BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ölümü hiçe saymak

Ölümü hiçe saymak

GENE aklıma geldi. Ölümlü kalımlı, kanlı kurşunlu türkülerimiz vardır. Biz onları çalar söyler ve şakır şakır oynarız. Hiç de garibimize gitmez.



GENE aklıma geldi. Ölümlü kalımlı, kanlı kurşunlu türkülerimiz vardır. Biz onları çalar söyler ve şakır şakır oynarız. Hiç de garibimize gitmez. Sözgelimi, birbirini seven iki genç Tuna Nehri’ne düşüp boğulmuş, bir ozan da bu hazin sonucu türküleştirmiştir: “Aman bre deryalar, kanlıca deryalar “Biz nişanlıyız “İkimiz de bir boydayız, biz delikanlıyız... Türkü olabildiğince koygun ve ağlamaklıdır ama, biz her duyanda döne döne oynarız. ¥¥¥ “Alâaddin’e vardım amma durmadım “Onyedi yerden kurşun yedim ölmedim “Arkadaşım düşman imiş bilmedim “Yetiş İnce Mehmet yetiş, aldırdın beni! Bu Acıpayam türküsü, ihanetin getirdiği yas ve ahlama yüklü iken biz onu zeybek havasına döndürüp meydanlarda kızlı erkekli bir güzel oynarız efendim. ¥¥¥ Gelelim şu bildiğiniz Bodrum ağıtına: “Çökertme’den çıktım da Halilim “Aman başım selâmet “Bitez de yalısına vardım da Halilim “Aman koptu kıyamet Hikâye mâlûm. Bodrum ile Yunanistan’ın İstanköy’ü arasında tütün kaçakçılığı yapan Halil ile İbrahim, kıyı korumacılarıyle müsademeye girişmiş, ikisi de teknelerinde ölmüştür. Tamam da, bize ne? Biz çalar çalar, ellerimiz bu yanda, ayaklarımız şu yanda, davul zurna eşliğinde oynarız. ¥¥¥ Daha düne kadar bu vurdumduymazlığa üzülür, sinirlenirdim. Bu kadar duygusuzluğa pes doğrusu demeyi âdet edinmiştim. Fikrim değişti. Farkettim ki, şu bizim toplum ölümü hiçe saymada kararlı ve haklı. Hayatı ölüm ile kardeş biliyor. Yaşamanın bir nefes ötesiyle bir soluk öncesini umursamıyor. Böylece inanılmaz bir ufuk yakalanmış, destanımsı bir kültüre uzanılmıştır. Dertlerin, kıranların, seferberliklerin, yoklukların hattâ erken gelen ölümlerin karşısında dipdiri kalabilmek mümkün mü? İşte bu, olmazı olur kılan bizim halkımızdır. Bu hâl, bal gibi meydan okuyuştur. Kime? Her türlü derde ve dayanılmaza karşı. ¥¥¥ Ölüme meydan okuma bir yönüyle hayata da “Varım ve diriyim!” demek olmuyor mu? Artık ölümlü türkülerle, gözyaşı yüklü ağıtlarla oynayışımıza kızmıyorum. Dahası, bu, töre hâline gelmiş müthiş alışkanlığın hepimize dayanma gücü, sabır ve ümit aşıladığına inanıyorum. Bizim insanımızdaki sır, hemen çözülecek, çarçabuk farkedilecek cinsten değil. Bu olgu bile karşımızda zenginlik gibi duruyor. ¥¥¥ Evet... Çalsın davullar. Ölüm bile bizi oyunumuzdan edemez. Hayatın bir nefes ötesiyle bir soluk öncesi arasında kıl kadar fark yok. Sen çok yaşa Türkiyem!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT