BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HASRET

HASRET

Nereye gideceğini, ne yapacağını bilemiyordu. Karısına çocuklarına ne diyecekti. Akşam eve hangi parayla ekmek götürecekti? Sahil yoluna çıktı. Günbay beyin oğlunun denize düştüğü yere gelince korkuyla ardına bakmıştı gayri ihtiyari.



Sinan Günay’ın kızı sere serpe yatıyordu, havuzun kıyısında. Zaten aklı başında değildi. Esrar içen birinin aklı başında olur muydu hiç? Günbay bey dik dik baktı oğluna, bu çocuktan ne hayır gelir? diye düşündü. Sanki yaşayan bir ölü gibiydi adeta. Viski şişesini büyük bir öfkeyle çarptı yere ve ağlamaya başladı...  Yunus Kalfa’nın tutuklanması en fazla Hüseyin’i üzmüştü. Zira Yunus onun velinimetiydi. Ekmeğini veren adamdı. Başkomiser Eşref beyin boş bulunduğu bir sırada ağzından laf alıp Yunus’u tutuklaması tüm sinirlerini tahrip etmişti. İyi kötü bir ekmek yiyordu Yunus’un inşaatlarında. Şimdi ne yapacak nereye gidecekti. Günbay beyin oğlundan hâlâ çekiniyordu. Polis ve Günbay beyin adamlarının kendini aradığını hissediyordu. Eğer onlara yakalanırsa çok büyük ceza alacağını tahmin ediyor, uluorta her yerde dolaşmak istemiyordu... Sabah zor olmuştu Hüseyin için. İştahsız olarak sabah kahvaltısını yapmış, Yatağında yatmakta olan oğlu Cemal’in yanaklarından öpmüş, küçük kızının yanaklarını okşamış yaralı ceylan gibi inleyen karısını muhabbetle süzmüş ve kapıyı açarak ekmeğini kazandığı inşaata doğru yönelmişti... Kısa zaman sonra inşaattaydı. İnşaatta çalışanların çoğu Yunus kalfanın hemşehrileri veya akrabalarıydı. Yunus’un nezarette olduğunu duymuşlardı. Nezarete atılışının sebebi de Hüseyin’in şahitliğiydi. Hüsamettin, Yunus kalfadan aldığı talimatı iletti. - Hüseyin ceketini çıkarma, işine son verildi. Senin gibi kalleş biriyle bizim işimiz yok. Kendine başka bir iş bul! Dünya sanki gözlerinin önünde hızla dönmeye başlamıştı. Bu şehirden gözü korkmuştu. İstikbale artık umutla bakamaz olmuştu. Nerden iş bulacaktı. Kime dert yanacaktı. Çoluk, çocuk ne yiyip ne içecekti. Eve elektrik ve su parası gelmişti. Ödeme günü gelmiş geçiyordu. Eğer ödeyemezse elektriğini, suyunu keserlerdi. Elektriğin kesilmesi o kadar fazla sorun olmazdı, zira mumla idare ederlerdi ama suyun kesilmesi çok fena olurdu. Barış Sokağında kimden bir yudum su isteyecekti? Yüzünün damarları gerilmişti. Kendisini hüzünlü gözlerle seyreden arkadaşlarını süzdü mahzun bakışlarla. Hüsamettin’in yanına vardı elini uzattı. - Gardaş böyle olmasını istemedim, hakkınızı helal edin. Yunus galfama söyle o da hakkını helal etsin. İstemeden oldu. Eşref başgomser ağzımdan laf almaya çalıştı şuursuzca galfamı ele verdim. Keşke dilim gopsaydı da onu ele vermiyeydim. Oldu bi kere. Ok yaydan çıkınca geri dönmüyo... İnşaatın muhtelif mahallerinde çalışan işcilere de el etti Hüseyin: - Gardaşlar hakkınızı helal edin, goley gelsin... Başı önde inşaat alanını terketti. Nereye gideceğini, ne yapacağını bilemiyordu. Karısına çocuklarına ne diyecekti. Akşam eve hangi parayla ekmek götürecekti? Sahil yoluna çıktı. Günbay beyin oğlunun denize düştüğü yere gelince korkuyla ardına bakmıştı gayri ihtiyari. Bu sıkıntı arasında bir de onlarla uğraşmak istemiyordu. Denizin kenarına oturdu. Bacaklarını boşluğa salmış arkasını yola dönmüştü. Bu şekilde yoldan gelip geçenler kendini tanımazlar diye düşünmüştü... ¥ DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT