BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şiire sığınmak

Şiire sığınmak

Bilinçaltımızda deprem korkusu, acı bir şekilde yaşadığımız kriz derken etrafımızda dönüp dolaşan savaş rüzgarları bizi adamakıllı çökertmeden şu günlerde şiire daha fazla sığınalım derim. Şiir duygusunu canlı tutmak insanlığımızı ve insana ait umutlarımızı kaybetmemek için şart.



Bilinçaltımızda deprem korkusu, acı bir şekilde yaşadığımız kriz derken etrafımızda dönüp dolaşan savaş rüzgarları bizi adamakıllı çökertmeden şu günlerde şiire daha fazla sığınalım derim. Şiir duygusunu canlı tutmak insanlığımızı ve insana ait umutlarımızı kaybetmemek için şart. Elimin altında bana gönderilmiş üç yeni şiir kitabı var. Biri Yavuz Bülent Bakiler’in “Harman”, diğerleri Hollanda’da yaşayan Yavuz Nufel’in “Yatsıda Sönmeyen Mum Işığında” ve “Şiirmatik” isimli kitapları. Gazetemiz okurları, Türkçe’nin vefalı dostu, Türk kültürünün ve ikliminin duyarlı şairi Yavuz Bülent Bakiler’i yakından tanırlar. Eylül ayında Antalya’da yaptığım bir gezi sırasında minibüste çalınan ve kaynanaları horlayan bir arabesk parça, aile ilişkilerimizin ne derecede yozlaştığını göstermesi açısından bir hayli canımı sıkmıştı. Ardından internette rastladığım “Âdem ile Havva kaynanaları olmadığı için çok şanslıydı” sözü bütün kaynanalar adına yüreğimi burkmuştu. Sevgilerin önüne peşinen engel konulmasından rahatsızlık duyduğum bir sırada Bakiler’in o güzelim “Ana” şiirlerinin birinde kaynanası için yazdığı mısralar iç dünyama bir anda sıcak duygularla sarmaş dolaş ıtır kokuları, gül kokuları serpti: “Karımın anası anama benzer Öylesine yakın, duygulu, ince. Özü-sözü bir yayla gözesi gibi berrak, Oturtacak yer bulamaz çıkıp yanına gidince Yüreği destanlar gibi sımsıcak.” Kitaptaki güzel, sıcak ve samimi bir dille, ince duygularla örülmüş diğer şiirleri okudukça şu veya bu sebeple incitilmiş bütün duygularımın tekrar sağlıklı ve pırıl pırıl bir hale döndüğünü, yaşama daha umutla bakabilmek için güç ve moral kazandığımı hissettim. Size de tavsiye ederim. Gittikçe kirlenen dünyamızda şiirin de bu kirlenmeden payını aldığına inanan şair Yavuz Nufel de, kelimeleri ve dizeleri “matiklemek” gibi kendince ilginç bir yöntem bulmuş. Gerçeklerin karanlık dünyasında şiirin ışığıyla yolunu bulmaya ve kendini ifadeye çalışıyor. Şairin özgün buluşları ve kendine özgü bir anlatımı var; düşündürücü, sarsıcı ve esprili. İnsanı döndürüp dolaştırıp en temel gerçeğe davet ediyor: “Sevmek akıl işi değil Hep susacaksın Sevmek bana göre değil Hep kaçacaksın Sevmek ölüm de değil Bir gün anlayacaksın Sevmek Bir günde dört mevsim yaşamaktır. Seversen yaşayacaksın!” (Hamam, Türk Edebiyatı Vakfı Yayını) (Yatsıda Sönmeyen Mum Işığında, Şiirmatik, Ekin Dergisi, Randweg 6 B,3074 BM Rotterdam Tel: 0031-(0)-291 91 91)Bilinçaltımızda deprem korkusu, acı bir şekilde yaşadığımız kriz derken etrafımızda dönüp dolaşan savaş rüzgarları bizi adamakıllı çökertmeden şu günlerde şiire daha fazla sığınalım derim. Şiir duygusunu canlı tutmak insanlığımızı ve insana ait umutlarımızı kaybetmemek için şart. Elimin altında bana gönderilmiş üç yeni şiir kitabı var. Biri Yavuz Bülent Bakiler’in “Harman”, diğerleri Hollanda’da yaşayan Yavuz Nufel’in “Yatsıda Sönmeyen Mum Işığında” ve “Şiirmatik” isimli kitapları. Gazetemiz okurları, Türkçe’nin vefalı dostu, Türk kültürünün ve ikliminin duyarlı şairi Yavuz Bülent Bakiler’i yakından tanırlar. Eylül ayında Antalya’da yaptığım bir gezi sırasında minibüste çalınan ve kaynanaları horlayan bir arabesk parça, aile ilişkilerimizin ne derecede yozlaştığını göstermesi açısından bir hayli canımı sıkmıştı. Ardından internette rastladığım “Âdem ile Havva kaynanaları olmadığı için çok şanslıydı” sözü bütün kaynanalar adına yüreğimi burkmuştu. Sevgilerin önüne peşinen engel konulmasından rahatsızlık duyduğum bir sırada Bakiler’in o güzelim “Ana” şiirlerinin birinde kaynanası için yazdığı mısralar iç dünyama bir anda sıcak duygularla sarmaş dolaş ıtır kokuları, gül kokuları serpti: “Karımın anası anama benzer Öylesine yakın, duygulu, ince. Özü-sözü bir yayla gözesi gibi berrak, Oturtacak yer bulamaz çıkıp yanına gidince Yüreği destanlar gibi sımsıcak.” Kitaptaki güzel, sıcak ve samimi bir dille, ince duygularla örülmüş diğer şiirleri okudukça şu veya bu sebeple incitilmiş bütün duygularımın tekrar sağlıklı ve pırıl pırıl bir hale döndüğünü, yaşama daha umutla bakabilmek için güç ve moral kazandığımı hissettim. Size de tavsiye ederim. Gittikçe kirlenen dünyamızda şiirin de bu kirlenmeden payını aldığına inanan şair Yavuz Nufel de, kelimeleri ve dizeleri “matiklemek” gibi kendince ilginç bir yöntem bulmuş. Gerçeklerin karanlık dünyasında şiirin ışığıyla yolunu bulmaya ve kendini ifadeye çalışıyor. Şairin özgün buluşları ve kendine özgü bir anlatımı var; düşündürücü, sarsıcı ve esprili. İnsanı döndürüp dolaştırıp en temel gerçeğe davet ediyor: “Sevmek akıl işi değil Hep susacaksın Sevmek bana göre değil Hep kaçacaksın Sevmek ölüm de değil Bir gün anlayacaksın Sevmek Bir günde dört mevsim yaşamaktır. Seversen yaşayacaksın!” (Hamam, Türk Edebiyatı Vakfı Yayını) (Yatsıda Sönmeyen Mum Işığında, Şiirmatik, Ekin Dergisi, Randweg 6 B,3074 BM Rotterdam Tel: 0031-(0)-291 91 91)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT