iyi örnek olabilecek bir arkadaşının yanına oturtun. ¥ Hiperaktif çocuklara, çalışmayı tamamlaması için ek süre verin. ¥ Dikkat süreleri ile uyumlu görev ve çalışmalar verip, genellikle süreyi kısa tutun. ¥ Her seferinde tek görev verin, yönergeleriniz açık ve net olsun. ¥ Küçük hataları görmezden gelin. Ödüllenmeyi artırın, olumlu darvanışlarını övün. ¥ Çocukla sık sık göz teması sağlayıp, elinizle dokunun. Çocuğun ailesi ile gelişmeleri sık sık konuşun.` ¥ Özellikle iyi yaptığı şeylere daha fazla vakit ayırarak ve överek kendine güvenini pekiştirin. ¥ Sürekli olumsuz eleştiriden ve söylenmekten kaçının. Küçük disiplin sorunlarını görmezden gelmeye çalışın. Dengeli beslenmeyle yaşlanma yavaşlıyor Sağlık üzerinde bire bir etkili olan beslenme, yaşlılıkta daha da önem kazanıyor. Bu dönemde sindirim ve dolaşım sistemlerinde oluşan değişikler beslenmeyi olumsuz etkiliyor. Çocuklukta başlayan yanlış beslenme alışkanlıkları da yaşlılıkta ciddi problemlere yol açabiliyor. Bu yanlışlıklar olmasa bile, yaşın ilerlemesi birçok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. Vücudun bağışıklık sistemi azalıyor. Buna bağlı olarak da bakteri ve virüslerden kaynaklanan hastalıklar, kalp, kanser, romatizma gibi sağlık sorunları yaşlılık döneminde daha sık görülüyor. Bilim adamları bu nedenle orta yaştan itibaren sağlıklı beslenme alışkanlıklarına daha fazla özen gösterilmesini öneriyorlar. Kilo artışı olmaması için 50 yaşından sonra alınan kalori miktarının yüzde 10 azaltılması gerekiyor. Ayrıca vitamin ve mineral açısından bol sebze ve meyve tüketilmesinin büyük yararı var. Kepekli tahılların yanısıra bol süt tüketilmesi de kalsiyum eksikliğinin giderilmesini sağlıyor. Yaşlılık döneminde yağlı gıdaların azaltılması da son derece önemli. Yaşlanmayı yavaşlatan E vitamininin ise naturel zeytinyağı ve kuru yemişlerden alınması mümkün. Ayrıca her gün yapılacak düzenli yürüyüşler de hem kemik yoğunluğunun hem de kas kütlesinin korunmasını sağlıyor. Yaşlanmayı geciktirmek için ¥ Sağlıklı beslenme alışkanlıklarına özen göterin ¥ Kalori alımını yüzde 10 azaltın ¥ Bol meyve ve sebze tüketin ¥ Kepekli tahıllara beslenmenizde yer verin ¥ Düzenli süt ve süt ürünlerini tüketin ¥ Yağlı gıdaları azaltın Bal, harika bir kozmetiktir Özellikle kahvaltı sofralarımızın vazgeçilmez çeşitlerinden biri olan bal, cildimiz ve saçımız için de mükemmel bir kozmetiktir. Bir süre önce Fransa’da bir araştırma laboratuvarında “Kral jölesi” adı verilen ve balla üretilen bir madde uzun süre incelemeye tabi tutulmuş. Bu madde, kraliçe arının yavrularını besleyen işçi arılar tarafından üretiliyor. Uzmanlar yaptıkları incelemede, maddenin hem kozmetik hem de besleyici özellikleri olduğunu tespit etmişler. Madde, sadece organizma açısından müthiş bir canlandırıcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda içindeki aktif maddelerin ciltteki etkisi hemen görülüyordu. Bugün bazı kremlerde kullanılan bu ürün, ciltte yeni hücrelerin oluşmasını ve güçlenmesini sağlıyordu. İşte size balla kolayca hazırlayıp kullanabileceğiniz ve şaşırtıcı sonuçlar alabileceğiniz birkaç formül: ¥ Eğer cildiniz geriliyorsa veya çatlıyorsa hindistan cevizli ve bal aromalı bir losyonla cildinizi temizleyin. Bu, gözenekleri açar, cildi pürüzsüzleştirir. Balı, dairesel hareketlerle temizlediğiniz bölgeye yedirin. Etkisi gecikmeyecektir. Cilt pembeleşip, yüz dinlenmiş bir ifade kazanır. ¥ Bir adet pırasanın beyaz kısımlarını rendeleyin. Suyunu sıkıp bir kaba alın. İçine bir çay kaşığı süzme bal ilave edip iyice karıştırın. Bu karışımı yüzünüze sürüp yarım saat kadar bekledikten sonra, yağsız çiğ süte batırılmış pamukla cildinizi güzelce temizleyin. Bunu birkaç defa tekrarladıktan sonra cildinizin nasıl canlandığını hemen farkedeceksiniz. Hastalıklar ve çareleri Dalak hastalıklarına kekik ve kereviz Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafından bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir. Dalak ağrısı, dalak büyümesi, dalak şişmesi ve dalak zafiyetinde aşağıdaki reçeteler kullanılabilir. * 4 bardak suya; 1 çorba kaşığı kekik konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna, 1 kahve fincanı sirke konur. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir. Dalak şişliği ve büyümesine faydalıdır. * 4 bardak suya; 2 kahve kaşığı kişniş ve 1 çay bardağı kuru siyah üzüm konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir. * 4 bardak suya; 1 kahve kaşığı ufalanmış menekşe çiçeği kökü konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna, 3 çorba kaşığı süzme bal karıştırılır. Sabahları aç karna içilir. * 4 bardak suya; 2 çorba kaşığı doğranmış kereviz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir. Dalak büyümesine faydalıdır. *4 bardak suya; 2 tutam pazı konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir. * 4 bardak suya; 1 çorba kaşığı ufalanmış andızotu kökü konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir. * 1 su bardağı kaynak suya; 2 kahve kaşığı anason konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir. Yılancığa karşı taze fasulye ve patetes Yılancık; ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Bunun için de iyi bir tedavi şarttır. Doktorun tavsiyelerine uyulurken, aşağıdaki reçetelerden de yararlanılabilir: * 4 bardak suya; 3 tutam ıhlamur konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna, 1 su bardağı taze sıkılmış portakal suyu ilave edilir. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir. * 2 su bardağı suya; 50 gram badem konur. 10 dakika bekletildikten sonra çıkarılıp, kabukları soyulur. Sonra, iyice ezilir. Üzerine, 1 kahve fincanı dolusu süzme bal ilâve edilir. İyice karıştırıldıktan sonra, 4 bardak suyun içine boşaltılır. 15 dakika kaynatılıp, süzülür. Yılancık olan yere, günde 3 kere sürülür. * 6 bardak suya; 3 tane orta boy patates konur. Haşlanıp, suyu süzülür. Kabukları soyulduktan sonra iyice ezilir. Yılancıklı yere, günde 3 kere sürülür.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT