BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beden ölür ruh ölmez

Beden ölür ruh ölmez

İnsan ölünce yok olur ve ölülerin faydası zararı olmaz sanılıyor. Halbuki beden ölür ruh ölmez. Abdülhak-ı Dehlevi hazretleri buyuruyor ki: İnsan ölürken ruhunun ölmediğini ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler açıkça bildiriyor. Ruhun şuur sahibi olduğu, ziyaret edenleri ve onların yaptıklarını anladıkları da bildiriliyor. Velîlerin ruhları, diri iken olduğu gibi, öldükten sonra da, yüksek mertebededirler.



İnsan ölünce yok olur ve ölülerin faydası zararı olmaz sanılıyor. Halbuki beden ölür ruh ölmez. Abdülhak-ı Dehlevi hazretleri buyuruyor ki: İnsan ölürken ruhunun ölmediğini ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler açıkça bildiriyor. Ruhun şuur sahibi olduğu, ziyaret edenleri ve onların yaptıklarını anladıkları da bildiriliyor. Velîlerin ruhları, diri iken olduğu gibi, öldükten sonra da, yüksek mertebededirler. Allahü teâlâya manevî olarak yakındırlar. Evliyada, dünyada da, öldükten sonra da keramet vardır. Keramet sahibi olan ruhlardır. Ruh ise, insanın ölmesi ile ölmez. Kerameti yapan, yaratan, yalnız Allahü teâlâdır. Her şey Onun kudreti ile olmaktadır. Her insan, Allahü teâlânın kudreti karşısında, diri iken de, ölü iken de hiçtir. Bunun için, Allahü teâlânın dostlarından biri vasıtası ile, bir kuluna ihsanda bulunması şaşılacak bir şey değildir. Diri olanlar vasıtası ile çok şey yaratıp verdiğini, herkes her zaman görmektedir. İnsan diri iken de, ölü iken de bir şey yaratamaz. Ancak Allahü teâlânın yaratmasına vasıta, sebep olmaktadır. (Mişkat) Eshab-ı kiram, bütün evliyadan üstün olduğu hâlde, kerametleri az duyulmuştur. Asr-ı saadetteki insanların imanı kuvvetli idi. Kerametle imanlarının kuvvetlenmesine ihtiyaç yok idi. Daha sonra gelenlerin imanı zayıfladı. İmanlarının kuvvetlenmesi için keramete ihtiyaç hasıl oldu. Onun için daha sonra gelen evliyada keramet çok görüldü. (Şevahid-ün-nübüvve s.417) Abdülgani Nablüsi hazretleri de, (Evliyayı inkâr etmek, dinin bir hükmünü inkâr etmek gibi küfürdür. Evliya ve enbiya da kuldur. Harika, keramet hasıl olmasında, kulların hiç tesiri yoktur. Her şeyi yalnız Allahü teâlâ yaratmaktadır. Ancak Allahü teâlâ, enbiyasını ve evliyasını başkalarından üstün tutmuş, başkalarına vermediği keramet ve mucize gibi harikaları, bu zatlara ihsan etmiştir. Maruf-i Kerhi hazretleri, talebelerine, “Duâ ederken beni vasıta edin! Ben Allahü teâlâ ile aranızda vasıtayım” buyurmuştur. Çünkü evliya, Resulullahın varisidir. Varis olan, varisi olduğu zatın bütün üstünlüklerine kavuşur) buyuruyor. (Hadika) Ruhların yardımı “Hızır aleyhisselam hayatta mı, darda kalanlara yardım ettiği doğru mu?” diyenler çıkıyor. Muhammed Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki: Hızır aleyhisselamın hayatta olması üzerinde, âlimler farklı söylediler. Bazı evliyanın Hazret-i Hızır ile konuştukları bildirildi ise de, bu haberleri onun diri olduğunu göstermez. Ruhu insan şeklini alıp, iş yapabilir, darda kalanlara yardım edebilir. Ruhları ve kabir hayatını anlatmak, çok zordur. Bunlar üzerinde zan ile, tahmin ile konuşmamalı, (Nass)larda [Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde] bildirilmiş olanlara kısaca iman etmelidir. Kabirde nimetler ve azaplar olduğuna iman ederiz. Bunların nasıl olduğunu araştırmayız. Ölülerin birbirleri ile konuştukları bildirildi. Kabirde azap olunanların nara ve sayhaları haber verildi. (Bunları, insanlardan ve cinden başka her canlı işitir) buyuruldu. Ahirette, Cehennemdeki ebedi, sonsuz azaptan kurtulmak için, islâm âlimlerinin bildirdiklerine inanmak gerekir. Evliyanın, bu bildirilenlere uymayan keşifleri kıymetsizdir. Tasavvuftan maksat, nefsin gizli ayıplarını anlamaktır ve dine uymanın kolay olmasıdır ve ihlasa kavuşmaktır. (c1, m.182)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT